Bugünkü yazımızda bölücü faaliyetlerin en başında yer alan PKK terörü ile ilgili olarak düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz. Bizimkisi bir araştırma, inceleme yazısı değil,  günlük bir yorum yazısıdır. Konunun devlet yetkilileri tarafından incelendiğini ve araştırıldığını da iyi biliyoruz...
" Terörle mücadele de sivrisineklerle uğraşıyouz!"  diye bir başlık atmak isterdim. Bunun üzerinde duralım. Bataklık alanlarını bilirsiniz. Sivrisineği bol olur ve sizi ciddi şekilde rahatsız eder. Buna karşı önlem alırsınız; evinize sineklik taktırma, sinek ilacı kullanma, kapıları-bacalırı kilitleme  vesaire... Ama hiç birisi çözüm olmaz, çünkü bataklık yanınızdadır, sivrisinekler de hızla çoğalmaya devam etmektedir...
Bir iki örnek daha: Son yıllarda bir" Kuş Gribi"  belası ve Kene faciası çıktı. Bunlar için aldığımız önlemler çözüm olabildi mi? Hayır, Kuşları-tavukları öldürmek, keneleri yok etmek çare olmadı. Başkaca çareler aramının peşine düştük. Öyle değil mi?
Günümüzde  ülkemizin en önemli konularının başında terörle mücadele geliyor! Doğu bölgemizde kesintisiz devam eden bir mücadele var. Bu haklı mücadelemizde ne yazık ki, hep yalnız kalıyoruz...
Devletin işsizlik, hayat pahalılığı, ekonomik sıkıntıları, Trafik terörünün yanında bir de fiili olarak PKK terörü ile mücadele etmek zorunda kalışı ülkemizi mali alanda sıkıntılara sürüklüyor. Aslında bunların hepsi kendi alanında ciddi konular. Tüm dünya ülkeleri bu sıkıntılara karşı  bir politika yürütmeye çalışıyor.
Siz: “Topraklarımda bir Kürt Devleti kurdurtmam, bunun mücadelesini veririm!” diyorsunuz ama birileri sürekli olarak Anadolu’yu Kürt Devleti içinde gösteriyor. Yani Türkiye’ye karşı top yekün bir mücadele yürütüyorlar!...
PKK Terörününü kimler destekliyorlar? Ya da Türkiye’yi bölmek isteyenler kimlerdir ve  nasıl çalışıyorlar?
Birincisi sürekli olarak  bölgeye terörüst göndererek terörü besliyorlar. Türkiye’den, Irak’dan, İran’dan, Ermenistan’dan hatta bazı Avrupa ülkelerinden gelip bölgede bölücülere katılanlar var. Yani sivrisineklerin adedi-sayısı sürekli çoğaltılıyor.
İkincisi Türk Ordusu ile savaşı göze alan  çapulcular bu silahları nereden, nasıl temin ediyorlar? Ellerinde ki silahlar modern silahlar. Avrupa, Amerika ve Rus patentli silahlar. Silahlarıyla da onları destekleyenler var. Yakalanan ve öldürülen teröristlerden bunlar tesbit ediliyor.
Üçüncüsü  erişilmez dağlarda bu adamlar neyle, nasıl besleniyorlar?  Bunlara ekmeği-aşı-parayı kimler gönderiyor? Aslına bakarsanız istihbaratımız bunu da biliyor. Yok edilen mağaralarda, yerleşim yerlerinde ki gıdaları, ürünleri inceleyip bu soruya da cevap bulabiliyorsunuz.
Dördüncüsü, PKK teröründe ki sürekliliği, devamlılığı kimler, nasıl sağlıyor? Yani teröre yardım ve yatakçılık edenler var. Uyuşturucu ticareti de dahil terörü besleyen güçler, faaliyetleri görüyoruz ve biliyoruz. Gruplar, devletler, birimler vs...
Aynı soruyu yine soralım: Tüm bunlar varken ve biliniyorken teröre karışan sivrisineklerle mücadele etmenin bir faydası olur mu? El cevap, olmaz! (ya da tek başına başarı sağlanamaz!)
Diyeceksiniz ki, koskaca devlet sadece bir alanda mı mücadele yürütüyor. Tabi ki hayır. Devletin birimleri bunları düşünerek, hareket ediyor ve çaba gösteriyor. Ama yine de, söylenecek sözümüz var.
Terörle mücadeleyi top yekun ele almak zorundayız. Bunun devletler arası boyutu var.
Dış işleri Bakanlığının bu konularda yürüteceği politikalar olmalı. Terörün dış kaynaklı desteğini durdurmak, kurutmak zorundayız. Teröre yardım ve yataklı edenleri belirleyerek onlara karşı da bir mücadele yürütmek zorundayız. Terörün mali kaynaklarını kurutmak zorundayız.    Bölgeden kaynaklanan sorunlar var. Bölge ticaretinden nemalananlar var. Tüm bunlar için tedbir almak zorundayız... Bölgedeki bataklığı kurutmak için bir mücadele yürütülmelidir.
Bölge insanını aydınlatıcı faaliyetler yürütüp onları terörden ayırmak-koparmak zorundasınız. Bu insanlar teröre destek olmamalı. Kadını, kızı, genci, ihtiyarı bilgilendirilmeli. Halkın eğitimine önem verilmeli. Terörün iç yüzü ortaya konmalı, fotoğraflar, belgeler CD’ler hazırlanıp dağıtılmalı...Terörün çirkin yüzü- vahşeti belgelerle ortaya konmalı. Bölgenin gelişmesine verdiği zarar anlatılmalı.
Doğu bölgemizde görevlendirilecek komutan, Vali, Kaymakam, Bürokrat vs. Terör konusunda eğitilmiş olmalı ve bölge halkı ile iç içe yaşamalı. Bayramında, düğününde, cenazesinde yanında yer almalı ve bölge halkı tarafından sevilen insanlar seçilmeli.
Terörden nemalanan gruplar, siyasi kişiler, şirketler, devletler belirlenerek, bunlara karşı da bir politika yürütülmeli... Hem dış basında, hem de iç basında Türk Devleti’nin terörle mücadelede ki haklılığı anlatılmalı.
Aslında doğru olan bir tesbit var: “Sivrisinekleri öldürmek yetmiyor!” Sivrisinekten çok bataklığın kurutulması için mücadele edilmeli...