Geçen kırk yıl içinde onlarca seçim oldu. O köye gelen herkes mutluluktan, refahtan, zenginlikten, huzurdan ve güzelliklerden bahsettiler. Her gelen söylediklerini yapsaydı veya söylediklerinin birini yapsaydı o cennet köyüm şimdi bir Avrupa kasabası görünümüne bürünmezmiydi. Matematik ve mantık kuralları bellidir. Ya da ülkeye sahip çıkıp insanların geçim koşullarında tedbirler alarak vatansever çalışmalar yapsalardı böyle mi olurduk.
Demekki her gelen arkamıza geçip 2 puan almış. Film fırıldak politikacılar veya hiçbir şey üretemeyen asalak zihniyetli yapışkanlar cennet köylerimizi ören yerlerine çevirip büyük şehirlerdeki lüks konutlarında göbek büyütüyorlar.
Hangi köye giderseniz gidin, hangi soaktan geçerseniz geçin yıkık dökük evlerin önünde kalmış tek tük sosyal güvencesiz ihtiyar adamlar, çilekeş ve umutsuz yüzlü kimsesiz delikanlılar, katıksız sofralar ve harabe yapılar…
Birileri bu görüntülerin hesabını vermeyecekmi acaba. Tarımda teşvik, hayvancılığı geliştirme tedbirleri, meyvecilik, sebzecilik, arıcılık, balıkçılık, alternatif tarım teknikleri, mandıra ürünleri üretimi, entegre tesisler, kooperatifçilik vs. vs. vs. Binlerce içi boş laflar duyduk polkitikacılarımızdan. Demekki içi boş kuru laflar veya şekilde kalan temelsiz faaliyetler yapılarak insanların kanları emilmiş. Umutları sömürülmüş.
Çocukluk yıllarımın en bakımsız evi bile bir traktör römorku dolusu insanı misafir eder, doyurur ve konaklatabilirdi. Şimdi bir kişiye bile iaşe ve ibade hizmeti sunulamayacak derecede zavallı ve duyarsızlaştırılmış.
Ne zaman bu ülkede teknik düşünen ve yüreğiyle, imanıyla hizmet üreten politikacılar seçilirse o zaman kıpırtı olacağına inanıyorum. Yoksa güven vermeyen, çenebaz ve yalancı insanların kelime oyunlarıyla kavrulup, kıvranıp yok olacağız görüntüsündeyiz.