Sorunların yığınla çoğaldığı bir dönemde aklımıza mukayyet  olma  ve irademizi sağlam olarak kullanabilme maharete tabi gözüküyor. İnsanoğlu,  üzerine  yığınla hücum eden sorunlardan kurtulabilmek için ciddi bir mücadele vermesi gerekiyor. Bu mücadeleyi kaybedenler düşünme ve mukavemet etme yeteneğini de kaybedebiliyorlar…
Dün Yozgat Belediyesi önünde bir bayanın feryadı vardı. Rastgele konuştuğu için derdini anlayabilmek zordu. Ama aklı başında bir insanın tepkisi değil “ Delirme Yurdu” denebilecek seviyede bir tepki  gözlemleniyordu …Bağırma ve feryadı derdini anlatmaktan öte aklı başında olmayan bir insanın tepkisini sergiliyordu.
Yine Belediye caddesinde daha öncede bir bayanın bu tür feryad ve figanını  duymuştum. Bu çığlıkların belediye ile ilgisinin olduğunu düşünmüyorum. Bayanın belediye önünden – hal girişinden başlayan çığlığı Sarraflar Caddesi istikametinde devam etti.  Derdini dinlemek ve anlayabilmek de mümkün değildi zaten.Sağa sola çatıyor, abuk sabuk konuşuyor ne dediği de belli olmuyordu.
Benim dikkat çekmek istediğim konu  şu; İnsanlar yığınla çoğalan dert ve sıkıntılarla karşı karşıya kalıyor ve bu sıkıntılarla  mücadelede yenik düşüyor. Sorunlar taşkın akan sel gibi insanı ezip geçiyor. Çağımızın stres ve sıkıntıları iradeleri zorluyor hatta irademizi yerle bir ediyor. Aklınızı korumanız, iradenize hakim olmanız zor gözüküyor.
İradesi sağlam olanlar bu mücadeleyi kazanıyor ve sıkıntıları bertaraf ede ede hayatını sağlam adımlarla devam ettiriyor..  Aklı başında iradesi sağlam ve mukavemet etme yeteneğini  kazanmış olarak dimdik ayakta kalabiliyor.
İradesi zayıf ve mukavemet gücü düşük olanlar sorunların altında ezilip (Allah korusun) aklını kaybetmiş ve “ Delirme Yurduna” dönüşen hayatta ezilmiş olarak karşımıza çıkıyor abuk sabuk konuşmalarla  tepkisini dışa vuruyor. Sonra da stres ve tepkiye bağlı çılgın ters davranışlar sergilemeye başlıyor. Her g eçen gün abuk- sabuk konuşan kendi kendine feryad eden insanların çoğaldığını görmeye başladık.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki; İnsanımızı bu sorunlara karşı bilinçli hale getirmek ve iradesini güçlendirmek için çalışmalar yapılmalıdır diyoruz.” Delirme Yurdu” na dönüşmemek için kurumların ve yöneticilerimizin de  bilinçlendirilmesi gerekiyor. Sorunlar bizi ezip geçmeden sorunları aşabilmek için bizim irade gücü kazanmış olmamız gerekir.
Bir noktada aile bakanlığımızın, aile doktorlarımızın bu konularda bilinçlendirilmiş olması şart. Tedbirler alınmalı, çareler düşünülmeli ve hayat boyu eğitim devam ettirilmeli . Aileyi koruma, insana sahip çıkma hatta insan aklını koruma ve muhafaza hedefimiz olmalıdır. Yoksa en yakınımızda ters ve delice tepki koyan insanların çoğaldığına tanık olmaya devam edeceğiz.
Sorunlar çoğalacak, stres artacak, dertler zihnimizi kurcalayacak ailemizde huzursuzluk artacak, eşimiz dostumuz bizi zorlayacak irademiz devre dışı kalacak…” Delirme Yurdunun” insanları olarak aklımızla mücadele  etme yeteneğini kaybetmeye devam edeceğiz.
Peki bu sorunlar bizi tehdit etmiyor mu? Evet ediyor, Sinirli, asabi ve hırçın insanlarımız çoğalıyor.  Canavarlaşan ve azmanlaşan sorunların üstesinden gelmek kolay değil.“Cinnet geçirmek” suretiyle   ters davranış  olayları artıyor arkadaşını öldürenler, çevresine zarar verenler, eşini ve dostunu perişan edenler  çoğalmaya  devam ediyor. Deriz ki: “Ey Allahım  “ Delirme Yurdu”n da aklımıza mukayyed  olma yeteneği ver bize..”