Bazen diyoruz ki ‘bul garibanı çök üstüne’.
Nasıl olsa gariban…
Arkası sağlam değil.
Mağdur olsa da olur, olmasa da.
Koruyacak ve kollayacak kimsesi de yok nasılsa.
Ne kadar yük yükleyebilirsen yükle.
Ne kadar suçlama yaparsan yap.
Her şeyi onun üstüne de atabilirsin.
Sorun ve sıkıntı yok.
Çünkü kendini ne kadar savunabileceği belli.
Yükün altından kalkıp-kalkamayacağı belli.
Duyduklarımız bize bazen bunları söyletiyor.
HANGİ GARİBAN?
Yine bazen diyoruz ki ‘garibanda, ne kadar gariban?’
Bak işte bazen orası belli olmuyor.
Gariban diyorsun.
Masum diyorsun.
Saf ve sıradan diyorsun.
Ama dediğin gibi olmuyor işte.
Hakkında söylenenleri, ortaya atılan iddiaları dinlediğin zaman kanaatin değişiyor.
Güvenemiyorsun anlayacağın.
Buna bağlı olarak güvensiz bir toplum çıkıyor ortaya.
Geldiğimiz nokta budur.
Şimdi hadi çık işin içinden çıkabilirsen…
ÇAPSIZLIK VE YETENEKSİZLİK
Çapsızlığın ve yeteneksizliğin önemli olmadığı bir toplumda yaşıyoruz.
Yani, sahip olduğun yetenek ve kabiliyetlerin aslında pek bir önemi yok.
Daha doğrusu çapsız ve içi boş insanlarla, dolu olanın bir farkı yok.
Bazen bu şehirde yaşanan göçlerin altında birazda bunun etkisi var.
Ortada somut bir eseri, yeteneği ve kabiliyeti olmayanlar senden çok konuşuyorsa…
Senden daha rahat bir konumdaysa…
Ürettiğini sandığı şeyler toplum tarafından daha fazla ilgi görüyorsa.
Sen içinde bulunduğun hengame ve sıkıntılara rağmen bir mücadele veriyorsan…
O sıkıntısız ve daha rahat bir ortamda sabun köpüğü gibi boş boş üfürüyorsa…
İşte orada bir sıkıntı var kardeşim!
ADAMIN BİRİ
Adamın biri gaza gelmiş, seçtiğini ve yönettiğini düşünüyor.
Adamın biri kinlenmiş, işine gelmediği için davranışlarını değiştiriyor.
Adamın biri kullanılıyor ama o kullandığını ve yönlendirdiğini düşünüyor.
Adamın biri fırça yemiş, gönül almaya ve yaranmaya çalışıyor.
Adamın biri gülüyordu, samimiyeti ve diyaloğu ilerletmeye çalışıyor.
Adamın biri uyanıktı ama cin olmadan adam çarpmaya çalışan cinsten.
Adamın biri yönlendiriliyor, kendi iradesi ve medeni cesareti olmadığı için.
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Ayağını kırmasına rağmen görevinin başında olan PTT Başmüdürü’nü.
*Şiir yorumculuğuyla dikkat çeken Talip Karslıoğlu’nu.
*Havaalanı ve hızlı tren hizmetiyle memleketlerine daha sık geleceğini söyleyen İstanbul’daki Yozgatlıları.
*Yeni otopark alanı ve alternatif yol ihtiyacı doğan şehir merkezini.