Kıymetli hemşerilerim, bir takvim yılını daha geride bırakıyoruz. Acısıyla, tatlısıyla, hüznü ve sevinci ile sayarken bile zorlandığımız bir 365 gün daha yaşadık. Ama umuyorum ki sevinç ve huzurun daha ağır bastığı bir yıl olmuştur. Gelen 2014 yılının, öncelikle sağlık, daha sonra umduğunuz her ne varsa sizlere getirmesi, milletimiz ve başta Türk-İslam alemi olmak üzere tüm dünyada huzur içinde geçmesini dilerim.
Yeni yılda işverenlerimizin çalışma yaşamına ilişkin ivedilikle yerine getirilmesi gerekli olan yükümlülüklerinin neler olduğuna önümüzdeki yazımızda yer vereceğiz. Bugün çalışma süresine ilişkin değinilmesi gereken iki husus olan çalışma süresinden sayılan haller ile çalışma sürelerinin belgelendirilmesi konularına değinerek çalışma süreleri yazı dizimizi bitireceğiz.
İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 3. Maddesine göre; çalışma süresi, işçinin çalıştırıldığı işte geçirdiği süredir. Bu durumu işçinin işe hazır hale gelmesi, kendisine verilen görev çerçevesinde işini yerine getirmesi veya getirmeye hazır şekilde beklemesinin bütünü olarak algılamak gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu 66. Maddesinde bu duruma açıklık getirerek, aslında fiili olarak iş başında olmamak veya işin yerine getirilmesine doğrudan katkıda bulunmamakla birlikte, Kanunen çalışılmış gibi sayılan haller belirlenmiştir. Buna göre;
a) Madenlerde, taşocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler.
b) İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler.
c) İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler.
d) İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler.
e) Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler.
f) Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler.
İşin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre çalışma süresinden sayılmaz.
Yukarıda açıklandığı üzere bu süreler Kanunda sayılmıştır ve işçi için çalışma süresi bu süreler dahil edilerek hesaplanmalıdır. Örneğin işyerinde tedarikte yaşanan bir sıkıntı nedeniyle o hafta için işçinin çalışacağı malzeme bulunmaması ya da elektrik kesintisi nedeni ile iş yapılamaması ya da işçinin inşaat işi yapan işvereninin soğuk nedeni ile çalışılamayan inşaatının devamını bürosunda beklemesi hallerinde, işçi fiili olarak çalışmasa da bu süreler çalışma süresinden sayılacaktır. Örnekler çoğaltılabilir ancak, burada şöyle bir kriter belirlememiz mümkündür. Kanunun maddeleri incelendiğinde ortak olan nokta işçinin işi görmemesinde kendi isteği ve kusuru olmaması, işi her an yapmaya hazır olmasıdır. Buna rağmen işverence kendisine bir iş verilememesi ya da iş için başka yere gönderilmesi halleri çalışma süresinden sayılacaktır. Maddenin son fıkrasında da değinildiği üzere, işverenler tarafından işçilere sosyal yardım amacıyla sağlanan taşımalar, yani işe gidip gelirken serviste geçen süreler çalışma süresinden sayılmayacaktır.
Değerli okuyucular, daha önceki yazımızda günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatlerinin işçilerin şahıslarına ilişkin farklı şekilde belirlenmesinin mümkün olduğunu söylemiştik. Ancak bu durumun ve işçilerin dinlenme saatlerinin işyerlerinde işçilere uygun araçlarla duyurulması gerekmektedir. Bu konu hakkında işverenin yapması gereken iki düzenleme bulunmaktadır. Birincisi işçilerin çalışma başlangıç ve bitiş saatleri ile dinlenme saatlerinin, tüm işçilerin görmesinin mümkün olduğu, işyeri ilan panosu, yemekhane, soyunma odası gibi toplu halde bulunulan yerlere asılarak ilan edilmesi, ikincisi ise işçilerin işe giriş ve çıkış saatlerinin işverenlikçe takip edilmesi zorunluluğudur. Birinci husus işçilerin çalışma sürelerini öğrenmeleri ve takibi; ikinci husus ise sigorta bildirim işlemleri de dahil olmak üzere işçilerin işe devamının takip edilmesi ve doğabilecek anlaşmazlık hallerinde bir ispat vesikası olması nedeniyle önem taşımaktadır.
Uygulamada işverenlerce işçilerin işe devamı çoğunlukla takip edilmemekte, anlaşmazlık halinde işe başlama ve bitiş saatleri konusunda herhangi bir belge ibraz edilememektedir. Takibi yapılan hallerde ise genellikle işçinin işe giriş ve çıkışlarda, sabah, öğlen ya da akşam imzası alınmakta, ancak işe başlama ve bitiş saatleri yazılmadığından, bu durumda da yine çalışma saatleri tam olarak tespit edilememektedir.
Çalışma saatlerinin tespitinde tam olarak bir kayıt sistemi kurmak istiyorsak, ya işçilerin kendi el yazıları ile imzalarının yanına giriş ve çıkış saatlerini yazmalarını istemeli ya da mümkünse kart okutma, parmak izi okutma gibi elektronik bir sistem ile işe giriş ve çıkış saatlerinin takibi yapılmalıdır. Bu durum maliyetli gibi görünse de, işçinin günlük çalışma süresi, fazla çalışma süresi, genel tatil çalışma durumu, yıllık izin kullandığı günler bu sistemler üzerinden otomatik olarak alınabileceğinden hata payı en aza inmiş durumda olacaktır.
Biz de bu yıl için bize ayrılan çalışma süremizin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Noktayı koymadan önce hepinizin yeni yılını tekrar en kalbi duygularımla kutluyor, çalışma yaşamındaki tüm aktörlerin barış içerisinde geçirecekleri bir yıl diliyorum. Selamlar …