Şerefli, yeni eğitim öğretim yılının eğitim çalışanları, öğrenciler, veliler ve millet için hayırlı olmasını dileyerek, ülkenin geleceğe güven ve refah içinde taşınabilmesi için nitelikli ve verimli eğitim politikalarının geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğini ifade etti.
Eğitimde olumlu adımların istikrarlı biçimde sürdürülmesi ve sorunlara çözüm odaklı yaklaşılması gerektiğini vurgulayan Şerefli, eğitim çalışanlarının çalışma şartlarının iyileştirilmesinin de eğitim sisteminin geleceği açısından önem taşıdığını kaydetti.
“Pısa 2025 Sonuçları Umut Veriyor”
Şerefli, yeni eğitim öğretim dönemine umutla bakılmasını sağlayan gelişmelerin başında PISA 2025 sonuçlarının geldiğini belirtti.
Türkiye’nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarında ortaya koyduğu başarının, son yıllarda eğitime yapılan yatırımların yanı sıra öğretmenlerin emeği, gayreti ve fedakârlığının da sonucu olduğunu ifade eden Şerefli, elde edilen başarıda büyük pay sahibi olan öğretmenlere teşekkür etti.
Ancak PISA 2025 sonuçlarının bölgeler ve okul türleri arasındaki başarı farklarının arttığına da işaret ettiğini belirten Şerefli, eğitimde eşitsizliğin giderilmesi için atılması gereken adımlar bulunduğunu dile getirdi.
Pıktes İstihdamına İlişkin Değerlendirme
Şerefli, mülakat mağduru öğretmenlerin atama taleplerinin karşılanması ve mağduriyetlerin PIKTES öğretmen alımı süreci üzerinden giderilmesini önemli bir çözüm adımı olarak değerlendirdi.
İller arası mazerete bağlı yer değişikliğinde ikinci bir hak tanınması ile 2023'te atanan sözleşmeli öğretmenlere yer değişikliği imkânı verilmesinin de eğitim çalışanlarının beklentilerine karşılık veren adımlar olduğunu belirtti.
Bununla birlikte öğretmen açığı, öğretmen istihdamının bölgeler arasındaki dengesiz dağılımı, iş güvencesinden yoksun ücretli öğretmenlik, sözleşmeli öğretmenlik, yer değişikliği taleplerinin karşılanamaması, kariyer basamaklarına esas hizmet süresinin tespitindeki eksiklikler ve ek ders ücretlerinin yetersizliği gibi sorunların devam ettiğini söyledi.
Şerefli ayrıca okul yöneticiliğinin kariyer mesleği yerine ikincil görev olarak yürütülmeye çalışılması, norm kadro fazlası personel sorunu, norm kadro fazlası personelin sürekli yer değişikliğine tabi tutulması, okulların güvenlik görevlisi, yardımcı personel ve bütçe sorunları ile eğitimde şiddet konularında da beklentileri karşılayan adımların atılması gerektiğini kaydetti.
“Eğitim Çalışanlarının Sorunları, Eğitimin Sorunlarıdır”
Eğitimde vakit kaybına tahammül bulunmadığını ifade eden Şerefli, çözüm bekleyen çok sayıda sorun olduğunu belirtti.
Bu sorunların ertelenmeden çözülmesi gerektiğini vurgulayan Şerefli, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının görevlerine yüksek motivasyonla başlamalarını sağlayacak, çalışma şartlarını iyileştirecek adımların atılmasının ülkenin geleceği açısından önemli olduğunu söyledi.
Şerefli, yetkililere eğitim çalışanlarının beklentilerini karşılayacak ve çalışma şartlarını iyileştirecek politikalar geliştirme çağrısında bulundu.

Sendikanın Eylem Kararları Devam Ediyor
Şerefli, Eğitim-Bir-Sen olarak yeni eğitim öğretim yılında eğitim çalışanlarının kamu hizmetinin saygınlığına ve devlet memuru vakarına uygun olmak kaydıyla kendi belirleyecekleri kılık kıyafetle görevlerini yerine getirmelerine yönelik eylem kararını yenilediklerini açıkladı.
Bunun yanında proje görevi, ev ve kurum ziyaretleri, öğrenci ve veli ziyaretleri, öğrenci koçluğu, adli kurumlarda icap görevi, sosyal çalışmacı görevlendirmeleri, servis kontrolü ve okul dışı nöbet görevi gibi ücreti ödenmeyen ve öğretmenlik mesleğinin görev tanımında bulunmayan çalışmalara gönüllülük esasına göre katılım sağlanmasına ilişkin eylem kararlarının sürdüğünü belirtti.
Şerefli, nöbet görevinin haftada bir gün yapılması ve ücreti ödenmeyen ikinci nöbet görevinin yerine getirilmemesine yönelik kararların da devam ettiğini ifade etti.
Hafta içi mesai saatleri sonrasında ve hafta sonlarında katılımın zorunlu tutulduğu kurs, seminer, çalıştay, toplantı, gezi, tören ve benzeri mesleki çalışmalara katılmama ile ortaokul ve liselerde “Öğrenci Gelişim Raporları”nın gönüllülük esasına göre hazırlanmasına ilişkin eylem kararlarının da yeni dönemde devam edeceğini söyledi.
Bakanlığın, öğretmenlik mesleğinin parçası olmayan ve yasal dayanağı bulunmayan sorun alanlarına zorlama ve dayatmalarla değil, yapıcı, sürdürülebilir, kapsayıcı ve kabul edilebilir çözüm önerileriyle yaklaşması gerektiğini kaydetti.
“4+4+4 Sistemi Tüm Yönleriyle Ele Alınmalı”
Eğitim-Bir-Sen tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Zorunlu Eğitim Sistemi’ne Yönelik Saha Araştırması”nın, zorunlu eğitim sisteminin son dört yılının yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Şerefli, zorunlu eğitim süresinin toplumun beklentileri ve hayatın gerçekleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Şerefli, esnek ve modüler yapıya sahip ortaöğretim modelleri üzerinde çalışma yapılması gerektiğini belirterek, atılacak adımların eğitim paydaşları ve toplumun geniş kesimlerinin katılımıyla tasarlanması gerektiğini ifade etti.
Bu kapsamda “4+4+4” zorunlu eğitim sistemini ve değişiklik taleplerini ele alacak özel bir Millî Eğitim Şûrası toplanması çağrısında bulundu.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İçin Sadeleştirme Çağrısı
Şerefli, öğrencilerin bütüncül gelişimine önem veren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin kavramsal beceriler, eğilimler, alan becerileri ve sosyal-duygusal öğrenme becerilerini Erdem-Değer-Eylem modeli üzerinden ele aldığını belirtti.
Modelin uygulama sürecinde karşılaşılabilecek zorlukların giderilmesi amacıyla müfredatın yapısal bileşenlerinde bazı sadeleştirmeler yapılması gerektiğini ifade eden Şerefli, bunun öğretmen ve öğrencilerin modeli daha etkin benimsemesine katkı sağlayacağını söyledi.
Modelin sürdürülebilirliği için öğretmenlerin sürekli desteklenmesi, hizmet içi eğitimin yaygınlaştırılması ve kapsayıcılığının artırılması ile öğretmenlere yardımcı araçların geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Eğitim Çalışanlarının Ücretlerinde İyileştirme Talebi
Şerefli, enflasyonist ortamın alım gücünü düşürdüğünü ve ekonomik toparlanmanın sabit gelirlilerin gelirlerine yeterince yansımadığını belirterek, eğitim çalışanları ile kamu görevlilerinin alım gücündeki erimeyi telafi edecek gerçek bir iyileştirmenin hayata geçirilmesini istedi.
Öğretmen, eğitim çalışanı, memur ve emeklinin enflasyon yükünün seyyanen zamla giderilmesi gerektiğini belirten Şerefli, maaş ve ücretlerin artan enflasyona göre güncellenmesini ve kayıpların telafi edilmesini talep etti.
Orta Vadeli Program'da planların revize edildiği bir dönemde eğitim çalışanlarının ücretlerinin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Şerefli, aile dostu vergi politikalarının uygulanmasını ve gelir vergisinin memurlar için yüzde 15'e sabitlenmesini istedi.
Şerefli ayrıca evliler için yüzde 2,5, her çocuk için yüzde 2,5 indirim yapılmasını ve üç çocuk sahibi olunduğunda gelir vergisinin toplam 10 puan aşağı çekilmesini talep etti.
Eğitimde Şiddete Karşı Koordinasyon Çağrısı
Okullarda giderek artan şiddetin münferit olaylar olmaktan çıkarak iş güvenliği sorununa dönüştüğünü belirten Şerefli, eğitim çalışanlarına yönelik saldırıların eğitim ortamını ve toplumsal huzuru tehdit ettiğini söyledi.
Eğitimde şiddetle mücadelede etkili, önleyici ve caydırıcı tedbirlerin alınması gerektiğini belirten Şerefli, mevcut önlemlerin gözden geçirilmesini ve öğrenci disiplin yönetmeliğinin yenilenmesini istedi.
Dijital ve sanal medya platformlarının çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerinin kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini ifade eden Şerefli, şiddeti teşvik eden ve ahlaki yozlaşmaya neden olan sosyal medya içeriklerine karşı tedbir alınması çağrısında bulundu.
Ailelerin çocuk gelişimi, dijital riskler ve davranış yönetimi konularında destekleneceği sürekli eğitim mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Şerefli, eğitimde şiddetle mücadelede olay sonrası müdahale yerine önleyici ve erken müdahale yaklaşımının esas alınmasını istedi.
Okul, sosyal hizmetler, sağlık ve güvenlik birimlerinin birlikte çalışacağı entegre erken uyarı sistemlerinin kurulması gerektiğini belirten Şerefli, öğretmenlerin sınıf yönetimi, kriz yönetimi ve şiddetle baş etme becerilerini güçlendirecek uygulamalı eğitimlerin yaygınlaştırılmasını talep etti.
Her Okula Rehber Öğretmen Normu
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin öğrencilerin akademik, psikolojik, sosyal ve fiziksel gelişimlerinin desteklenmesi açısından önem taşıdığını belirten Şerefli, bu hizmetlerin okul devamsızlığı, okul terki, şiddet, akran zorbalığı, siber zorbalık ile madde ve teknoloji bağımlılığı gibi sorunlara yönelik profesyonel müdahalelerde önemli rol oynadığını ifade etti.
Şerefli, öğrenci sayılarına bakılmaksızın her eğitim kurumuna bir rehber öğretmen normu verilmesini ve okullardaki rehberlik hizmetlerinin artırılmasını istedi.
“Eğitimde Kadrolu İstihdam Esas Olmalı”
Mevcut eğitim sisteminin niteliğinin artırılması ve okullar ile bölgeler arasındaki kalite farkının azaltılması için öğretmen açığının giderilmesi gerektiğini belirten Şerefli, sınıflarda yalnızca kadrolu öğretmenlerin bulunması gerektiğini savundu.
Yeterli aday bulunmasına rağmen ihtiyaç duyulan atamaların yapılmamasının izahının olmadığını belirten Şerefli, öğretmen atamalarının ihtiyacı karşılayacak şekilde gerçekleştirilmesini istedi.
Ücretli öğretmenlik uygulamasının kaldırılması gerektiğini ifade eden Şerefli, ücretli öğretmene ihtiyaç duyulan okul ve sınıflardaki açığın kadrolu öğretmen atamasıyla giderilmesi çağrısında bulundu.
Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının da kaldırılması ve sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi gerektiğini belirten Şerefli, kadroya geçiş konusunda kalıcı bir düzenleme yapılıncaya kadar sözleşmeli öğretmenlere başta mazerete ve isteğe bağlı yer değişikliği olmak üzere kadrolu öğretmenlere tanınan hakların verilmesini talep etti.
3600 Ek Gösterge Talebi
Kamu personeli arasındaki çalışma barışı ve iş huzurunun sağlanması için kamu personel rejiminde kademe ve derece ilerlemesi ile ek göstergenin ilişkilendirildiği bir sürecin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Şerefli, her kadro unvanının birinci dereceye yükselebilmesini istedi.
Birinci dereceye erişen kamu görevlilerinin ek göstergelerinin en az 3600 olması gerektiğini ifade eden Şerefli, toplu sözleşmede karar altına alınan yasal düzenleme çalışmasının ivedilikle hayata geçirilmesini talep etti.
Öğretmenlerin Yer Değişikliği Sorunlarına Çözüm
Öğretmen atama ve yer değiştirme işlemlerindeki tasarım eksikliklerinin eğitim öğretim faaliyetlerini sekteye uğratacak boyuta ulaşabildiğini belirten Şerefli, taleplerin karşılanamamasının mağduriyetlerin yanı sıra çalışma barışını ve motivasyonu da olumsuz etkilediğini söyledi.
Dezavantajlı ve elverişsiz şartların bulunduğu yerleşim yerlerinde görev yapan eğitim çalışanları için gönüllülüğü esas alan tedbirlerin alınmasını isteyen Şerefli, makul ve kalıcı bir atama ve yer değiştirme sistemi kurulması gerektiğini ifade etti.
Bakanlığın norm kadro esaslarını bölge ve okul bazında esnek hale getirmesi, kariyer basamaklarında pozitif ayrımcılık gibi uygulamalarla esnek çözümler geliştirmesi gerektiğini kaydetti.
“Resen Atamalar Tamamen Kaldırılmalı”
Şerefli, resen atamaların oluşturduğu sosyal maliyet ve mağduriyetin dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Ailelerinden ve evlerinden kilometrelerce uzaktaki okullara ve ilçelere resen atanan öğretmenlerin ulaşım nedeniyle zaman ve maliyet açısından ağır bir yükle karşı karşıya kaldığını ifade eden Şerefli, uzun ulaşım sürelerinin aile hayatını da olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Geçmiş yıllarda norm kadro fazlası öğretmenlerin resen atama işlemlerine karşı açılan davalarda verilen kararların ve gerekçelerin dikkate alınması gerektiğini belirten Şerefli, Bakanlığın resen atamalarda acele etmemesi ve mağduriyetleri önleyecek tedbirler alması çağrısında bulundu.
Zor Bölgeler İçin Teşvik Talebi
Bazı bölgelerde kalıcı öğretmen istihdamının sağlanamamasının bölgeler arasındaki başarı farklarının ve eğitimde eşitsizliğin nedenlerinden biri olmaya devam ettiğini belirten Şerefli, öğretmen açığının giderilmesi için daha cazip yöntemlerin uygulanmasını istedi.
Zorunlu hizmet yükümlülüğü ve üç yıl zorunlu çalışma süreli sözleşmeli öğretmen istihdamının soruna kalıcı çözüm getirmediğini ifade eden Şerefli, Eğitim-Bir-Sen'in toplu sözleşme talepleri arasında yer alan ilave özel hizmet tazminatının uygulanmasını talep etti.
Şerefli, zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapan eğitimcilere illerin mahrumiyet durumlarına göre yüzde 10 ila yüzde 90 puan arasında ilave özel hizmet tazminatı ödenmesinin hem eğitim çalışanı açığının giderilmesi hem de çalışanların yaşadığı mağduriyetlerin azaltılması açısından gerekli olduğunu belirtti.
Eğitim Yöneticiliği Profesyonel Meslek Olmalı
Eğitim yönetimindeki temel sorunlardan birinin yönetici seçme ve atama süreçlerinde belirsiz ve kestirilemez politikaların izlenmesi olduğunu belirten Şerefli, uzun vadeli ve kalıcı bir yönetici modeli oluşturulması gerektiğini söyledi.
Bir eğitim kurumuna öğretmen olarak atanabilme yeterliliğine sahip olmanın, yöneticiliğe atanabilmenin ilk şartı olması gerektiğini ifade eden Şerefli, eğitim kurumu yöneticiliğinin ikinci görev kapsamından çıkarılarak kadrolu bir meslek haline getirilmesini istedi.
Yönetici atamalarının yazılı sınav puanı ile nesnel kıstaslara dayalı mesleki çaba ve başarı ölçümü üzerinden yapılacağı bir sisteme ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.
Ek Ders Ücretleri Artırılmalı
Ek ders esaslarında ücret dengesizliğine ve mağduriyete neden olan hükümlerin uzun süredir değiştirilmediğini belirten Şerefli, 2006 yılından bu yana ek ders ücretlerine esas gösterge rakamlarında değişiklik yapılmadığını ifade etti.
Branşlara göre ek ders ücretlerindeki adaletsizliklerin ve okul türlerine göre yöneticilere verilen ek ders ücretleri arasındaki farklılıkların giderilmesini isteyen Şerefli, ek ders birim ücretlerinin en az iki kat artırılması çağrısında bulundu.
Hazırlık Ödeneği Tüm Eğitim Çalışanlarına Ödenmeli
Şerefli, 657 sayılı Kanun'un ek 32'nci maddesine göre ödenen öğretim yılına hazırlık ödeneğinin yalnızca öğretmenlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.
Millî Eğitim Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatlarında eğitim öğretim hizmetlerinin yürütülmesine emek veren tüm hizmet sınıflarındaki eğitim çalışanlarının da bu ödenekten yararlanması gerektiğini söyledi.
Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Sınavları Yapılmalı
Son görevde yükselme sınavının Mart 2026'da yapıldığını belirten Şerefli, geçen süre içerisinde görevde yükselme ve unvan değişikliği kapsamındaki kadrolarda çok sayıda münhal kadro oluştuğunu ifade etti.
2021 yılından bu yana Bakanlık tarafından unvan değişikliği sınavı yapılmadığını belirten Şerefli, bu nedenle Bakanlık çalışanlarında yeni sınavların gerçekleştirilmesine yönelik haklı bir beklenti oluştuğunu söyledi.
Eğitim-Bir-Sen olarak Kurum İdari Kurulu toplantılarında görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının ivedilikle gerçekleştirilmesi ve en geç iki yıllık periyotlarla tekrarlanması talebini dile getirdiklerini aktaran Şerefli, son Kurum İdari Kurulu Çalışma Raporu'nda talebin kabul edildiğini ve gerekli çalışmaların Personel Genel Müdürlüğü tarafından başlatılması yönünde karar alındığını belirtti.
Şerefli, Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında norm kadro açığı ve hizmet gereklerine göre belirlenen münhal kadrolar için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının açılmasını ve sınav takviminin ivedilikle ilan edilmesini istedi.
Hizmetli ve Memurların Hakları İyileştirilmeli
Eğitim öğretim hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi için görev yapan genel idare hizmetleri, teknik hizmetler, yardımcı hizmetler ve diğer hizmet sınıflarındaki çalışanların mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini belirten Şerefli, eğitim öğretim sınıfı çalışanlarına tanınan hakların bu personele de verilmesini istedi.
Yardımcı hizmetler sınıfı çalışanlarının görev tanımlarındaki belirsizliğin giderilmesini talep eden Şerefli, aşçıların teknik hizmetler sınıfına, bütün yardımcı hizmetler sınıfı çalışanlarının ise genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Hizmetli ve memurların görev tanımlarının netleştirilmesini isteyen Şerefli, “Yöneticilerin verdiği diğer görevleri yapar” şeklindeki ifadelerin yer aldığı mevzuat hükümlerinin değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.
İkili eğitim yapan kurumlar başta olmak üzere haftada 40 saatin üzerinde çalışan hizmetlilere fazla çalışma ücretinin ödenmesi veya personel yetersizliği gerekçesi aranmaksızın fazla çalışma karşılığı izin hakkından yararlanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi.
Şube Müdürü ve Şeflerin Sorunları Çözülmeli
Şube müdürü ve şefler başta olmak üzere yönetim hizmetleri kadro grubundaki çalışanların görev, yetki ve sorumluluklarının genişliğiyle uyumlu olmayan özlük haklarına sahip olduğunu belirten Şerefli, bu hakların sorumluluklar dikkate alınarak iyileştirilmesini istedi.
Rotasyondan kaynaklanan sorunların da çözülmesi gerektiğini ifade eden Şerefli, eğitim öğretim hizmetleri sınıfı kökenli şube müdürlerine ilave özel hizmet tazminatı getiren düzenlemenin yerinde olduğunu ancak kariyer basamaklarından yararlanamamaları nedeniyle oluşan kayıpları gidermediğini belirtti.
Öğretmen unvanını elde etmiş tüm eğitim çalışanlarının kariyer basamakları kapsamında unvan ve mali haklardan yararlanabilmesi gerektiğini söyledi.
Okullarda Yardımcı Personel İhtiyacı Kadrolu İstihdamla Karşılanmalı
Okullarda temizlik ve güvenlik gibi hizmetlerin sağlıklı biçimde yürütülebilmesi için yeterli sayıda yardımcı personelin bulunmasının zorunlu olduğunu belirten Şerefli, yardımcı personel ihtiyacının kalıcı biçimde karşılanması gerektiğini ifade etti.
Okulların yardımcı personel ihtiyacının kadrolu memur statüsündeki personelle karşılanamaması nedeniyle bu hizmetlerin okul-aile birlikleri veya İŞKUR yönetimindeki geçici istihdam programları üzerinden yürütülmeye çalışıldığını belirten Şerefli, İşgücü Uyum Programı'nın iş güvencesi, gelir ve sosyal güvence açısından kalıcı bir çözüm sunmadığını savundu.
Okulların açılmasına rağmen çok sayıda okulun yardımcı personel ihtiyacına ilişkin belirsizliğin giderilemediğini belirten Şerefli, sınıf ve öğrenci sayısı, personel sayısı ve okulun büyüklüğü gibi kriterler dikkate alınarak her okula özel ödenek tahsis edilmesini istedi.
Eğitim Yöneticilerinin Kariyer Hakları Tanınmalı
Şerefli, millî eğitim uzmanı, bakanlık müfettişi, il millî eğitim müdürü ve yardımcısı, ilçe millî eğitim müdürü, araştırmacı, şube müdürü, eğitim müfettişi, eğitim müfettiş yardımcısı, şef ve eğitim uzmanı kadrolarında görev yapan ve gerekli hizmet süresini tamamlayanlara uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanına dayalı hakların tanınmasını talep etti.
Öğretmen unvanına sahip olmakla birlikte fiilen öğretmenlik yerine başka görevlerde görevlendirilen öğretmenlerin de uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanlarına dayalı haklardan yararlanması gerektiğini ifade etti.
Proje Okullarında Mağduriyet Yaşanmamalı
Özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına öğretmen ataması ve yönetici görevlendirme süreçlerinin Millî Eğitim Bakanlığı'nın takdirine dayalı olarak yürütüldüğünü belirten Şerefli, tercihte bulunan çok sayıda öğretmen ve yöneticinin bu okullara atama veya görevlendirmelerinin yapılmadığını söyledi.
Görevlerini başarıyla sürdüren öğretmen ve yöneticilerin başarısızlık, yetersizlik veya disiplin cezası gibi somut bir gerekçe bulunmaksızın atama ve görevlendirme taleplerinin karşılanmamasının hak ihlali olduğunu savunan Şerefli, görevleri sona eren öğretmen ve yöneticilerin atanacakları eğitim kurumlarının tercihlerine göre belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
Şerefli, proje okullarında takdir yetkisine dayalı tasarruflarla öğretmenlerin mağdur edilmemesi çağrısında bulundu.





