Çayıralan ilçesine birden fazla çeşitli nedenlerle gitmiş olmama rağmen, güzelliklerini, değerlerini Aytaç Akyudum Su tesislerinin yapımına karar verildikten sonra görüp, tanıyabildim...
Yozgat merkez belediye başkanlığı görevine de talip olan Süleyman Kandemir ile tanışıklığımız uzun yıllara dayanır. Aytaç Akyudum Su tesislerinin yapımında Genel Müdür olarak görev yapan Kandemir'in davetlisi olarak gittiğimiz Çayıralan ilçesinin her bölgesine gidip, görme imkanını bulduk. Geniş ormanlık alan arasından akan menba sularını, zengin mermer yataklarını, kayaların arasından sızan buz gibi sularından içtik...
Çayıralan ilçesinin bu ve benzer özelliklerini daha sonra tek tek ele almak suretiyle anlatmak isterim. Zira her birisi ayrı ayrı ele alınması gereken konular olduğunu düşünmekle birlikte, hepsinin de tanıtıma ihtiyacının olduğunu düşünüyorum. O nedenle bugün Çayıralan ilçesinin özelliklerinden bir tanesini, bal üretimini gündeme taşımakta yarar görüyorum.
Yozgat'ta daha önce Şefaatli ilçesinde, arıcılık faaliyetlerini geliştirmek amacıyla düzenlenen ''Bal Festivali'' etkinliği yanılmıyorsam ikincisi yapıldıktan sonra sonu geldi. Festival kapsamında düzenlenen ilk yarışmaya 10 civarında üretici katılırken, ikinci yarışmaya ancak üç üretici katılmış, ''Ayıp olmasın'' anlayışı devreye sokularak, sayı 5-6'ya yükseltilmişti...
Şefaatli ilçesinden başlatılan ''Bal Festivali'' etkinliği sonraki yıllarda Çayıralan ilçesinde devam ettirildi. Türkiye'nin en kaliteli balı olarak, oldukça iddialı bir sloganla düzenlenen festivale katılan üretici sayısının her yıl artması, bölgede arılıcık faaliyetlerinin de her geçen yıl artması, aynı zamanda da talebin yoğunlaşması anlamına geliyordu...
Çayıralan ilçesinin o meşhur balından satın almak istediğimizi ilettiğimizde bizi bölgenin bal ustası, emekli öğretmenin evine götürdüler. Haberini de yapmıştık, o yıllarda. Yaşlı öğretmen, Köy Enstitüsü Mezunu olduğundan işi biliyor. Emekli olup, ilçeye geldiğinde çiftçilere yönelik eğitim çalışması başlatmış, ilçede arıcılık yapan, ancak istenilen kalitede bal üretemedikleri için de talebi az olan bal üreticileriyle görüşüp, onlara da eğitimler vermek suretiyle daha az maliyetle daha bol ve kaliteli bal üretimini sağlamış.
Çayıralan'da arıcılık faaliyetinde bulunanların yüzde 90'ına yakını emekli öğretmenden dersler almış, bize de anlattı. Daha çok bal alabilmek için arılara doğal ortamlar dışında şeker verilmesinin oldukça sakıncalı olduğu gibi, üretimde kaliteyi düşürüp, daha çok maliyet getirdiği gibi zamanı da aldığının altını çizdi. Bu yüzden de bölgedeki üreticilerin daha fazla zaman harcamadan, düşük maliyetle daha bol ve kaliteli üretim yapabilmelerinin yolunu öğretirken, ''Çayıralan ormanlık bir alan. Rakımı da yüksek. Farklı bitki örtüsü var. Su sorunu da yok. Bu nimetlerden yararlanıp, arıcılık yapmak maliyeti de düşürür, kaliteyi de artırır. İşin sırrı burada'' demişti...
Gerçekten de aldığımız, evlerimize götürdüğümüz balı uzun süre tükettik. Diğerleri gibi kısa vadede eriyip, tutkallaşmadı...