Ekmeksizlik” başlıklı yazı için İleri Gazetesi’ni ve “Ekmek Mushaf Çarpacak” başlıklı yazısı için de köşe yazarı Tarık Yılmaz’ı kutluyorum.
İnsanlığın nimeti olan ekmek için yazılanlara katılmamak mümkün değil.
Böylesine hassas ve güncel konu başlığı ekmek olunca “benim de söyleyeceklerim var” deyip, hiç vakit kaybetmeden söylemeye başlıyorum.
Cadde ve sokaklara, sitelerin bahçe demirlerine, apartman önlerine, çöp konteynırlarının etrafına, okul duvarlarının üstlerine, pencere kenarlarına, sınıflardaki sıra gözlerine, çöp kovalarına vs, vs ekmeklerin atılması, poşet poşet bırakılması durumunun anlaşılabilir bir tarafı asla olmamıştır.
Evlerde, okullarda, lokantalarda vb. yerlerde ekmek israfı olayı sadece Yozgat’ta yapılmıyor. Diğer pek çok illerde de yaşanan olumsuz bir durumdur. Bu olumsuzluğun giderilmesi mümkün müdür? Elbette. Neden olmasın?
Bir tv programında ekmek israfı konusu işlenirken sokakta yapılan söyleşilerde konuşanların hemen hemen hepsi hiç ekmek israfı yapmadıklarını gururlanarak dile getirdiler. . Hatta soru soran televizyoncuya “Neden ekmek israf edelim, hiç israf edilir mi?” diye söyleyerek de örnek davranış sergilediler. Bu konuda birbirimizi bilinçlendirmeyi de görev bilmeliyiz.
Bilinçli bir tüketici ekmek israfını önlemek için neler yapabilir? Kendimce sıralamak istiyorum.
*Aileler ihtiyacı kadar ekmek alabilir.
*Alınan ekmekler dilimlenerek tüketilebilir.
*Kalan ekmeklerin bozulmaması için, ekmekler buzdolabında saklanabilir.
*Köfte yapımı için hazır köfte harcı almak yerine, bayat ekmek kullanılabilir.
* Bayatlayan ekmekler iyice ufalanıp kurutulduktan sonra galeta unu gibi kullanılabilir.
* Bayatlayan ekmekler küçük küçük küpler halinde doğranıp fırında, tavada kızartıldıktan sonra çorbalara lezzet katabilir.
* Yufka ekmeğinin kuru ya da yaş olan ufakları yağda hafifçe pembeleştikten sonra üzerine çırpılmış yumurta dökülerek birlikte pişirilirilebilir. Sonrasında sulanmış yufkanın içine konulup dürüm yapıp yenilebilir. (Bu şekildeki adı Yozgat’ta omaç oluyor. Ben omaca bayılıyorum, içinde roka bitkisiyle nefis oluyor deneyin.)
Şimdi ekmeği israf edenlere birkaç soru sormak istiyorum.
Birincisi şu: Sofraların baş tacı ekmek tarladan ağzımıza lokma olarak gelene kadar kaç aşamadan geçiyor, hiç düşündünüz mü?
İkincisi: Bu yolculuk süresince ekmek, ekmek oluncaya kadar kaç kişinin emeği geçiyor, hiç saydınız mı?
Üçüncüsü: Temel gıda maddesi olan ekmeğe hiç saygısızlık etmek ister misiniz?
Dördüncüsü: Açlık, yoksulluk nedeniyle ağaç kabuklarını, böcü börtüleri yiyen insanların olduğunu hiç duydunuz mu?
Beşincisi: Mis gibi kokan sıcacık ekmeği bir gün bulamayacağınız hiç aklınıza geliyor mu?(Allah korusun)
Önerilerim dikkate alınırsa:
* Acaba ekmeğin dışı kadar, içinin de iyi pişirilmesi mümkün müdür? Dışı güzel, içi hamur ekmeği kim yemek ister?
* Bilinen çeşitlerin dışında farklı boyut ve şekillerde ekmekler üretilebilir mi? Bu şekilde satın alındığında ise iştahla yenilip, istenilse bile israfı mümkün olamayacaktır.
* Bir ya da iki gün içinde satılamayan ekmeklerin daha az fiyata satılması olası mıdır? Taze ekmek sevenler olduğu kadar sağlık için bazıları bayat sevebilir.
Konuyla ilgili bir anımı da anlatmak istiyorum. Bundan iki-üç yıl öncesi çalıştığım ilköğretim okulunda nöbetçi olduğum kattaki öğrencilerin ekmekleri, simitleri çöplere, sıra gözlerine attıklarını gördüm.
Onlara, okulun duvarında asılı olan bir resmi gösterdim. Resimde Afrika’da açlıktan kıvranan küçük bir çocuk ve gökyüzünde dolaşan akbaba bulunuyordu. Sonra onlara neden ekmek israfı yapılmaması gerektiğini açıkça anlattım. Öğrenciler bu durum üzerine başta ekmek olmak üzere hiçbir şeyde israfçı olmayacakları için söz verdiler. Bu vesile ile israf karşıtı olan herkese ve o öğrencilerime selam ve sevgilerimi göndermiş olayım.
Peygamberimizin (S.A.V.) “İsraf haramdır.” Sözünü bilmekle kalmayalım, uygulayalım.
Her şey umduğunuzdan daha güzel olsun. Geçmiş kurban bayramınız mübarek olsun.