Fakirlik, zenginlik bireysel ele alındığında farklı yorumları beraberinde getirmiş olsada, aslında fakir ve zenginlik mal, mülk ile ölçülemeyecek değerlerdir.
Yozgat’ın zenginliklerini saymaya kalktığımızda, il merkezindeki Çamlıktan başlayıp, tarihi ve turistik varlıklarımızı ardı ardına sıralayabiliriz. Elimizdeki üretime hazır, diğer bölgelerle mukayese edildiğinde daha kısa sürede organik tarıma elverişli hale getirebileceğimiz tarım alanlarımız bulunmaktadır. Zira bu tarım alanları, daha öncede yazdığım gibi diğer bölgelere göre daha az kimyasallar kullanılması nedeniyle organik tarıma elverişlidir.
Yozgat’ın zenginliği bunlarla da sınırlı değil. Doğal zenginlikleri, yeraltı zenginlikleri sayılamayacak kadar fazla. Ama bize faydası yok. Yerin altında duruyor. Yerin üzerine çıkardıklarımızdan ise faydalanamıyoruz, ağlıyoruz...
Zenginliklerimiz maddiyatla da sınırlı değil. İnsan değerlerimiz var. Dünden hatırladığımız, Celal Atik’ler, Agah Efendiler, Hüzn-i Baba’lar, Ahmet Efendi’ler, Abbas Sayar’lar ve daha niceleri...
Günümüzde dünya ve Avrupa şampiyonu Rıza Kayaalp ve diğerleri, milli takım düzeyindeki sporcularımız, hangi birisini sayalım.
Bu saydıklarımın hepsini bir kenara bırakalım, sadece birisi başka bir ilde bulunsun, orası ihya olur.
Ama biz bunların kıymetini bilemiyoruz.
Rıza Kayaalp gibi bir sporcu, dünya ve Avrupayı dize getirmiş bir sporcu kaç ile nasip olmuştur?..
Milli takım kampına davet edilip, Avrupa’da tek madalya kazanan sporcuda bizim sporcumuz ama üçüncü, dördüncü olan sporcular memleketlerinde törenle karşılanırken, bizim sporcumuz mamlesef yolcu otobüsü ile dönüş yapıp, evinde istirahate çekildiğinden kimsenin haberi bile olmamıştır.
‘‘Marka şehir olacağız’’ diyoruz ama neyle sorusuna yanıt veremiyoruz. Bizler kendi değerlerimize sahip çıkıp, onurlandıramazsak o zaman marka şehir olamayız, bizim markalarımız sadece bizim için marka olarak kalır.
Denilebilir ki; Rıza Kayaalp’in adını bir caddemize verdik, daha ne yapalım!...
Caddeye ismini verdik, herşeyi hallettik kabul ediyoruz. Sorumluluğumuzun, yükümlülüğümüzün sona erdiğini sanıyoruz. Öyle değil. Bizler Rıza Kayalap ve diğer sporcuların, sanat ve kültür adamlarının varlığını kabul edip, onların onure edilmesi noktasında daha fazlasını yapmalıyız ki, Yozgat marka şehir olma yolundaki adımlarını emin olarak atabilsin...
Geçtiğimiz hafta içerisinde, Avrupa şampiyonu olduktan sonra Rıza Kayaalp Yozgat’a geldi. Bir hafta süreyle Yozgat’ta kaldı ve gitti. Yerel gazeteler dışında kimin haberi oldu?, kim haber yaptı?...
Hiç kimse...
O halde Rıza Kayaalp’in dünya şampiyonu, Avrupa şampiyonu, olimpiyat şampiyonu olmasının bizim açımızdan bir karşılığı yok, olamaz da. Eğer biz Rıza Kayaalp’lere sahip çıkarsak, Yozgat’ı da marka şehir yapabiliriz, yoksa olmaz!...
_____________________________________________________________
MAÇ KRİTİK
_____________________________________________________________
MAÇ KRİTİK
Bu maçı almak zorundayız!
Yozgatspor, Diyarbakır Karapınar Belediyespor ile oynadığı maç öncesinde üst üste 3 hafta puanlar kaybedince, play-off şansını da ister istemez zora soktu.
Oynadığı 3 karşılaşmadan en azından birisini, özellikle de Bursa Nilüferspor ile oynadığı maçı kazanmış olsaydı, bugün hesaplar daha farklı yapılacaktı, olmadı.
Şimdi önümüze bakmak durumundayız. Kaba bir hesapla Hatayspor, Tarsus İdmanyurdu ve Siirtspor’un ilk üçe girme şansları çok yüksek. Play-off grubuna çıkabilecek diğer iki takımdan birisi olabilmek için önemli bir süpriz atak olmaması halinde Sancaktepe, Yozgatspor, Anadolu Üsküdar, Bursa Niliferspor takımları.
Bursa Nilüfer takımının şansı da diğer üç takıma göre daha az...
Bu durumda Yozgatspor’un, Bursa ekibiyle maçını oynadığı için önünde iki rakibi var. Bu rakiplerinden birisi de Sancaktepe Belediyespor. Bu maçı kazanmamız halinde rakiplerimizden birisini kendi adımıza devre dışı bırakmış olacağız. Ardından içerde Araklıspor’u yenip, diğer birebir rakibimiz olan Anadolu Üsküdar karşısına rahat çıkarız.
Bu rahatlıkla da, deplasmanda maç kaybetmeyiz.
Başka bir değişle Yozgatspor, play-off grubuna çıkabilmesi için 56 puanın üzerine çıkması gerekiyor. Birebir rakipleri olan Sancaktepe ve Anadolu Üsküdar takımları ile berabere kalması halinde averajla bu takımların gerisinde kalmış oluruz ki; yine play-off grubuna gidemeyiz. O nedenle ne yapıp, edip Sancaktepe ve Anadolu Üsküdar ile oynayacağımız maçları kazanmak durumundayız. Kazanmamız halinde bu takımlarda, diğer rakiplerimizle oynayacağı maçları kazanmak için mücadele verecekleri için, bir anlamda bizim için çalışmış olacaklardır.
Yozgatspor, Cumartesi günü konuk ettiği Diyarbakır Kayapınar Belediyespor ile oynadığı maça öylesine motive olmuştu ki, erken gol bulmuş olsa idi rakibini sahadan silebilebilirdi, 90 dakika sonunda 3-0 değil, 8-0’lık bir skorla ayrılabilirdi.
Sahada takım ruhu, Yozgatspor Camiası ruhu, birlik, beraberlik ruhu vardı. Bu ruh, bu istekle mücadele veren Yozgatspor, her ne kadar yakaladığı diğer pozisyonları kaybetmiş olsa da son dakikalarda yakaladıklarını affetmedi, sahadan 3-0 galibiyetle ayrıldı.
Dip notu araya girdim...
Zira, Yozgatspor, bu ruh ve inaçla kalan maçlarını oynarsa, kazanmaması için bir neden yok. Kaybetme korkusunu yaşamayacaksınız ama ‘‘Mutlak Kazanırız!’’ düşüncesiyle de rehavete kapılmayacaksınız. İşte o zaman dengeyi kurarsınız, zira maça çıkıp, mücadele etmeden kazanan bugüne kadar hiçbir takım olmamıştır.
Bu arada, Yozgatspor’da teknik heyet değişikliği zamansız olmuştur. Ancak, Başkan Halil İbrahim Yılmaz’ın verdiği bilgiler doğrultusunda, değişikliğin zorunlu hale geldiğini öğreniyoruz.
Göreve getirilen Harun Dişlitaş, takıma ağbeylik yaparken, takım kadrosunda yeralan futbolculara da önemli görevler düşmektedir. Zira takım kendi kendisini motive etmek durumundadır. Daha fazla kenetlenmeleri gerekir. Bu inanç ve azim takımda var, inancımı kaybetmedim...