Acizane Türkiye’nin yakın tarihini okuyan ve araştıran biriyim.
En azından Türkiye’de yaşanan darbe dönemlerini, gençlik hareketlerini bir parça irdeledim.
‘Geçmişten ders çıkarmak’ cümlesini hep kullanan ancak genellikle tatbik etmeyen bir milletiz.
Bazı olaylarda bu yüzden başımıza geliyor ya zaten…
Yozgat’ta, Cumartesi sabahına kadar, İstanbul’da gerçekleştirilen hain terör saldırıları protesto ediliyordu.
Hatta Cumartesi günü, taraftar grupları da meydana çıkarak, İstanbul’daki hain saldırıyı protesto edeceklerdi.
Ancak maalesef araya hepimizi derinden üzen, hain Kayseri saldırısı giriverdi.
Hangisini protesto edeceğiz, hangisini lanetleyeceğiz şaşırdık kaldık.
***
Kayseri’de gerçekleştirilen hain saldırının ardından, özellikle gençler, milli duygularla terör örgütüne ve onun siyasi uzantılarına sert tepkiler ve mesajlar vermeye başladı.
Bazı illerde ise HDP binalarına saldırılar gerçekleşti.
Yozgat’ta bu terör partisinin il teşkilatı bulunmadığı için, bu noktada içimiz rahat.
Ancak!
Özellikle Bozok Üniversitesi’nde meydana gelebilecek herhangi bir olay için ilgililer dikkatli ve duyarlı olmalı diye düşünüyorum.
İlgililer kimdir derseniz, AK Gençlik, Ülkü Ocakları, TÜGVA, Alperen Ocakları gibi ilimizde gençlere yönelik faaliyet gösteren dernek, vakıf ve kuruluşlardır.
***
Sosyal medyayı iyi takip ederseniz, maalesef öfkeye kapılan bazı gençlerin uç mesajlar paylaştığını görmekteyiz.
Geçtiğimiz sene üniversitemizde yaşanan olayları hatırınıza getiriniz.
Küçük kıvılcımlar neredeyse büyük ateşe dönüşmekteydi.
Bazı kendini bilmezler yada provokasyon meraklıları terör ve teröristle alakası olmayan vatandaşımızı veya esnafımızı hedef gösterdi.
Şivesi farklı olan insanlara yönelen ve provoke eden tipler çıkıverdi.
Ancak tüm bunlar yukarıda saydığım dernek başkanlarının sağduyuları ve soğukkanlılıklarıyla önlendi.
Şimdi bu gençlik teşkilatlarının temsilci veya yöneticilerine daha fazla iş düşüyor.
Özellikle üniversitedeki gençlerle bir araya gelmeleri ve gençleri bu konularda uyarmaları gerekiyor.
***
Daha dün, yakın geçmişimizde, gençlerin ne hazin ve üzücü olaylarla karşılaştığını unutmamak gerekiyor.
Yakıp-yıkmakla bir yere varılamayacağını hepsine iyi anlatmak gerekiyor.
12 Eylül’ün ardından türlü işkencelere uğrayan gençlere “Sana neydi lan, devletin sahibi yok muydu!” denilerek işkenceler yapılmadı mı?
O gençlere elektrik verilirken, hatta idam edilirken, “Sen mi kurtaracaktın lan devleti, sen kimsin ulan” denilmedi mi?
Atatürk’ün de belirttiği gibi “Vatanını en çok seven, işini en iyi yapandır”.
O zaman biz gençlerde bu provokasyonlardan uzak duracağız ve en güzel şekilde işimizi yapacağız.
Ülkemize hizmet edeceğiz.
Kaybedecek bir gencimiz daha yoktur.
Sokağa inmemiz gerekirse-15 Temmuz’da yaptığımız gibi- onu da yapacağız.
Ama şimdi vakti ve sırası değil.
Selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*İşsizlik yüzünden göç etmeye devam eden Yozgatlı gençleri
*Şehadete de birlikte uğurlanan Yerköy ve Çiçekdağlı şehitleri.