Malum şu anda gündemimizde seçimler var.
Son günlerde seçim gündemi biraz durulsa da yarın bir gün yeniden hareketlenecek.
Ancak bugünkü konuşacağımız seçim başka bir seçim.
Bozok Üniversitesi’nin seçimi, rektörlük seçimi.
7 Haziran seçimleri için aday adayları ve partiler bir yanda koşuşturmalarına devam ederken.
Öbür yanda rektörlük seçimleri içinde adaylar sahaya iniyor.
Dün itibariyle İlahiyat Fakültesi Dekanı Salih Karacabey’de adaylığını ilan etti.
Bozok’ta yapılacak seçimler 7 Haziran seçimleri kadar önemli.
Hatta 7 Haziran’dan da önemli belki.
Şehrin geleceği ve kaderinde etkin ve önemli bir role sahip Bozok Üniversitesi’nin seçimleri.
Göreve talip olanların beyanları, ufukları ve projeleri doğrudan Yozgat’ın yarınlarını çiziyor.
Her biri bilim adamı olan rektör adaylarına siyasilere yaptığımız gibi öneri ve telkinde bulunmayı doğru görmüyorum.
Rektörlük makamına aday olan bilim adamlarının üniversiteyle ilgili yapacağı çalışma ve projeleri yine en iyi onların bileceği görüşündeyim.
Bu noktada bize sadece Yozgat’ın Bozok’tan beklentilerini aktarmak düşer sanırım.
Bozok’un şehir ile sentezini tam manasıyla sağlayamadığını, şehir ile üniversitenin tam manasıyla bütünleşemediğini hatırlatabiliriz.
Öğrencilerin Yozgat’ta yaşadığı sorun ve sıkıntıları dile getirebiliriz mesela.
Bozok’un bilimsel manada nitelikli büyümesi, çağdaş ve bilgiye dayalı akademik eğitim vermesi gibi konularda rektör adayları bilim adamı olarak proje ve çözüm reçeteleri sunarken, yukarıda saydığım konularda ise Yozgat halkını, STK’ları ve basını dikkate alabilir.
Yozgat’ın kaderi Bozok Üniversitesi’nin elindedir.
Şehrin ufkunu açacak ve kabuğunu kıracak unsurların başında üniversite geliyor.
Bu noktada da rektörlük seçimleri hayati önem arz ediyor.
Tüm adayların bu hususları da göz önünde bulundurması gerekiyor.