8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınları sokağa dökmek, birilerinin amacına alet olmalarını sağlamak,  anarşi ve terörün oyuncağı   yapmak doğru bir hareket  değildir. Fitne ve fesat çıkaran bölücü hainlere fırsat vermiş oluyoruz. Ne yazık ki,  her çağda kadın hakları çiğnenmiş, kadınlar insanların kötü emellerine tutsak edilmiş, art niyetli insanların oyuncağı olmaktan kurtarılamamıştır.
Kim ne denli tartışırsa tartışsın, İslam’ın kontrolünde gelişen kadın hakkı, kadınları ailenin baş köşesine  yerleştirmiş, namus, haysiyet ve şeref timsali olarak baş tacı yapmıştır. Türk ve İslam kültüründe kadın anadır, kadın yardır, kadın sevgilidir, kadın hayattır... Korunması gereken,  sahip çıkılması zorunlu olan bir Tanrı emanetidir!
Kadın hakları konusunda yazılması gereken çok şey var. Elbette öncelikle bu bir inanç ve eğitim işidir.  Kadına şiddet ne denli iğrençse, kadının reklam ve fuhuş aracı olarak kullanılması da o denli iğrenç bir davranıştır.
Şeref ve şahsiyetin timsali, namusumuzun ve ahlakımızın temsilcisi kadınlarımız, bacılarımız, analarımız baş tacı edilmesi gereken varlıklarımızdır.  Bu denli kıymetli  ve şerefli olan kadınlarımızı eğitmek, yetiştirmek ve hayata hazırlamak hepimizin görevi olmalıdır.
Sadece kadınların  değil, erkeklerin de  eğitimi  önemlidir. İnanç değerleri, namus haysiyet ve din değerleri ahlaki ölçüler olmadan kadın hakkı korunamaz. 20. Asırda, uzay çağında kadının düştüğü ahlaki bataklık hepimiz için (insanlık adına)  yüz karasıdır. Reklama, fuhuşa, ahlaksızlığa ve sekse malzeme yapılan kadınların olduğu garip bir dönemde kadın haklarını tartışmamız ne derece doğru olur.. Öncelikle bu ahlak dışı  kepazeliğin ilerleyişine dur denilmelidir. 
Kadının zorla  alıkonulması,  gayri ahlaki şartlarda  çalıştırılması, fuhşun batağına itilmesi, seks sektöründe insanlığından  çıkarılması kadına şiddet kadar önemlidir. Kadına şiddetle mücadele ettiğimiz kadar bu ahlaksız tutumlarla  da mücadele etmemiz bir insanlık görevidir.. 
Kadınlara baskı yapılmasını, öldürülmesini, işkenceye maruz kalmasını, evde cezalandırılıp baskı altında tutulmasını onaylayamayız. Bu bir eğitim ve inanç eksikliğidir. Yüce dinimizin rehberi Sevgili Peygamberimiz kadın haklarına saygı konusunda inananları uyarmış, kadını Allah’ın  bir emaneti olarak takdim etmiştir. Cenneti anaların ayakları altına sererek kadın haklarına saygılı olmanın mükâfatını müjdelemiştir.
Kadınları  ikinci sınıf insan olarak niteleyen kültür bizim kültürümüzde yoktur. Kadını hor gören tutum bizim inancımızda kabul görmez.  Kutsal dinimizi bilmeyen zavallılar, ya da art niyetliler İslam kültürünü bu konuda yargılama sevdasındadırlar.
Türk tarihi incelendiğinde ve  İslam Tarihi araştırıldığında kadın haklarına en çok değer veren ve kadını yücelten, baş tacı eden  davranışın  Türk-İslam kültüründe olduğunu görürler. Ortaçağ Avrupa sının, cahiliye zihniyetinin kadın düşmanlığını bizimle bağdaştıranlar Türk-İslam kültüründen habersiz olan zavallı insanlardır. Ya da Türk-İslam kültürüne düşman olan zevatlardır..
Kadın ana, kadın yar, kadın sevgili-eş, kadın ailenin huzur kaynağıdır. Aileyi ayakta tutan, aile mutluluğunu koruyan, çocukları hayata hazırlayıp  yetiştiren Ana’dır kadın... Türk toplumunda kadının  yerini-önemini tartışmak anlamsız kalır. Ancak bunu cahiliye toplumlarında konuşabilirsiniz.
Şahsiyetli Türk Analarına düşen görevler kadar biz erkeklere de  düşen görevler vardır. Kadına ve kadın haklarına dini, insani, vicdani ve ahlaki ölçülerde sahip çıkmak ve kadını evinin şahsiyetli  hanımı yapmaktır. Namus ve şeref timsali kadınlarımız;  sizleri yüce yaratanın buyruğu ile selamlıyor, Peygamberimizin emaneti olarak bağrımıza basıyoruz. Gününüz  de kutlu olsun!