Son günlerin acımasız tartışması, eğitim sistemindeki değişim,  yeni bir boyut kazandı, Başbakan Erdoğan’ın ‘‘Özel Dershanaler Kapatılacak!’’ açıklaması ile...
Dershaneler kapatılır mı, kapatılmaz mı? orasını bilemem ama bildiğim şey, her sorunu bizlerin ‘‘Kapattım!’’, ‘‘Yasakladım!’’, ‘‘Ben yaptım oldu!’’ anlayışı ile çözmeye çalıştığımız, bunun sonucunda ise bugüne kadar olumlu sonuç alınamadığıdır...
Bize özgü sandığım bu anlayışın, devlet yönetiminde de geçerli olması karşısında şaşkınlığım, ‘‘Siyaset’’ olarak algılanması gerektiği hatırlatması ile biraz durulur gibi oldu.
Türkiye’de eğitim sisteminde önemli bir yere sahip olan dershaneleri kapatmak yerine, önce ıslah edip, daha sonra da dershanelere ihtiyaç duyulmayacak sistemin devreye sokulması daha doğru ve akılcı olsa gerek...
Yozgat’ta birden çok meslek okulları ve yabancı dil ağırlıklı lise ve dengi okullar mevcut. Bu okullardan mezun olan gençlerden en faz yarısı yüksek öğrenime kayıt yaptırabilmektedir. Geriye kalan lise mezunu gençler, ‘‘Ne iş olursa yaparım’’ modunda, iş aramakta, bulduğu işi ise beğenmemektedir...
Yani bu öğrenciler, gençler 8 yıllık ilköğretim, 3-4 yıllık lise ve dengi okul döneminde eğitim değil, sadece öğretim bilgileri aldığını ortaya koymaktadır. Hayata atıldığında, öğrendiklerinin gerçek hayatta fazla işine yaramadığını gördüğünde hayal kırıklığı yaşamaktadır.
Mesleki öğretim kurumları, meslek eğitimi uygulamalarından çok, nazari bilgiler ve genel kültüre dayşalı öğretilerle mezun ettiği gençler yerine, uygulamalı ve ihtiyaç duyulan alanlara göre eğitim vermesi durumunda dershanelere ihtiyaç kalmayacaktır.
Bu tartışmalar yapılmadan önce de yazmıştım. Eğitim sistemi genel olarak ele alınıp, yerel dinamikler devreye sokularak, genel eğitimin yanında yerel ihtiyaçların da eğitimin içerisine sokulması gerekir.
Bugün Yozgat’ta hangi sektörlerde kaç kişiye ihtiyaç var ise bunun belirlenip, eğitime dahil edilmelidir. Bunun için yapılması gereken eğitim kurumları ile sivil toplum örgütlerinin  oluşturacağı bir komisyonda değerlendirme yapılıp, mahalli idareler tarafından talepler belirlenmek suretiyle ortaya çıkacak olan yol haritasına göre, eğitim verilmelidir.
Merkezi hükümet veya merkezi idarenin belirlediği genel eğitim programına mahalli programların dahil edilmesiyle birlikte, eğitim kurumlarından mezun olan gençler ara eleman olarak çalışabilecekleri gibi, aldıkları eğitime bağlı olarak meslek yüksek okulu, fakültelere de geçiş yapabilme imkanı bulacaklardır. Bulamayanlar ise, boş gezmek yerine aldığı eğitime dayalı hizmet, sanayi, tarım, üretim sektörlerinde görev alabileceklerdir...
Bana göre yapılan tartışmaların, dayatmaların temelinde siyasi kaygılar yatmaktadır. Siyasi kaygılardan uzak, bu ülke gerçeğine uygun bir eğitim sisteminin bir daha değiştirilmemek üzere ama gerektiğinde güncelleme yapılarak devreye sokulması gerekmektedir.
Bu yapılırken, mahalli idarelerde eğitim sisteminin içerisinde etkin olarak yeralması, yönlendirici konumda olmasında yarar var.
Yoksa hep beraber havanda su dövmeye devam ederiz...