Bozok Üniversitesi’nin Yozgat için değerini bilen, o idrakle hareket eden her şeyden önce bir Yozgatlı olarak hareket etme felsefeme mesleğe başladığım ilk günden bu tarafa bağlıyımdır.
Üniversiteye sahip çıkmanın da Yozgat için önemini insanlara anlatmaktan geçtiğini düşünüyorum.
Hem bu yüzden hem de Bozok Üniversitesi’ni bizim, Yozgatlılar adına yöneten, sahip çıkan, emek harcayanlara moral vermek, karınca kararınca güç katmak adına yüreğimden dökülenleri paylaşmanın bir Yozgatlı olarak vazifem olduğu kesin kanaatimdir.
Üniversitenin Yozgat için önemini anlatmak için süslü, afilli, bala batırılmış kelimeleri yan yana getirmek yetmez.
Üniversite bünyesinde bir süredir devam eden gelişmeleri, farklılıkları, hareketi, sinerjiyi, kurumsal yapılanmayı gündeme getirmek,
Yapılanların halk tarafından sahiplenilmesi adına bir şeylerin sürekli ama sürekli anlatılması şart!
Bozok Üniversitesi’nde son olarak Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde Nükleer Tıp Merkezi hizmete girdi.
Bir süredir gündemdeydi, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar zaman zaman ifade ediyordu.
Dün gazetemize ulaşan bilgiler bu merkezin hayata geçtiğini, şifa dağıtmaya başladığını söylüyordu.
Bu gün üniversite adına bir gerçeği yüksek sesle telaffuz etmem gerekirse şunu vurgulamak isterim; “Araştırma ve Uygulama Hastanesi” Bozok Üniversitesi’nin hayat damarı…
O damar ne kadar sağlıklı olur, ne kadar yolu açık, gelişimi hızlı gerçekleşirse Bozok Üniversitesi de o kadar sağlıklı ve emin adımlarla yol alır.
İnsana hizmetin öncelikle sağlıktan geçtiğini düşünüyorum ve bu bakımdan Yozgat’ın sancılı sağlık sektörüne Tıp Fakültesi Hastanesi’nin çok şey katacağını düşünüyorum. Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde faaliyete geçen Nükleer Tıp Merkezi’ni inceleyen Rektör Prof. Dr. Tamer Uçar’ın açıklamasında öyle bir bölüm var ki herkes için çok şey anlatıyor.
Sayın Uçar, açıklamasında; “Araştırma ve Uygulama Hastanesi SESSİZ YÜKSELİŞİNİ sürdürüyor” gibi; içi açılacak, irdelenecek, üzerine mercek tutulacak bir cümle kurmuş.
Birilerinin çıkıp da ‘Neden sessiz yükseliş’ deme merakında bulunması gerekmiyor mu?
Bu gün Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bir birinden değerli hocalar hizmet veriyor.
Birçoğu hastanenin yeni olmasına, maddi getirisinin azlığına ve Yozgat’ın mevcut durumuna rağmen Bozok Üniversitesi’ni tercih etmiş kahramanlar!
Bu gün hastanede görev yapan bir öğretim görevlisinden tutunda dekanı Sayın Namık Delibaş’a, oradan rektörüne, yardımcısına, emrinde çalışan memuruna kadar çok önemli bir vazifeyle hareket ediyorlar.
Onlar ta başında Bozok Üniversitesi’ni tercih etmekle büyük bir fedakarlık ve mücadelenin içine giren, bizim için risk alan insanlar.
Rektör Sayın Tamer Uçar’ın ‘Sessiz yükseliş’ sözü aslında Yozgatlı’ya verilmiş “sessiz” ama “derin” bir mesaj!
Bu mesaj herkes tarafından çok iyi algılanmalı, çok iyi telaffuz edilmeli ve pay çıkarılmalı!
Ben payıma düşeni aldım…
Keşke bu iş kazma kürekle çalışmakla olacak, ya da ne bileyim sırtta yük taşımakla halledilebilecek kadar basit bir şey olsa…
Bir omuz versek öyle bir omuz versek ki yüklerini hafifletebilsek!
Destek olsak, güç katsak!
Bozok Üniversitesi’nin sessiz yükselişine ses verecek, o sesi Yozgat sınırları dışından çıkarabilecek birileri varsa onlar da bizleriz. Evet Bozok Üniversitesi yükseliyor, ama kabuk değiştirerek yükseliyor…
O kabuğu söküp atmak, gelişmek, büyümek hakikaten zor, zordan öte ciddi mücadele istiyor.
Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde ‘Nükleer Tıp Merkezi’ kurulabiliyorsa daha pek çok şey de yapılabilir demektir.
Bu hastanede ‘her şeye rağmen’ bir hareket varsa bu öpüp, tepemize koyacağımız bir nimet.
Üniversitenin son yıllarda yaşadığı hengameli, şaibeli, yargılı sürecin yol açtığı yıkıntılar altından bir şeyler doğuyorsa bu hakikaten önemli bir gayretin ürünüdür.
Aynı şeyleri sürekli tekrarlama niyetinde değilim.
Sessiz yükseliş sözündeki mesaj benim için o kadar derin ve manalı ki inanın bu sözden yola çıkıp çok şey konuşmak, kaleme almak mümkün.
Bozok Üniversitesi Yozgat’ın asansörü…
Bu asansör ne kadar hızlı ve seri bir şekilde yukarılara çıkarsa Yozgat’ı da sosyal, kültürel, ekonomik ve eğitim alanında da o yönde yukarı çıkarır.
Bir kere daha söylemek istiyorum, “Üniversitemizin sesi olma noktasında Yozgatlılar’ın üzerine büyük görevler düşüyor…”
Bozok Üniversitesi Rektörü’nün üniversite bünyesinde sağladığı sinerji, pozitif enerji ve kurumsal kimliğin başarıya daha hızlı ve yüksek sesli ulaşması için Yozgatlı’nın olması yeter!
Yaşanan olumsuzlukların enkazını birlikte kaldırıp, üniversiteye el uzatmanın tam zamanındayız.
Unutmayın, unutmayın, unutmayın!
YOZGAT RÜZGARI
Bir Anaokulu’ndan alınacak ders!
Bir Anaokulu’ndan nasıl bir ders alınabilir ki..?Bir Anaokulu’ndan alınacak ders!
Minik bedenlerin henüz kendilerini tanımaya başladığı bir eğitim yuvasından kime, hangi yetişkine nasıl bir mesaj çıkar?
Valla kusura bakmayın ama Anaokulu’ndan da alacağımız dersler varmış!
Dün Yozgat’ın gözden uzak okullarından Vali Baran İlköğretim Okulu’nun bahçesini paylaşan “Durak Taşkınöz Anaokulu”nun misafiri oldum.
Okulda öğretmenler, öğrencisi minikler ve öğrencilerin anneleri bir araya gelmiş “Yerli Malı Haftası”nı kutladı.
Ne var bunda diyebilirsiniz…
Ne yok ki…
Yerli malı…
Bu sözden ne anlıyorsunuz; Kalitesiz, garantisiz, kullanışsız, itici…
Doğruya doğru, yerli malı ile Çin malı ürünler arasında bir fark kalmadı gözümüzde.
Yerli malı mı aman uzak dursun mantığı ile hareket ediyor, yabancı markalara dünya paralar verirken yerli malına dönüp bakmıyoruz.
Yerli Malı Haftası aslında temeli Kurtuluş Savaşı’na dayanan kutlu, milli ve manevi değeri yüksek bir mücadelenin günümüzdeki adı…
Kurtuluş savaşı sonrası yaşam mücadelesi veren bir ülkenin yerli üretimle ayakta duracağını keşfeden Atatürk ve arkadaşlarının yerli üretimle bu günleri bizlere hediye ettiği bir mücadele yaşadı bu millet.
Bu gün yerli malı denilince çehremiz buruşuruz.
Ama işin aslı çok farklı Sevgili Yozgatlılar…
Yerli malı bu güne kadar desteklenmediğinden, yabancı ürünlerin esaretine girdik ve maalesef kendi ürettiklerimizi kalitesiz görmeye başladık.
Hoş, artık kendi üretimimiz denilen şeyler kalmadı gibi…
Sözü fazla uzatmaya gerek yok aslında her şey net…
Durak Taşkınöz Anaokulu öğretmen, öğrenci ve velileri tebrik ediyor, o minik programlarında verdikleri büyük mesaj için teşekkür ediyorum…
Sağolun, var olun…