Atalarımız ''Terzi söküğünü dikemezmiş'' demişler...
Gerçekten de öyle...
Gazeteciler olarak bizler, bir kişinin sorununu, mağduriyetini dile getirip, çözümlenmesi için kar, kış, fırtına demeden yollara düşüyoruz, yazıyoruz, fotoğraflıyoruz, görüntülüyoruz, yayınlıyoruz...
Gel gelelim kendimizle ilgili bir konu olduğunda ''Yanlış anlaşılma'' korkusuna kapılıp, panikliyoruz...
Daha önce genel basında görev yaptığımdan, o zamanlar rahatlıkla yerel basınla ilgili konuları dile getirebiliyordum...
Söyledikçe, aynı ortamı paylaştığımız arkadaşlarımızın şekilden şekile girip, ''Biz söylemiyoruz!'' der gibi baktıklarını, bazen de kızdıklarını hisseder gibi olmakla beraber, dile getirmeye çalışıyordum...
Ciddi bir getirisi yok ama birilerinin yerel gazeteye abone olması, para verip yerel gazeteleri okuması çok önemli, hem okur adına hem de gazete adına...
Bedeli ödenmeden temin edilen gazete okunmak için değil, sıcak ekmeği sarıp, eve götürmekte, ardından da istifi bile bozulmadan soba tutuşturulmada kullanılır. O nedenle abone sistemi önemlidir, yerel basına, çalışanlarına güç verir, moral verir.
Bu işin manevi tarafıdır...
Yerel gazeteler, bölgedeki gelişmeleri sütunlarına taşır, uyarılarda bulunur, gündem oluşturur, kamuoyunu harekete geçirir, kurumları ilgilendiren sorunlara yer verir, bunlarla birlikte resmi ilan ve reklamları yayınlar, daha fazla ilgilinin bazı konulardan haberdar olmasına katkı sağlar.
Bu yüzden de devleti yönetenler, sadece günümüzde değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren ve sonrasında da Anadolu Basını'nın desteklenmesini, okunmasını sağlamak üzere yasal düzenlemeler yapmıştır. Bu yasal düzenlemeler içerisinde, hükümetler, mahalli idareler bütçelerini oluştururken kurum ve kuruluşlara ''Yerel gazete almaları'' için ödenek tahsisinde bulunmaları için ayrı bir kalem açmışlardır.
Bu gelenek, 12 Eylül öncesinde siyasi ve ideolojik bölünmelerin sınırlarının keskinleşmesi, hükümeti oluşturan siyasi partileri destekleyen gazetelerin sayısını artırırken, bu gazetelerin ayakta kalabilmeleri için kurumların yerel gazeteler için ayrılan ödenekleri kullanarak, bu gazetelere abone olmaları sağlık verilmiş, buna da kimse ses çıkartmamıştır.
Fazla bir getirisi olmadığından, yerel basın da fazla üzerinde durmamış ama öyle bir hal almış ki, iş çığırından çıkarak, bugünlere gelinmiştir.
Gelinen nokta da yerel gazeteler ve yerel gazete çalışanları köşeye sıkışmış durumdalar.
Yapılan uygulamalar, yerel basını ve basın mensuplarını rencide eder düzeye ulaşırken, okunabilirlik oranıyla birlikte güçlerini de kaybetmişlerdir.
Zira okunmayan bir gazetenin güç bulması, destek görmesi mümkün değildir, olmamaktadır...
Bugün, tüm resmi kurumlar, çalışanları, özel kurumlar yerel gazetelere abone olunması için konulan ödenekleri, iktidara yakın gördükleri İstanbul'da yayınlanan gazetelerden yana kullanmaktadır.
Yerel basın mağdur edilmekte, maddi bir katkısı olmasa da manevi mağduriyet psikolojik olarak gelişimin önüne set vurmaktadır...
Bunu defalarca ilgili makamlar nezdinde dile getirdim...
Ne yazık ki bir sonuç alamadım...
O yüzdendir ki, Türk Telekom İl Müdürlüğü'nün yapmış olduğu uygulamayı önemsiyoruz...
Herkesin farklı tavırlar içerisine girip, yerel gazeteleri dışladığı bir dönemde Türk Telekom İl Müdürlüğünün Yozgat'ta yayınlanan günlük gazetelere abone olup, takip etmek istemesinin sanırım önemini sizlerde takdir edersiniz...
Bizlerin mutluluğunun ne anlama geldiğini de böylece anlamış olursunuz...