İç Anadolu’ya has bir deyim vardır “Allı evlendi, Güllü gelin oldu” diye.
Benim bu yazımda biraz öyle oldu.
Bu toprağın evladı, kitabın yazarı Mustafa Çiftçi eseriyle ödül aldı.
Geniş kitleler kitabını okudu, ulusal basında dahi geniş yer buldu.
Ben ise istedim ki kitabı elime alayım, sayfalarını açayım ve ondan sonra acizane bir yazı kaleme alayım.
Kitap kurdu olmamakla birlikte, elimde devamlı bir kitap bulunduranlardanım.
Evde biriktirdiğim ve iş yoğunluğum sebebiyle bitiremediğim kitapların ardından, nihayet bu toprağın bağrından çıkan öykülerin yer aldığı ‘Bozkırda Altmışaltı’ adlı esere kavuştum.
Kitabın yazarı değerli büyüğüm Mustafa Çiftçi’nin Cuma günü bir konferans vereceği haberini alır almaz hemen kıymetli yazarın kitabını sipariş ettim.
İnşallah bu akşam itibariyle okumaya başlayacağım ve kısmet olursa Cuma günü kitabı bitirmiş olarak kendisine kitabı imzalatarak kütüphaneme ekleyeceğim. Kitap okumayı dahi iyi beceremeyen birisi olarak, kitap yazan insanlara karşı saygım ve sempatimi anlatamam.
Ciddi kitap okuyan, kitap kurdu insanları fabrika olarak tanımlarsak, kitap yazan insanlar fabrika yapan fabrikalardır diyebiliriz.
Büyük bir birikimin ürünü olan, üzerinde yoğun bir emeğin, çabanın, fiziki ve ruhi yorgunluğun sonucu meydana gelmiş bu eserin sahibi Mustafa Çiftçi’ye teşekkürlerimi sunuyorum.
Ülke çapında yazarlığı tescillenmiş bir isme bunun dışında söyleyecek kelamım bulunmadığını belirtmek istiyor ve yazımı kitabın arka kapağında yer alan sözlerle noktalamak istiyorum.
Okuyucuyla kitap arasındaki buzları arka kapak yazılarının erittiğine inananlardanım.
***
“Her işin ivilini civilini bilen esnaflar, Çamlığa çıkan, Yozgat’a yukarıdan bakan aşıklar, öpçe bebeler, sesi kılavlı, öyle ataşlı öyle delikanlı kopiller, iyi pişmiş gözlemeler… Tina’nın çilleri var. Aziz Efendi ne kokuyor? Ayva, sobanın üstünde döne döne pişiyor. Mahalleye Bursa’dan bir Mersedes geliyor, Piç Sevi nasıl da çalım atıyor, Refet Efendi nasıl da dertleniyor… Lan Şahin, yazık değil mi Memnune’ye ? Yazık değil mi sana ?
Mustafa Çitftci, şeker gibi iyimser hikayeler anlatıyor taşradan, kıtlıktan… Kara sakız, kendir, kına, kaya tuzu, iğde… ‘Vatandaş, ne isterse vereceksin, yok demeyeceksin’ Bozkırda Altmışaltı, gülerek memlekete bakıyor… Allah için, Elif’de kolay unutulmuyor işte…”