O dile getirmeden öncede zaten toplumun genelinde bu konuyla alakalı bir hoşnutsuzluk söz konusuydu.
Özellikle Yozgat gibi muhafazakar bir toplum zaten Chopen’in cenaze marşını ve şu saygı duruşunda çalan saçma-sapan müziği kabul edebilmiş ve anlamış değil yıllardır.
Evet şimdi konuyu biraz daha açıyor ve meseleyi izah ediyorum.
Emin Pazarcı’nın gündeme taşıdığı konu özellikle şehit cenazelerimizde ya da resmi törenlerde bandoların cenaze ardından çalmış olduğu Chopen’in meşhur cenaze marşına duyulan halk tepkisiydi.
Özellikle bazı şehitlerimizin cenaze törenlerinde aileler bu marşın çalınmasını istemiyor ve tepki veriyor ancak o acı ve üzüntünün arasında, resmi halde gerçekleşen programa da müdahale edemiyor.
Her boyayı boyadık şimdi sıra buna mı geldi diyenler olabilir.
Devlet laiktir dolayısıyla bu resmi törenlere dini ritüeller eklenemez diyenlerde olabilir.
Ben herkesin düşüncesine saygı duyarken, toplumun bu konudaki düşünce ve hassasiyetlerini de dile getiririm.
Nasıl olsa Yozgat’ın önemli sorun ve sıkıntılarını manşetlerine taşıyan önemli kalem üstatları var çok şükür.
Bize de genç bir kalem olarak toplumun istek ve talepleri ile güncel yaşamın içinden bir şeyler karalamak düşüyor.
Cenaze törenlerindeki ölüm marşından törenlerimizdeki saygı duruşu müziğine geçmek istiyorum.
Halk arasında saygı duruşunda çalan bu müziğin nereden geldiğini, kime ait olduğunu bilen yok.
Bilmek zorunda da değil zaten.
Çünkü kendisine ait değil, kendinden bir parça değil, kulağına, gönlüne ve ruhuna hitap eden hiçbir yanı yok.
Bundan dolayı bu müziğe vatandaşlar ‘ti sesi’ adı vermiş.
İnternette de böyle yazarak ulaşabiliyorsunuz müziğe.
Önceki gün Yozgat Müftülüğü Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle bir konferans gerçekleştirdi.
Efendimiz’in(s.a.v) anlatılacağı konferans öncesi katılımcılara bir anons yapıldı.
Şehitlerimiz için bir dakikalık saygı duruşu!...
Akabinde hazır ol vaziyetinde iğrenç ‘ti’ sesi…
Demem o ki Chopen’de, ti sesi de bu topraklara ait değil.
Dünyaya medeniyet öğreten büyük medeniyetin, eşsiz kültüre sahip bir milletin bağrından çıkmış eserler değil.
O yüzden bu tür milli ve manevi programlarımızdan bunların çıkarılması için Ankara’da başlatılan kampanyaya bende Yozgat’tan destek veriyorum.
Bu tür etkinliklerde Chopen ve ti sesi yerine Buhurizade Mustafa Itri’nin tekbiri veya yine bize ait uygun bir marş veya şarkının kullanılmasının uygun olacağı kanaatindeyim.
Zaten programlarda vatandaşları dikkatle takip ederseniz büyük bölümünün ti sesi çalınırken dudaklarından dualar ya da Fatihalar döküldüğüne şahitlik edersiniz.
Ti sesi çalarken robot gibi bekleyen ahalinin, ardından çalan milli ve ebedi marşımız İstiklal Marşı’nda nasıl canlandığını ve gür bir sesle haykırdığını göreceksiniz.
Söylediklerimi basit saçma ve gereksiz bulabilirsiniz belki ama kaybettiğimiz ve yıllardır arayadurduğumuz benliğimize, öz kültürümüze ve medeniyetimize yeniden dönüşün küçük adımlarıdır bunlar.
Bundan dolayı Ankara’dan dile getirilen ve birçok gazete, köşe yazarı, gazi, şehit yakını ve vatandaşın destek sunduğu bu çağrıya bende katıldım.
Selametle.