YOZGAT Valiliği'nin Belediye ile ortaklaşa düzenlediği Festival Etkinlikleri kapsamında, Bozok Stadı Dış Sahası'nda stantlar açılmıştı. Stantta banada yer verilmiş, o dönem yayınlanan şiir kitaplarımı imzalıyordum. Hemen yanıbaşımda beliren kadın, elini uzatıp, 'Benim ismim Sefil Döndü' diyerek, başladığı konuşmasında, kısa öyküsünü sıraladı. İlk tanışmamız böyle oldu...
***
Aradan yıllar geçti. Anadolu Ajansı'nda Büro Müdürü olarak görev yapıyorum. Kulakları çınlasın, Sorgun Postası Gazetesi Sahibi Doğan Özmen ağbeyimiz arayıp, hal hatır sordu. 'Seyficiğim' diye söze başlayıp, 'Senden bir ricam olacak' diye devam etti. 'Bizim burada Sefil Döndü diye birisi var, otontik birisi bunun haberini yapsan, olmaz mı?' diye sordu. 'Olmaz mı? elbette olur' diyerek yanıt verdim. Görseli güzel olduktan sonra her şey haber olur, analıyışımı sürdürüyorum.
Ajansta çalıştığım dönemde, haftanın belirli günlerinde ilçelere gidip, haber çalışması yapıyordum. Sorgun ilçesine gittiğimde, Doğan Özmen hocama uğradım. 'Sefil Döndü' konusunu tekrar söyledi, 'Hadi gidelim' diyerek, yola çıktık. Sarıkaya istikametine yöneldik, aracımızla. Tepe üzerinde görünen Çayözü Köyüne ulaştık. Sefil Döndü'nün evinin çatal kapısını çaldık ama buyurun denilmeden yarı açık kapıdan içeriye girdik. Elinde süpürke ile avluyu süpürürken bulduğumuz Sefil Döndü'yü görünce hemen tanıdım, kucaklaştık, 'Gardaşım' diye, sarmaladı. O da beni tanımıştı. Bu da ikinci tanışmamız, oldu, kaynaştık, telefonlaştık.
***
Sefil Döndü ile irtibatımız sürekli oldu. Bir kaç kez haberini yaptım, gazetelerde, internet sitelerinde geniş yer buldu. Kök boyası ile yaptığı birbirinden güzel eserleri, yaptığı, ördüğü örgülerin öykülerini, amaçlarını anlatmıştı uzun uzun. En fazla da, 'Güvenlik kuşağı' olarak adlandırdığımız örgü ip dikkatimizi çekmişti. Çoban, ipin bir ucunu kendisine, diğer ucunu da köpeğinin ayağına bağlar, uyurmuş. Hırsız veya kurt geldiğinde hareketlenen çoban köpeği çobanın uyanmasını da sağlıyordu. Sanırım 'ipin ucu itin elinde!' deyimi de buradan geliyordu. Sefil Döndü, mütavazi birisiydi. Bildiklerini gelecek kuşaklara öğretme derdindeydi. Bir de o güne kadar biriktirdiği otantik eşyaları, ördüklerini bir müzede toplamaktı. Sonun da arzuladığı müzeye kavuştu, açılışına gittik. Ama bildiklerini, başkalarına öğretip, gelecek kuşaklara aktarma imkanını bulamadı.
***
Sefil Döndü'yü anlatmak, bana ayrılan köşeye sığmaz. Sefil Döndü aramızdan önceki gün ayrıldı, dün toprağa verildi. Allah Rahmet eylesin. Bir Sefil Döndü daha geçti, bu dünyadan, sessiz, sedasız, ayrıldı aramızdan...