YOZGAT'ın dünü yok edilmiş, yarını birilerinin 'rant sevdası' uğruna yok edilip, önü tıkanmış bir şehir. Tarihi yapılar, caddeler, sokaklar, asırlık ağaçlar birbiri ardına yok edilmiş. Birileri imar alanına daha fazla konut, işyeri sığdırabilmek için 30 santim, iki metre yolu gaspetmiş. Başkaları tarihi yapıları yıkmış, yıkamadıklarının isimlerini değiştirip, bu ilin tarihini ortadan kaldırmış. Daha fazla rant elde edebilme adına şehrin en eski mahallesindeki tarihi yapılar yıkılıp, planlı, düzenli mahalle görüntüsü çarpık bir yapı yığını haline getirilmiş. Ve biz hale 'trafik sorununu' tartışıyoruz...
Sorun ne dünün ne de bugünün sorunu. Yaşadığımız sorunları bundan sonraki süreçte de yaşamaya devam edeceğiz. Devam etmemesi için atmış olduğumuz bir adım, yapmış olduğumuz bir eylem yok. Ama hepimiz konuşuyoruz. Hepimiz, söylemlerimizi bulabildiğimiz bir internet sayfasından paylaşıyoruz. Birileri de buna alkış tutuyor. Ama hiç birimiz sahaya inip, 'ne oluyor kardeşim!' deme zahmetine katlanmıyoruz. Katlanmayınca dün var olan sorun, bugün de varlığını sürdürüyor. O halde bu kafayla yarında sürdürecektir...
CUMHURİYET MEKTEBİ
Cumhuriyet Mektebi, Yozgat'ın tarihi yapılarından bir tanesi. Bozok Üniversitesi Rektörlük Binası yapıldı. Binanın girişindeki 'Cumhuriyet Mektebi' yazısının üzerine iğreti bir tabela takıldı. Anlatıyorlar... 'Başka şehirlerde, başka ülkelerde tarihi dokuların özelliğini bozamazsızın, ismini değiştiremezsiniz' diyorlar. Bunu diyenler, Yozgat'taki tarihi binaları yıkıyor, isimlerini değiştiriyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Ses çıkmayınca, birileri kendisini haklı buluyor. Yaptığı eylemin doğru olduğuna inanıp, devam ediyor. Sonra 'üzüm üzüme bakarak karar' anlayışı ile konu başka mecralara taşıyor. Bir kooperatif, mevcut bina alanına 80 yerine 120 konut sığdırabilmek için çabalıyor. Birileri çıkıp, 'ne olacak!' diye baskı kuruyor. Kooperatif konutlarının inşaatı yola taşıyor. Dün 3-5 aracın bile geçmediği yol bugün ana yollara alternatif olarak kullanılacak. Ama kullanılamıyor. Çünkü, dün 'ne olacak!' denilerek, daralan yoldan bir araç geçemiyor. Yol kenarları park alanı olarak kullanılıyor.
Mesele şu; biz İmama uyuyoruz. İmamın her söylediğini doğru kabul ediyoruz. Kişisel menfaatlerimizi ön planda tutuyoruz. 'Herkes alkışlıyor, ben de alkışlmayayım' anlayışı, orata bu sorunların çıkmasını sağlıyor. Sağlamakla kalmıyor, daha da büyüyerek gelecek nesillere, çocuklarımıza, torunlarımıza miras olarak bırakıyoruz. Yozgat'ta kimsenin herhangi bir şeyden ötürü şikayet etmeye hakkı yok!.. 'Bu memleket neden sahipsiz?' sorusunu sormaya hakkı yok. Bu memleket bizim. Senin, benim, onun, ötekinin.. Hepimizin. Birilerinin sanih çıkmasını beklemek yerine, bu memlekete biz sahip çıkmak durumundayız. O zaman sornu çözeriz...