YENİ Dünya düzeni... Önce bağımlılık yaratacaksın. Sonra istediğin gibi ürettiğin ürünü satacaksın... Nasıl mı? Bir firması çıkıp, piyasa değeri 50 bin lira olan otomobili 20 bin liraya satışa çıkartmış olsa. Ben dahil herkes alabilmek için sıraya girer. Kimse de çıkıp, 'nasıl olur?' sorusunu yöneltmez. Aracı alırsın, çok rahat ve lüks. Bir süre sonra müzik kutusu çalışmaz. Servise gidersiniz, 'dijital program yüklenmesi gerekir' yanıtını alırsınız. Bedelini ödersiniz. Kısa süre sonra bu kez, sicekler çalışmaz, yeni bir pragram yüklemeniz gerektiği söylenir. Sadece yürüyen kaborta olarak size ucuz olarak sunulan araç, bir süre sonra piyasa değerinin bile üzerinde bir maliyete ulaşır, farkına varmazsınız...
Düne kadar sistem böyle işletiliyordu. Günümüzde 'bağımlılık' yaptırmak suretiyle, sistem işletiliyor. Türkiye'de tüketilen gıda ürünlerinin dış pazarda karşılığı olmadığı gerekçesiyle, dışarıdan getirilen tohumlarla tek tip tarımsal gıda ürünlerinin üretimi sağlandı. Çünkü, tohumu veren, üretilen tek tip ürünleri, daha doğrusu genetiği bozulmuş ürünleri tereddüt etmeden aldı. İç piyasada bu ürünler, halen organik ürünlerden daha ucuza satılıyor. Gelir düzeyi düşük olan halk, daha ucuz olan bu ürünleri tercih ediyor. Ürünlerin önemli bölümü bağımlılık yapıyor. Vazgeçilemez hale geliyor... 

ŞEKERİ SATIYORUZ...

Sorgun ilçesinde bulunan Yozgat Şeker Fabrikası'nın da aralarında bulunduğu fabrikalar satılıyor. Kimilerine göre satılması gerekiyor. Devlet 'fabrikatör değil' mesajları veriliyor. Doğrudur... Bize düşün, 'hayırlı olsun' demek... Sorgun ilçesindeki Şeker Fabrikası satıldığında, çalışan işçiler zarar görmeyecek. 5 yıl süreyle  fabrikada çalışmaya devam edecek. Buraya kadar sorun yok. Ama 'Ondan sonra da çalışacaklarını düşünüyoruz' deniliyor. Altını çizmek için tekrar ediyorum, 'çalışacaklar' denmiyor, 'umuyoruz' deniliyor. Anlayana...
Alınan bir kararla yüzde 10 olan Nişaslı Bazlı Tatlandırıcıların kotası yüzde 10'dan 5'e çekildi. Ne zaman? Sorgun ilçesindeki Şeker Farikası ile birlikte yurt genelindeki 14 fabrikanın satış ilanı sonrasında yükselen sesler üzerine. Yanılmıyorsam, nişasta bazlı tatlandırıcıların oranı yüzde 3 civarındaydı, yüzde 5'e, daha sonra da yüzde 10'a kadar çıkartıldı. Bugün Sağlık Bakanlığı'nın akademisyenlerin, uzmanların sağlık açısından zararlı olduğunu söylediği bu tatlandırıcılar, paketlenmiş ürünlerin tamamında, patsa, baklava gibi ürünlerin tamamında kullanılıyor. Ben demiyorum, işin uzmanları söylüyor...
Fabrikaların satış süreci tamalanıncaya kadar, Nişasta Bazlı Tatlandırıcıların kotası daha da aşağıya çekilebilir. Ama sonrası meçhul. 5 yıllık süreç sonunda şeker pancarından elde edilen tatlandırıcının yetersiz kalabilmesi ile birlikte fiyatının yüksek olma ihtimali de yüksek. Umarım, yanılan tarafta kalırım...