Gözler gök mavisi, sapsarı saçlar,
Evinin tek oğlu sarışın Murat,
Kıtlık var ülkede köyde de açlar,
Evinin bir oğlu gök gözlü Murat.
Bütün cihan kaynıyor, her yer savaş,
Bir kazan kaynıyor tüm köylüye aş,
Ümmügülsüm
fır dönüyor durmadan,
Ana yüreğini almış bir telaş.
‘Go Murat’ım şimdi asker oluyor,
Daha yeni evli, gülü soluyor’,
Söyler durur Gülsüm ana durmadan,
Duyar duymaz köylü eve doluyor.
Çatalkaya’dan köylüler uğurlar,
Bütün sevenlerde yanar bağırlar,
Gülsüm ana Hüyük’e kadar gider,
Ağıtını duyar hatta sağırlar.
Yozgat Askerlik Şubesi sessizdir,
Go Murat da içlerinde eşsizdir,
Bir köşede dalar gider derine,
Şube değil onun gönlü ıssızdır.
‘Bişekli Murat Samsun iline’,
Sülüsü verilir bizzat eline,
Jandarma olarak seçilir Murat,
Merhaba der Karadeniz yeline.
Samsun’dan sonra
Çarşamba’ya varmış,
Eşkıyalar buraları da sarmış,
Gevşek bağlı bir eşkıya kurtulur,
Kaptığı silahla Murat’ı vurmuş.
Daha ilk senesi Murat göçmüştür,
O şahadet şerbetini içmiştir,
Çarşamba, Perşembe eşkıyaları,
Sanki sarışın Murat’ı seçmiştir.
O günlerde ülke karmakarışık,
Bişek’ten de kaldı or’da bir ışık,
Aylar sonra haber gelir köyüne,
Kimse bu ahvale olmaz alışık.
Kuran öğretti küçükken babası,
Severdi bütün komşu, akrabası,
Ezan okur, müezzinlik yapardı,
Görmedi bir daha eşi, abası.
Bir hatıra kaldı ondan Selver kız,
Baba orada, kız burada yalnız,
Şehit Murat sonsuza dek hem asker,
Gökyüzünde, Eşrefî’de de yıldız.
Ekrem GÜRER/YOZGAT
NEVRUZ BAYRAMI
Bilmeyen öğrensin,
duymayan duysun
Nevruz; Türkeli’nde nakış demektir
Ezelden ebede alp yüreklerden
Kâinata Türkçe bakış demektir
Kişi bastığında yerin üstüne
Bir tatlı yel esti serin üstüne
Kışın, karanlığın, zorun üstüne
Nevruz; şimşek gibi çakış demektir
Âdem’in çamuru yoğruldu bugün
Nuh karaya çıktı, doğruldu bugün
Yusuf’um kuyudan çağrıldı bugün
Nevruz; Hakk’a boyun büküş demektir
Dört yüz yıl beklerken yurdun gizinde
Umutlar büyüttük ülkü dizinde
Gök yeleli bir börünün izinde
Nevruz; demir dağdan çıkış demektir
Bir bayram sabahı, bir bahar günü
Başlayınca yerle, göğün düğünü
Vahdet ateşinde kesreti, kini
Nevruz; alev alev yakış demektir
Kazak, Kırgız, Tatar, Azer el ele
Türkmen, Özbek, Uygur, dindaşım ile
Tuna’dan Altay’a, Kırım’dan Nil’e
Nevruz; sökülmeyen dikiş demektir
KENAN ÇARBOĞA / SİVAS