İnsan hayatı çelişkilerle doludur. Yaşamımız boyunca birçok konuda çelişkiye düşeriz. Peki, bu çelişkilerin bizde oluşturduğu karmaşalardan kurtulmanın yolu mantığımız mıdır? Yoksa duygusal dünyamız mı?
Çağlar boyu birçok düşünür hep bu soruya cevap aramıştır. Her zaman olduğu gibi tek bir sonuca varmak mümkün olmamıştır. Kimi düşünüre göre karmaşalardan kurtulmanın tek yolu akıldan geçer. Bazı düşünürlere göreyse kurtuluş bir tek kalptedir. Yani kalbin sesini dinlemektedir. Bu iki yargının da yanlış olduğunu savunamayız. İllaki birine karar vermek gerekirse; doğru kararın mantıkla duyguların buluştuğu noktada olduğu kanaatindeyim.
Yaşamımız boyunca karşılaştığımız birçok olayda birer kararsızlık çerçevesine gireriz. Çoğu zaman oyunu mantığımızla mı yoksa duygularımızla mı oynayacağımıza karar vermekte güçlük çekeriz. Eğer karşılaştığımız olaylardan mutlu ayrılmak istiyorsak, ne mantığımızı ne de duygularımızı ihmal etmeliyiz. Oyunun içerisine her iki kartı da dahil etmekte geç kalmamak gerekir. Mutluluğu ancak bu şekilde yakalarız.
Hayat zaman zaman kısa, zaman zaman uzun vadeli oyunlardan oluşan bir döngüden ibarettir. Sonu belli olan bu döngüden mutlu ayrılmanın tek yolu, hem mantığımızı hem de duygularımızı ihml etmemektir.
Kısacası hayat, mantık ve duyguların tıpkı suyla ateşte olduğu gibi birbirine kurduğu oyunlardan ibarettir. Bu oyunda önemli olan kartları doğru oynayabilmektir.