GÜNDEM o denli yoğun ki; öncelik sırasını değiştiremiyorsun. O yüzden de konuya giriş yapıp, devamını getirmekten başka çarem kalmıyor...
'Unuttuklarımızı' başka bir zaman diliminde de ele alabilirim. 'Tarihi Görüşmenin!' yansımalarını da başka süreçte irdeleyebilirim. Bugün ele almak istediğim 'Yozgat'ta sporun tükeniş' hikayesini de ertelememe neden olan konu, 'Sözcü' gazetesinde haber oldu. Arkasından sosyal medya hesaplarından feryatlar yükseldi...
Dördüncü kez dünya şampiyonu olan Rıza Kayaalp'in, yurda dönüşündeki karşılamada kimseciklerin(!) bulunmamasına tepkiler vardı. Ailesi ve Yozgat'tan giden antrenörler, federasyondan üç-beş kişi vardı ama kıyaslama 'üç büyükler' olarak adlandırılan İstanbul takımlarının transfer ettiği futbolcuların yurda gelişleriyle yapılınca, 'kimsecikler yoktu!' görüntüsü ortaya çıkıverdi...
Rıza Kayaalp'in dördüncü kez rakibini yenip Dünya Şampiyonu olmasının ardından sosyal medya hesabından 'Aslanım, yiğidim, Yozgatlım, yiğidin harman olduğu diyarın çocuğu' gibi ve dahası sloganlarla paylaşımda bulunup, birlikte çektirdikleri fotoğrafını paylaşanların tamamını boşverin yarısı bile karşılamada bulunmuş olsaydı, 'kimse yoktu' diye bir başlık ortaya çıkmazdı. Çıkmayacaktı...
İstanbul'da birden fazla Yozgatlılar Federasyonu mevcut mu? Mevcut. Ankara'da da öyle. Bireysel menfaatler söz konusu olduğunda, 'mangalda kül bırakmayan' o allı şanlı federasyonlar, dernekler, o derneklerin yöneticileri, Rıza Kayaalp'e sahip çıkamazlar mıydı? Çıkabilselerdi. Orada var olduklarını hissettirebilselerdi, o zaman Yozgat'ın kaderi de geleceği de, sosyal ve ekonomik yapısı da çok farklı olurdu/olacaktı...