Diyarbakır Lice’de yaşanan hainlikten sonra Irak’ın Musul kentinde meydana gelen olaylarla yine Türk Milleti hedef alınmış ve yine Türk yurtlarındaki soydaşlar sıkıntılı bir sürece sokulmuştur.
Diyarbakır’daki hain olay karşısında aziz Türk Milleti’nin tansiyonu yükselmiş, sabrı taşma noktasına gelmiş gencimiz, ihtiyarımız, kadınımız kızımız eline şanlı Türk bayrağını alıp göğsüne bastırarak bayrağa olan sevgisini, hürmetini ve bayrak aşkını bir kez daha göstermiştir.
Yozgat ve Yozgat gündeminin dışına çıkıp Diyarbakır’da ki hain olaya odaklanmışken son günlerde birde Irak’ın Musul kentinde yaşanan hadiseler meydana geldi. Kerkük’te eşkıya Barzani bozuntusu soydaşlarımızı tedirgin ederken, Musul’da da IŞİD(Irak Şam İslam Devleti) mensupları buradaki soydaşlarımızı topraklarından sürmeye çalışıyor.
Öz yurtlarında hep parya olarak muamele gören soydaşlarımız her an silahların gölgesinde bir katliama veya saldırıya maruz kalma korkusuyla binlerce yıllık ata yurtlarını terk edip kaçmak istiyor. Ülkemizin Güneydoğusunda ve Irak’taki Türk yurtlarında yaşanan bu elim gelişmeler pek kıymetli bir hocamın bir konferansında bizlere sarf ettiği şu cümleleri akla getiriyor.
Türkiye’yi Musul’dan Kerkük’ten savunmazsanız Diyarbakır’daki, Hakkari’de ki teröre ve terörist eylemlere mani olamazsınız. Türkiye’yi Musul ve Kerkük’le bir görmezseniz ülkenizin doğusundaki PKK ile mücadelede eksik ve yetersiz kalırsınız. Bakü’yü Ankara’dan soyutlarsanız Erivan Ağrı Dağı’na göz diker.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kırmızı çizgilerinden ödün verip, Kıbrıs halkını kaderiyle baş başa bırakırsanız Ege Denizi’ndeki gerilim ve kara suları ihlali gibi olaylarla sürekli başınız ağrır.
Sözün özü Türkiye, Kerkük ve Musul’daki soydaşların can ve mal güvenliğini ve onların milli kimliklerini güvence altına aldığı gün Lice’de bayrağını indirmeye cesaret edilemeyecektir. Kerkük ve Musul Lice’ye Kahire’den daha yakındır…