1980’li yıllardan önce Yozgat’ımızın hemen hemen her köyünde bağcılık yapılırdı. Kağnılarla, at arabalarıyla, traktörlerle üzümler çekilir, tahta veya beton oluklarda çiğnenir pekmezler, ekşiler, çalmalar, sirkeler vs. yapılırdı. İnsanlarımızın ceplerinde nakit para olmasa da sofralarında zenginlik, vitamin, bereket olurdu. Çocuklarının yüzleri kanlı canlı, hastalıklara karşı dirençli ve zeki olurlardı.
Hala bağlarımızın kütükleri terk ettiğimiz arazilerimizde mevcut. Sadece omcaların budanması ve diplerinin bellenmesi üzüm yememize yeter de artar bile. Topraklarımızın erezyona uğramaması, köylerimize bereket gelmesi ve cennet meyvesi üzümlerin kendinden ve diğer ürünlerinden yararlanmamız için geriye çalışmak üretmek kalmaktadır.
Umumiyetle bağlar yerinde bakımsız ve mera halinde duruyor. İşlenmesi o kadar kolay şekilde bekliyor ki, yüzüne gülsek yeterli gibi sanki. Ama bir kıpırdanış da sezinliyorum. Çünki yarısına yakını erezyonla yok olmuş, nüfusu 8 milyarı aşmış yaşlı dünyamızda artık bizim topraklarımız gibi bereketli mekanlar işlenmek zorunda kalacak, sahiplerine gelir getirecektir. Bu Kaçınılmaz bir sonuçtur. İnsanlar keyif aldıkları  bu mekanlarına bostan, mısır, fasulye, soğan, maydonoz falan da ekecekler, tekrar bol sulu ve yeşil günlerimize kavuşacağız. Çalışkan, toprakla uğraşan, iyi beslenen, çocukları, kendileri mutlu, neşeli zamanlar geçiren mutlu insanlar olacağız.
Bunun için illaki Valilikten, Başbakanlıktan veya başka bir otoriteden baskı mı gelmesi gerekiyor. Bu yüzden gelecekse gelsin vallahi. Herkes ister. Yeterki birileri bir başlangıç yapsın. Bu potansiyel, bu enerji insanların yüreklerinde var, yeşilliklerle, toprakla, bağla, bahçeyle uğraşmak zaten herkesin hevesi. En itibarlı kurum, en otoriter kuruluş nereyse ya yönlendirsin, ya ödüllendirsin bizi ama yeterki bu çalışmaları artık başlatsın. Dağlarımız, tepelerimiz, dere ve öz kenarlarımız alternatif tarım ürünleriyle donansın. İnsanlarımız boş durma ve işe yaramama psikolojisinden kurtulsun, Bugün Allah için ne yaptın sorusuna işte cennet gibi mekanlar yetiştim diyebilsin. İnsanlarımıza iş kapısı, ekmek kapısı açılsın, kimi bağ bahçe beller, kimisi nakliye yapar, kimi saklama kapları, kimi meyve fidancılığı, kimi konservecilik, kimi pekmez, ağda pazarlama, kimi piknik mekanları işletmeciliği, kimi arıcılık vs. vs.. İşte işsizlik önlendi gitti. İç pazara yönelik kalıcı çalışmalar bizi işsizlikten kurtarır. Dış Pazar tam bir kurtlar vadisi.
Hadi ne duruyoruz. Kooperatif mi kuracağız, valiliğe mi müracaat edeceğiz, büyüklerimizden mi marş komutu alacağız toplanalım bu konuları bir tartışalım..