Geçen hafta konuştuklarımızla bu hafta konuştuklarımız değişti.Türkiye öyle bir ülke ki saat başı gündemi değişebilen çok farklı konulara, farklı yönlere kayabilen bir ülke. Yerel seçimleri konuşurken, tartışırken adaylar hemen hemen belirlenmiş iken ve herkes seçim analizleri, yorumları yaparken bir anda ülke gündemine bir yolsuzluk operasyonu düştü.
Ülke gündemi süratle buraya kayarken sokakta, kahve köşelerinde seçim konuşan vatandaşın gündemi de süratle bu operasyonlara kaydı.Herkes kendi yorumunu, düşüncesini birbirine aktardı.Haberlerde ne söylendi,ne konuşuldu bu paylaşıldı.
Hafta da bir gün yazı yazmam nedeniyle hep gündemden uzak kalmaya, onun dışına çıkmaya ve okuyuculara farklı konularla, farklı şeylerle seslenmek istesem de bazen olmuyor ve bende gündemin akışına kendimi kaptırıyorum.Güneşin balçıkla sıvanamayacağı gibi apaçık ortada olan yolsuzlukları örtmeye çalışanlar, iftira,karalama diyenler çileden çıkmama vesile oluyor ve bunu bazen çok abartıyorlar.
Yazının başlığında da belirttiğim gibi; “Bize ne oluyor?” Allah aşkına birilerinin cebine milyon dolarlar girerken, torununun torununu kurtarmış iken, çaldığının çırptığının haddi hesabı yok iken üç kuruşa evine ekmek götürmek için alnının teriyle çalışan bize ne oluyor?
Üstüne gitmemiz, hesap sormamız gerekirken neden savunmaya, üstünü kapama yoluna gidiyoruz? Halk olarak bir kilometre fazla hız yaptığımızda trafik cezası ödüyoruz.Kaçak elektriğe yönelen olduğunda büyük cezalar ödüyor ve polis uygulamasına takıldığınızda derdinizi, meramınızı anlatamadan soluğu savcı karşısında buluyorsunuz. Suçlu olduğumuzda çok güzel bir hukuk sistemi işletiliyor vatandaşa karşı...
Peki biz ne yapıyoruz? Milyon dolarlarla yolsuzluk yaptığı iddiasıyla tutuklananları savunmaya, aklamaya ve vicdanlarımızı temizlemeye çalışıyoruz. "Aklının ermediği noktalar ve işin uluslar arası boyutları da var. buraları görmüyorsun diyenlerde çıkıyor. İşin boyutu böyle olmuş olsa bile ortada bu oyunun bir maşası durumuna düşmüş, bu oyunda, senaryoda figüranlık da olsa ufak çaplı roller almış, kazanç sağlamış insanlar var. Bulunduğu makamın, mevkiinin ayrıcalıklarından faydalanarak kendisine ve çevresine haksız kazanç sağlamış bürokratlarımız da var.
“Bir ülke açlıktan, yoksulluktan ve sefaletten yıkılmaz ancak adaletsizlikten, hukuksuzluktan yıkılır ve dağılır” diye bir söz duymuştum geçenlerde. Düşündüğünüz zaman mantıklı geliyor. İnsanların vicdanlarında ülke adaleti zedelenir, hukuka aykırı eylemler ayan beyan uygulanır duruma gelirse orada sıkıntı başlayabilir.
Bunun için vatandaş olarak yolsuzlukların, adaletsizliklerin karşısında olmamız ve dimdik durabilmemiz gerekir. Hükümete sahip çıkabilirsiniz, vekilinize sahip çıkabilirsiniz, valinize sahip çıkabilirsiniz ama adı yolsuzluğa, şaibeye, ahlaksızlığa karışmış insanlara, unvanları, mevkileri ve makamları ne olursa olsun sahip çıkmayı ben doğru bulmuyor, bu milletin fertlerine yakıştıramıyorum. Bu ülkede yolsuzluklar dün başlamadı ancak bugünde devam ediyor.
Şer bildiklerimizde hayır, hayır bildiklerimizde şer çıkabiliyor. Sonunun ülkemiz ve milletimiz için hayır olmasını temenni ediyorum. Yeni bir yıla girmek üzereyiz. Önümüzdeki yeni yıllarda milli kalkınmayı başarmış, milli değerleri ile tek millet ve tek yürek olarak muasır seviyeyi yakalamış, temiz ve büyük bir Türkiye dileğiyle başta Türk-İslam coğrafyası olmak üzere tüm dünyaya yeni yılın hayırlar getirmesi temennisiyle hepinize mutlu yıllar. Hoşça kalın...