Suriye’de malum bir milyon 700 bin Kürt yaşıyor. Sayının son dönemde göçlerle düşmüş olması muhtemel. Bu sayıyla Kürtlerin Suriye’nin güneyinde oluşturmaya çalıştıkları koridoru kontrol etmeleri zor gözüküyor. O zaman ne yapmak lazım?... Türkiye - Suriye sınırını buharlaştırıp Türkiye’nin güneyindeki Kürtlerle Suriye’nin kuzeyindekileri birleştirecek bir formül lazım.
Cizre, Suriye sınırına bitişik, PYD’nin Kuzey Suriye’de ilan ettiği üç kantonun en doğusundaki “Cezire” kantonuna komşu bir ilçedir. Bugün Kürtlerin Suriye ve Irak’ta IŞİD’le yaptıkları savaşın en derin hissedildiği yer Cizre. Cizre’deki hadiseler başlangıç aşamasında 6-7 Ekim tarihlerinde meydana gelen çatışmaların bir uzantısı olarak ortaya çıktı.
Cizre Türkiye - Suriye sınırının en doğusundadır. Sınıra çok yakındır. Hemen güneyinde Cezire kantonu var. Cizre ile Cezire arasındaki sınırı kaldırmak, burayı geçiş noktası yapmak, PKK ile PYD’yi buluşturmayı amaçlamaktadırlar... Cizre’de PPK direnişi başarılı olurlarsa kontrol ettikleri alanı batıya doğru genişleteceklerdir. Hatay’a kadar uzanan bir koridor oluşturacaklar... PKK’nın niyetleri ve planları bu noktadadır.
Cizre’deki çatışmalar PKK’nın gençlik yapılanması olan ve kısaca YDG-H diye adlandırılan Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketiyle, polis, özel harekat ve askerler arasında cereyan ediyor. YDG-H mensupları gece 21.00’den sabaha kadar “Kaplan Timleri” olarak silahlı bir şekilde kimlik kontrolü, araç kontrolü ve üst araması yaparak YDG-H’nin otoritesini tesis ediyor.
Cizre Kürt siyaseti için çok önemli bir yer. 92 nevruzu ve daha sonraki yıllardaki kitlesel gösteriler gibi çok büyük olaylar burada yaşandı. PKK'nın en örgütlü olduğu yerlerden birisi. Şu anki sorun da zaten Cizre'de her şeye rağmen teslim olmayı reddeden 200 YDG-H'linin bulunması. Bunun dışında Suruç katliamı sonrası bölgede başlayan karşı gösteriler ilk olarak Cizre'de başlamıştır. Ancak PKK Cizre'de çok güçlü olduğu için burada gösteriler çok daha şiddetli yaşandı. Diğer yerlerde olaylar durulur gibi olduğu halde Cizre'de durulmadı. Ardından gelen sivil ölümleriyle birlikte işler iyice kontrolden çıktı.
Cizre denince akla hemen hendekler geliyor; hendekler, 6-7 Ekim olaylarından sonra YDG-H’nin hâkim olduğu ve Cizre’nin nüfusunun yaklaşık üçte ikisini kapsayan Cudi, Nur, Yafes ve Sur mahallelerinin sokak giriş-çıkışlarına kazılmıştı. Her mahallede tek giriş ve çıkış bırakıldı. Bu giriş ve çıkışlar yabancıların zor bulacağı karmaşık sokaklardan geçilerek birbirine bağlanıyordu. Bu durum yaklaşık üç buçuk aydır sürüyor. Ancak ilçe merkezinin giriş çıkışlarında, ana caddelerde ve Hizbullah’ın egemen olduğu Kale, Alibey, Dağkapı, Yeni Çarşı’nın tamamında, Nur Mahallesi’nin bir bölümünde hendek bulunmuyor.
TC Devleti Cizre de KCK yapılanmasını temizleyerek bundan sonra şehirlerde yapılacak operasyonların önüne geçmek ve PKK'nın yurt içerisinde yapacağı eylemler için mühimmat elde etmesine engel olmak istiyor. Devlet, Cizre halkının örgüt tarafından istismar edilme ya da öldürülme ihtimaline karşı da halkı korumak adına sokağa çıkma yasağı ilan ediyor. Devlet için de Cizre ve Cizre halkının korunması, kollanması çok önemli…