Başka, diye başlarız.
    Dinlediğimiz kişinin, daha açık konuşmasını sağlamak için.
    Yine de tatmin olmaz..
    “Başka, başka” diye üsteleriz.
    Başka; bilmediğimizdir.
    Merak ettiğimizdir.
    Başkalık ise; farklılıktır, güzelliktir, imrenilirliktir.
    Yeri doldurulmazlıktır.
    O, başka derken, O’na ayrıcalık atfederiz.
Başkalık; bazen zıtlıktır, karşı düşüncedir.
Aşık Veysel;

    Kim okurdu kim yazardı.
    Bu düğümü kim çözerdi.
    Koyun kurt ile gezerdi.
    Fikir başka başk'olmasa.   
   
    Dörtlüğünde, başka olmayı,
    Ayrılık ve aykırılık,
    Olarak görmektedir.
    Bir ve beraber olunabilse,
    İki ezeli rakip olan..
    Kurt ile koyun…
    Kol kola…
    Omuz omuza…
    Gezebilirdi diye, düşünmektedir.
    Hayatımız tecrübelerle dolu…
    Neler tattık…
    Neler yaşadık…
    Neler yaşattık…
   
    Birileri yönlendirdi biz yön bulduk sandık…
    Hep kaybeden olduk, hep kayıpları aradık…
   
    Kendimizden çok başkalarını dinledik, başkalarını izledik.
    Bizi bize bile, başka gösterenleri gördük.
    Başkaları gibi olmak, bazen taklit, bazen idealdi.
    Bilmeden, istemeden, başkalarının günahını da aldık.
    Keşke başka görmeseydik kimseyi…
    Daha yakınlaşsaydık…
    Bizim başka gördüklerimiz de bizi başka görmeselerdi keşke.
    Başkalığı, başka olmayı…
    İyilikte, güzellikte, yardımlaşmada…
    Dayanışmada sağlamalı…
    Başkalıktan…
    Bambaşkalığa yönelmeliyiz.