Biraz sonra okuyacağınız satırları 13 Şubat 2010 günü kaleme almışım.
Bu satırlara benzer satırları daha önce de kaleme aldım,
Yine benzeri satırlar daha daha önce de köşe yazısı olarak kayıtlara geçti.
Bu gün 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günüymüş…
Bu günde aklıma ilk gelen kapalı ortamlarda sigara içme yasağı ve bir türlü uygulanamıyor olması.
Bir türlü uygulanmayan ve levha yasağından öteye gitmeyen sigara yasağında somut adımlar atılmadığı için aynı konu üzerinde kalem oynatmak yerine, kendi çapımda protesto etmek istiyor,
Tüm yöneticileri 13 Şubat günü yazdığım satırları bir kere daha okuma zahmetine sokmak istiyorum
* * *
Köy odasına ceza makam odasına sefa…
Haber sayfamızda da okumuşunuzdur; köy odasında sigara içen vatandaşa kesilen cezayı.
Gerekçe; Tütün Mamullerinin Tüketilmesi Kanuna aykırı hareket etmek!
Olayın köy odasında gerçekleşiyor olması hakikaten düşündürücü.
Sonuçta köy yeri diye düşünüyor insan.
Görse görse muhtar görür, o da ceza kesecek değil ya!
Öyle değilmiş meğer, köyde de kurala uymadığı vakit kesiveriyorlarmış cezayı.
Nitekim Sorgun’un Boğazcumafakılı Köyü’nde, köy odasında sigara içen Bülent Ş. isimli bir vatandaşa harbi harbi ceza kesilmiş.
Şimdi bu durumu takdir mi etmeli, örnek mi göstermeli, yoksa düşünmeli mi?
Kapalı ortamda sigara içme yasaklandığı günden bu tarafa gelişmeleri özellikle takip ediyorum.
Malum sigarayı sonradan bırakıp, bıraktığı halde etrafındakiler yüzünden pasif içici konumundan neredeyse astım hastalığına kadar uzanan bir yolculuktan kıl payı yırtmış biriyim.
Bundan bir ay öncesine kadar beni doktora götüren öksürüklerim olmasa farkında olmayacaktım belki de pasif içici olduğumu.
Sigaranın kapalı ortamda içilmesinin yasaklanmasına işte bu yüzden benden daha çok sevinen ve destekleyen olamaz.
İki gün önce çeşitli sebeplerden ötürü kısa bir İstanbul ziyaretim oldu.
Malum şehir büyük olunca etraftaki örnek sayısı da bir hayli artıyor.
Tıpkı sigara yasağını delenler gibi.
Geçenlerde Sağlık Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili tebdili kıyafet denetime çıkmış, gözdağı vermişti ya tüm İstanbul’a…
İstanbul’un kural tanımaz tiryaki halini görünce anladım ki, o yetkilinin yaptığı denetimden ziyade muhabirle ortaklaşa hazırlanan haberden başka bir şey değil.
Koca İstanbul’u Yozgat’la bir mi tutuyorsun diyorum kendi kendime…
Yine aynı şekilde yanıtlıyorum; “Yahu bir yerde değil her yerde mi çiğnenir kurallar!”
Sorgun’un Boğazcumafakılı Köyü’ndeki köy odasında sigara içene ceza kesilirken şehirde bu işe duyarsız kalınması hakikaten komik, ve ötesi…
Yozgat’ın bir çok makam odasında dahi sigara içiliyor.
Ama Boğazcumafakılı Köy Odası’nda sigara içilmiyor.
İçenin de cezası tez elden kesiliyor!
Bana göre böyle olmalı.
Madem kural ve kaideler toplumun düzeni için, o halde herkese uygulanmalı.
Adalet kavramını partisinin başköşesine yerleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sigara yasağının baş mimarı.
Sigara yasağı köy odasında ya da üç beş müşteriyle geçimini sağlayan kahvecinin sırtına kesilen cezayla uygulanırken genel manada uygulanmıyor olmasına Sayın Erdoğan nasıl bir getirir acaba?
Ya da ne düşünür sigarayla açtığı savaşta aslında cephelerin farklı farklı olduğunu görse.
Türkiye’nin onlarca, yüzlerce sorunu varken bunu mu görmeli başbakan değil mi ama?
E, görmese de başbakan hassasiyeti bilinmeli.
Yakın zamanda sigara yeniden serbest bırakılırsa şaşırmam.
Zaten gidişat da onu gösteriyor.
Devlet kurumları başta olmak üzere bir çok kapalı mekanda sigara içiliyor.
İçilmeyen yerlerde var elbette.
Yasağın işe yarağı çok yer var.
Ama Avrupa’nın parlayan yıldızı Türkiye’sinde sigaranın sorun olması kabullenilir gibi değil.
Yozgat’ta bir köy odası ile bir kahvehanede sigara içen iki vatandaşa ceza kesildi haberini yazarken inanın çok güldüm.
Hem doğru hem de çok komik bir haber oldu benim için.
Ülkemizde kural ve kaidelerin uygulanabilirliğinde kişi ve mekan değişikliklerinin etkili olduğunu çok daha iyi anladım.
Benim makam odamda kimse ceza kesemez ama köy odasında idare sahibiyse şayet muhtar da olsa ceza kesebilir miş!..
Şimdi bu satırları sigarasını tüttürerek okuyan varsa, eminim çok gülüyordur.
Gülmekte de haklılar yani…