O gece, PYD'nin silahlı kolu YPG'ye ait ağır silahlar taşıyan ve içlerinde zıhlı araçlar da olan çok sayıda araç sınırımıza dönük bir şekilde bekletildi. Araçlar farları ve kontakları kapalı şekilde bırakıldı. Darbe başarılı olsaydı Türkiye’ye geçip Anadolu’nun içerisine doğru ilerleyeceklerdi.
Darbe girişimlerinin yapılmasındaki amaç; Türkiye Cumhuriyeti’nin halkıyla beraber sürülmesi, geri kalması ve Avrupalıların elinde olmasıdır. FETÖ, o gün sadece Türkiye’de değil sınırda da darbeye kalkıştı. 15 Temmuz’da Türkiye’nin yönetimi FETÖ’ye geçseydi DAEŞ ve PYD Suriye sınırında Hatay’a, Gaziantep’e, Kilis’e, Şanlıurfa’ya saldıracaktı. 15 Temmuz darbe girişimi sadece ülke sınırlarını kapsayan bir darbe değildi. FETÖ 15 Temmuz’da Türkiye’nin sınırlarını da değiştirmeye çalıştı.
Hedef Türkiye idi, hedef Türkiye’nin bölünmesi ve parçalanmasıydı. Sömürge bir devlet yaratmak istiyorlardı, gelişmemizi durdurmak, Türk ve İslam dünyası ile aramızdaki bağı koparmak birliğimizi bozmak istediler. Sınırlarımız değişecekti, zengin kaynaklarımız Batı ya peşkes çekilecekti. Abi devlet olmaktan ve mazlumlara kucak açabilmekten uzaklaşacak fakir ve yoksul bir konuma düşecektik. Ortadoğu da bir Kürt devleti kurmak Büyük Ortadoğu projesini gerçekleştirmek istediler. Sınırlarımız yeniden çizilecekti, sömürge bir devlet yaratacaklardı. Türk halkı buna dur dedi. İstiklalini ve istikbalini yeniden kazandı.
Hedef Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan değil, hedef Türkiye idi. Bağımlı, sömürge bir ülke istiyorlardı. İsrail’in sınırları genişletilsin, Ortadoğu da Abi bir devlet var olmaya devam etmesin, Türkiye umut olmaktan çıksın, ekonomisi bağımlı, fakir ve yoksul bir ülke olarak kalsın. Büyük projelere imza atan, hızla gelişen ve devleşen Türkiye’nin önü kesilsin, zengin kaynaklarına el konulsun ve iç savaşla, kaosla uğraşan bir ülke olsun. Türk ve İslam dünyası darmadağın kalsın, paralel bir devlet, paralel bir din oluşsun ve İslam yozlaştırılıp “ Ilımlı İslam” adı altında tahrif edilmiş ve bozulmuş bir din olarak kalsın. Yahudi ve Hıristiyan dünyasının karşısında “ Tek Hak din İslam “ olmaktan çıksın.
Sonuç olarak deriz ki: Birlik olmak zorundayız, kucaklaşmak dik durmak zorundayız. Güçlü bir dış politika yürütmek durumundayız. Gerekirse yeni bir Doğu Bloğu kurmalıyız, dost ve kardeş ülkelerle diyalogumuzu geliştirmek zorundayız. Kendi tankımızı, kendi topumuzu ve nükleer silahımızı kurmak, ağır sanayiye yönelmek durumundayız. Dışa bağımlı olmaktan kurtulmalıyız. Terör örgütlerinin ülkemize olan saldırılarını durdurmalı, terörün tüm bağlantılarını yok etmeliyiz. Mülteciler için kapatılan kapıları aralayıp Avrupa ülkelerini zora sokacak ciddi bir göç akımını sağlayabiliriz. İşte o zaman Avrupa bize yalvarsın kapılarınızı kapatın diye ayağımıza gelsin.
Evet başka Türkiye yok, bizim kaçacağımız, sığınacağımız bir başka ülke yok. PKK lısı, PYD lisi, Devrimci Solu, Feto’cusu hep Türk Milletine karşı savaş açmış durumda… Bir olmaktan gayri bir şansımız yok. Ülkemizi korumak üzere yeniden uyanmak ve vatanımıza sahip çıkmak zorundayız. Yeni bir İstiklal Harbi yaşadığımızı unutmamalıyız. Biz bu harbi canımız, kanımız pahasına kazanmak zorundayız. Allah milletimize zeval vermesin! Allah bu milleti korusun ve yüceltsin