Bugün Çalışan Gazeteciler Günü.
Kutlu olsun.
Gazetecileri de unutmayarak, onlara da bir gün ayrılması ne güzel.
Gazetecilik yapmak memlekette her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Ulusal basında gazetecilik yapanlar ertesin gün işsiz kalma korkusuyla çalışırken, yerelde mesleklerini icra edenler ise zaten eli kolu bağlı bir durumda.
Bir sabah uyandığınızda ekmeğini yediğiniz yayın kuruluşunun kayyuma devredildiğini, bertaraf edildiğini görebiliyorsunuz.
Bu basın-yayın organlarından evine ekmek götüren onlarca fikir işçisi, yani gazeteci var.
Yerel basın mensuplarının derdine gelince…
Düşük ücretlerle ve kısıtlı imkanlarla mesleklerini yürütüyorlar.
Birçoğu mesleğin icrası için gerekli olan malzeme ve ekipman yönünden eksiklikle işini yürütüyor.
Mesela elinde doğru düzgün bir fotoğraf makinesi bile olmayan yerel gazete muhabirleri var.
Haber kaynaklarına ulaşabilmek adına da imkanları kısıtlı.
Olaylara, meselelere kuşkucu ya da eleştirel bakış açısıyla bakmak zinhar yasak.
Eleştirilere tahammül edebilecek, küçük aykırılıkları dahi hazmedebilecek kurum, kuruluş, makam, şahıs söz konusu değil.
Öyle ki kirli ve ahlaksız bir olaya dahi denk gelseniz, bunu gündeme taşıma, ilgili makamları harekete geçirme veya toplumu ikaz ve uyarı görevini dahi yerine getiremezsiniz.
Bu mesleği küçük bir vilayette icra ediyorsanız, işiniz çok daha zordur.
Ahbap-çavuş ilişkisi içinde yürüyen sistemin dışına çıkabilmeniz olanaksızdır.
Mesleğinizi her zaman küçümseyen, size hor bakan onlarca, yüzlerce insan görmeniz mümkündür.
Sırtını iktidarın kuvvet ve sıcaklığına dayayan ve buradan aldığı güç ile hizmet çarklarını birbirine kilitlemiş, başında bulunduğu kurumun-sistemin çarkları birbirini sıyırmış yerel yöneticilere, memleket adına söz söyleme hakkınız dahi yoktur.
Yerel de gazetecilik yapmak zordur.
Hele hele komplekslere kapılmış, egoist insanlarla aranızdaki kalın duvarlar var ya, onları hiç aşamazsınız, size destek olacağına köstek olurlar.
Her şeye rağmen bu işi sevmeniz, gönül vermeniz gerekir.
Yaptığı işin maddi getirisini düşünenler bu işi yapamaz.
İcra edeceği meslekte tatil ve mesai kavramı arayanlar bu mesleği yapamaz.
Mevcut imkanların ötesinde, kendinden fedakarlık etmeyenler bu mesleği ilerletemez.
Yozgat’ta da bu işi severek, gönül vererek ve yıllarını feda ederek, ailesini ihmal ederek yürüten meslek aşığı gazetecilerimiz var.
Gazetesinin ticari çarkını zor şartlar altında, pes etmeden çevirmeye çalışıp, sahip olduğu yayın organının, yayın ömrünü uzatmak için çabalayan gazete sahipleri var.
Her gün bin bir emek, gayret ve çabayla hazırlanıp, okuyucuya sunulan bu gazetelerin dizgisini yapan, basılı hale getiren ve kış-yaz okuyucuya ulaştıran birçok emekçi var.
Yağmur-çamur demeden, kar-kış demeden Yozgat menfaati için haber peşinde koşturan, elinde makinesi çalışan gazeteciler-muhabirler var.
Onların birçoğu Çalışan Gazeteciler Günü’nde, yani kendi günlerinde yine çalışacak-mesai sarf edecek.
Tıpkı 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda işçilerin çalıştığı gibi.
Onlar çalışıp, emek dökerken elbette onlar adına, onların gününü kutlayacak isimlerde ortaya çıkar.
Neyse, arkadaşlar gününüz kutlu olsun o zaman.