Hayat ile ölüm ölüm iç içe gardaş kelimeler ama hayata merhaba derken gülüyor, ölüme dönüş yaparken ağlıyoruz. Eşten, dosttan ayrılığın hüznünü yaşıyoruz. Hele ölüm genç olan yakınlarımıza geliyorsa, Yunus Emrenin tabri ile “Gök Ekini Biçmiş gibi” geliyor. Yüreğimizi acıtıyor, içimize hüzün ateşi düşüyor.
Trafik kazalarından pek çekinirim. “Ocağına Ateş Düşme” tanımı trafik kazaları için kullanıyoruz. Ocağına Ateş düşüp ocakları sönen aileler oluyor. Trafik kazalarını Malesef önlemekte zorluk çekiyoruz...
Cemil Eker Hocayı Tayfur Hocamla birlikte tanıdım. Fatma Temel Turhan İlköğretim okuluna uğradıkça merhaba der, hal hatır sorar çayını içerdim. Tayfur Hocayla karşı karşıya otururlar sohbet edip dostluklarını pekiştirirlerdi. İşti bu dostluğa bende tanıklık ederdim.
Cemil hocam, efndi, sakin, sessiz kişiliği ile ilgimi çekerdi. Beyfendi bir arkadaşımızdı. Her selam verişimizde bize karşılık verir halimizi hatrımızı sorardı. Öğretmenliğe yakışan, mesleğin ağırlığını hisseden beyfendi bir insan ile uzun süre dost kaldık. Adam gibi Adam sözcüğünü onun için kullanmak isterim. Adam gibi adam, Öğretmen gibi öğretmen!..
Bir sela ile irkildim, selaya kulak verdim, Onu Trafik kazasında kaybettiğimizi anladım. Önce inanamadım, sordum soruşturdum, olayın doğruluğunu belgeleyince oturup bir dostun ardından bir şeyler karaladım. Eşini, çocuklarını tanımıyorum ama, onun beyfendi kişiliği, gençliği, olgunluğu içime ölüm hüznü ile çöküvermişti. Bir şey karalamak onun ardından duygularımı paylaşmak istiyordum ama elim kaleme varmıyordu. Gerçekten de çok üzülmüştüm.
Gece geç saatlere kadar oturup ölümün hüznünü yaşadım. Sonra bunları dizelere dökmeyi düşündüm, ne yalan söylüyeyim onuda beceremedim. Bir şeyler karaladım, duygularımı payşaltım. İstedimki acımı paylaşacak birilerini bulayım, onlarla konuşayım. Sonra internette onun fotoğraflarını, özel sayfasını buldum. Oraya mesajlar bıraktım... Ölüm den sonra bile sayfanın açık olduğunu görmek ne güzel bir duygu?
İnsanın hayatı ecelle noktalanıyor. Ne yazık ki, bu acı sonucun tarihini, saatini bilemediğimiz için ani kaşılaşılan sonuç bilgilere hayal kırıklığına uğratıyor. Keşke bir ipucu ala bilsekte eşimizle dostumuzla vedalaşa bilseydik diyorum. Asıl üzüntüm de bundan olsa gerekir. Evet Hocama Allah’tan Rahmet diliyorum. Mekanı Cennet olsun. Onun anısına karaladığım düşüncelerimi sizlerle paylaşıyor, eş ve çocuklarına, eğitim camiasına başsağlığı diliyorum.
CEMİL HOCANIN ARDINDAN
Ölümün hüznü çöker omuzlarıma,
Aldırış etmem yalnızlığa,
Bir el uzanır göklerden,
Buz, gibi üşüyen yanaklarıma...
Bir ben ağlarım, bir de gökler,
Yağmur gibi akan gözyaşlarımla,
Hüznün destanını yazmışam arkadaş!.
Ölümüne ferman okuyup da,
Kim kalmış hayatta...
Kaf Dağının ardından yükselen ses,
Hüzün katar damarımdaki kanıma.
Yalnız gecelerimin sessizliği çöker,
Umudu yarım kalan duygularıma...
Zalim kamyonun altından kalkıp,
Ulaşmak isterim çocuklarıma,
Azraille savaşmak yakışmazdı bana,
Deli Dumrul misali kükreyip de,
Meydan okumak isterdim, Trafik Canavarına!.
Alın yazım bu muydu yoksa Allahım!
Umut olmaya çalışırken çocuklaraıma,
Okul yolunda başladığım bir ömrü,
Yine bir okul yolunda tükettim,
Azrail haber vermiş olsaydı eğer,
Çocuklarımı öpüp koklamak isterdim.
Çaresizim, yalnızım, kanadım kırık,
Hayatın çileli yükü var omuzlarımda.
Eşime, çocuklarıma selam söyleyin,
Yeniden tutunsuunlar hayata,
Artık benim için çok geç,
Dua edin, esirğemeyin Fatihalarınızı,
Ne olur Allah Aşkına.......