GARSON masaya gelip yemek listesini bıraktı, biraz sonra da “Siparişinizi alabilir miyim?” dedi.
Ayşe kadın fasulyesi, ardından kadınbudu köfte, tatlı olarak ta dilberdudağı dedim.
Garson “Peki efendim” deyip siparişleri almaya gitti.
Yemekleri getirdi, yemek sonu hesabı istediğimizde “Efendim bir de vezirparmağımız var, imambayıldı yemeğini de aşçımız çok güzel yapar, öbür gelişinizde aklınızda bulunsun” tembihini yapmayı da ihmal etmedi.
Şu fetvacı! Vatandaşlardan birisi aynı lokantada ve yan masada olsa, verdiğimiz yemek siparişine şahit olsa, son aşamada garsonun tembihlerini de duymuş olsaydı, acaba ne fetva verirlerdi?
Bilemeyiz… Belki de;
“Restoranlarda yemek yemekte caiz değildir!
Yemek isimlerinde kadını çağrıştıranlar yasaklanmalıdır!
Nedir öyle dilberdudağı, kadınbudu köfte?
Bu gibi yemek adları şehveti duyguları kamçılar!
Günaha girersiniz” derlerdi.
“Battaniyelerin şehvete teşvik edebileceğini” söyleyen fetvacılar şu yiyeceklerin adlarını duyunca, nasıl fetvalar vereceklerini merak ediyorum.
“Hanımgöbeği, sütlü Nuriye, dulavrat çorbası, yengen, Leyla tostu, hanım çantası böreği, gelin bohçası…”
Hadi bu çeşitlere bir ilave de benden olsun, uyduruk fetvacı çorbası…
Asansör olayına hiç girmek istemiyorum, sadece şunu söylüyorum; Allah bu gibi fetvacılara akıl, fikir versin.