Tabancayı sıktığınız zaman yivden kurtulan “mermi” hedefini bulur, üstelik “adres filan da sormaz”…
Kuru sıkı tabanca ise gürültü çıkarır, tantanası çoktur ama içi boştur, mermi çıkmaz, olsa olsa etrafı, çevreyi rahatsız eder…
Ne var ki, karşınızdaki elinizdekini gerçek silah zannedip size sıkıverir ise o zaman haliniz haraptır.
Bizim AKP Hükümeti de kuru sıkı silah gibi, patırtısı çok, gürültüsü fazla ancak netice alması, hedefe, sonuca varması pek mümkün değil gibi görünüyor.
İsrail’ e posta koymaya çalıştılar, özür dilemeleri gerekir dediler, estiler, gürlediler, boş teneke gibi çok ses çıktı, netice: netice hava cıva…
Suriye ile içtiğimiz su ayrı gitmiyordu, şimdi Türk konsolosluklarına gerçekleşen saldırılardan dolayı özür diliyor, uğraşıyor, çabalıyor, bunu bir özür ile geçiştiremezler, zaten Esad’ ın gidişatı Kaddafi’ ye felan benziyor gürültüleri çıkarıyorlar, tahminimce yine kuru sıkı sesler bütün bunlar…
Bu arada ekonomide gizliden sıkıntılar yaşamıyor değiliz. Bunun temel nedeni olarak da Van Depremi gösteriliyor.
Bir taraftan Devlet tahvili ile borçlanma hazırlıkları başladı, 2 B arazilerinin satışı ile sadece İstanbul’dan 16 Milyar (16 Katrilyon) bekleniyor, ÖTV’ de artışlar da yetmedi, her zaman silah olarak ileri sürülecek koz olarak tutulan bedelli askerlik yani basın parayı alın teskereyi turizm yolcularının sayısını 30’ dan 25’ e düşürerek 500 bin civarında vatandaşın paraları ile açıklar yamalanmaya çalışılıyor.
Özelleştirme yapılacak kamu kurum ve kuruluşları da kalmayınca Yahudinin eski defterleri karıştırmasına benzer şekilde davranıyorlar.
Bir de bu arada Van’ da hiç şüphesiz iki çok önemli deprem oldu- 630 civarında ölü ve birkaç bin yaralı görünce, öldük, bittik, ne yapacağız, ne olacak halimiz durumları yaşadılar.
1999’ da ki Hükümet ne yapsın? Resmi rakamlara göre 15-20 bin, gayrı resmi rakamlara göre ise 40- 50 bin civarında ölü, binlerce yaralı, 8-9 şehri etkileyen bir yıkım yaşasalardı haller nice olurdu?
Tüm bu yıkımları koordine etmek, finanse etmek, toparlanmak tabii ki çok daha güçtü…
Baş vekillerinden en sıradan vekillerine kadar mikrofon buldular mı esip gürlüyorlar, kuru sıkı tabanca gibi sesler çıkarıyorlar, ne var ki gün geçtikçe boyaları dökülüyor, altından çürümüşlük, kokuşmuşluk ne yaptığını bilmeyen davranışlar çıkıyor.
Arap Baharı ile tarihten silinen Mübarek, Kaddafi, Avrupa Sonbaharı ile Papandreu, Berlosconi derken bir de bakmışsınız sıra bize de gelmiş, bizde de bir hareketlenme olmuş…
Ne dersiniz, umudumuzu kaybetmemek lazım değil mi?
Hayat pahalılığı bir tek sizi, beni, emekliyi, çiftçiyi, esnafı etkiliyor.
Vekiller seçimler boyu kendilerini neden o kadar parçalıyor ve onu değil beni seçin diye bağırıyorlar, biliyor musunuz?
TBMM de bulunan meclis lokantasının Yemek fiyat listesi (Liste sonrası söylemlere dikkat)
Etli türlü fırın 1 lira.
Yoğurtlu semiz otu 1 lira.
Çentik kebap 3 lira.
Kabak bayıldı 1 lira.
Güveçte köfte, patatesli 3 lira.
Patlıcan- biber tava 1 lira.
Fırın kebap, Garnitürlü 3 lira.
Kısır 1 lira.
Kuzu tandır,pilavlı 4 lira.
Peynir tabağı 1 lira.
Soslu dil balığı 4 lira.
Ekmek kadayıfı 1 lira.
Piliç but fırın 3 lira.
Bademli keşkül 1 lira.
Hindi dolma 2 lira.
Cevizli halka tatlısı 1 lira.
Spagetti bolonez 1 lira.
Armut komposto 50 kuruş.
Pilav 50 kuruş.
Nar suyu 1 lira.
Mevsim salata 50 kuruş.
Üzüm Suyu 1 lira.
Karışık turşu 50 kuruş.
Şalgam suyu 1 lira.
Cacık 50 kuruş.
Köylü biftek 4 lira.
Havuç çorbası 50 kuruş.
Brokoli çorbası 50 kuruş.
Tavuklu Brokoli 1 lira.
Hanım ağa sarma 1 lira.
Kasapta etin kilosu olmuş 50 lira. Ne keder, düşünsün….. Vekil şimdi kendine anayasa yapıyor. Bundan daha önemli ne ola ki !!!!!!!!
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak,
Yarın, bakarsınız, söner bugün çatırdayan ocak,
Bugün ki mideler kavi,bugün ki çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak….
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin.
Tevfik Fikret
1867 – 1915