Bir insan bir insana, yakınına, dostuna, arkadaşına her kimse, ne yapabilir bir babanın yapamadığı kadar.
    Borç mu verir, elinden tutup çamurdan mı çıkarır, ne verir?
    Sanırım bir insana yapılan iyiliğin en güzel yansıması olur bu söz (!)
    Bir insana bir iyilik yaptıysanız ve de bu sözün ardından yaptığınızı bir güzel karşınızdakine hissettirmek istiyorsanız bundan ala söz yoktur herhalde.
    Bazı insanlar vardır parayı yaşamak için bir araç olarak görürler.
    Bazı insanlar da vardır para kazanmak için yaşarlar.
    Para kazanmak için yaşayanlar, o parayı bulamadıkları gün akılları çalışmaz, dünya batmış, gözleri kör olmuş, vicdani düşünceden yoksun kalmışlardır.
    İşte o an, kendilerine yapılanı da yaptıklarını da farklı algılarlar.
    Bu dünyada iyiliği karşılık bekleyerek yapanlar, selamı almadan verme gibi bir düşünceye de sahip olmazlar.
    Bunları neden mi yazıyorum, yaşadığım bir olayın etkisi diyebiliriz.
    Yarın sizin de başınıza gelirse çok şaşırmayın, dünya böyle olmuş (!) insanlar masum…
SOKAKTAN AL DERSİ…
    Yozgat'tan hiçbir şey olmaz diyenleri sokaklara davet ediyorum.
    İnsan alması gereken dersi istediği vakit sokaktan da alabiliyor pekala.
    Bu öyle bir ders ki, ne üniversitede ne de onlarca kitap yalayıp yutmakla olmuyor kardeşim.
    Bazen bir çocuk, bazense hiç ummadığınız bir yabancı öyle bir şey söylüyor,
    Ya da hiç ummadık bir anda öyle bir olay yaşıyorsunuz ki yaptığınızdan siz de utanıyorsunuz.
    Dün öğle arası yemek için eve çıkacaktım. Yemek öncesi yapılacak küçük bir iş için bir kenarda durup, aracı şehir merkezinde bir yere park ettim. Dörtlüleri de yaktım ki, hemen çıkacağım anlaşılsın, park görevlisi yapıştırmasın evrakı camın önüne.
    Tam araçtan çıktım ki, bir ses aman hemşerim ne yapıyorsun dedi.
    Ne yaptım ki dedim.
Simayen tanıdığım bir taksiciydi kendisi. Görüyor musun aracı park ettiğin yeri, engellilerin geçiş alanını kapattın dedi.
    Yalana gerek yok, bu güne kadar aynı yere kim bilir kaç kez araç park etmişimdir ama ne oradaki engelli geçişi, ne de yaptığım yanlışın farkına vardım.
    Halbu ki hassas olduğum bir konudur. Ama insan farkına varmıyor çoğu zaman yaptığı yanlışların.
    Eğer o taksici uyarmasa kim bilir ne zaman fark edecektim yaptığım hatayı.
    Yozgatlıyı duyarsız sayarız çoğu zaman yaşananlar karşısında.
    Tamam vurdumduymaz yapımız var olmasına var da, mevzubahis vatan olunca silkinip, kendine gelmesini bilmişizdir evellallah…
    İşte size vurdum duymaz olmayan bir Yozgatlı örneği.
    Görseniz çocuk dersiniz, alt tarafı bir sucu çırağı işte deyip sözlerini dahi kaile almazsınız.
    Öyle değil işte, o çocuk Yozgat'ı, yaşadığı ortamı, insanları kaile alıyor.
Mesela kızıyor trafik ışığının bulunduğu direkteki küçük lambaları kıranlara.
    İnsanların otobüs beklediği duraklara zarar verenlerden oldukça şikayetçi.
    Neden insanlar çöplerini etrafa atarlar diyor…
    Adamlar ne güzel yapmış, ne istediniz de kırdınız derken tüm masumluğu ile savuruyor sözleri ağzından.
    Küçük bir çırak işte, ne konuşuyor diyebilirsiniz.
    Hayat öyle küçük olaylarla anlatıyor ki kimi zaman gerçekleri şaşıp kalıyorsunuz.
    Tıpkı bu gün benim yaşadıklarım gibi…
AŞURE BAHANE…
    Mübarek Muharrem ayının manevi hazzını yaşıyoruz millet olarak.
    Muharrem ayının Hicri Takvime göre 10. günü Aşure Günü.
    Bu günde insanlar birbirlerine yaptıkları aşurelerden ikram ederler. Son yıllarda bu tür özel günler siyasi partiler, esnaf, işadamları, sivil toplum kuruluşları tarafından fazlasıyla önemseniyor.
    Mesela Ak Parti…
    Lise Caddesi'nde bin 500 kişiye aşure dağıttı. İl Başkanı Yusuf Başer'den tutunda kadın kolları teşkilatına, Belediye Başkanı Yusuf Başer'e kadar herkes oradaydı.
    Orada sadece ağızlar tatlanmadı aslında gönüller de tatlandı bana kalırsa.
Siyasi boyutunu bir kenara bırakırsanız, oluşan kalabalık, insanların güzel şeyler karşısında nasıl bir araya geldiğinin göstergesiydi bana göre.
    Ülkücü gençler de bu önemli günü unutmayanlardan oldu. Kerbela'da şehit edilen Hz. Hüseyin ve şehitlerin ruhuna Çapanoğlu Büyük Camii'nde mevlit okuttular.
    Bir gençlik hareketi bu tür manevi bir düşünceyle hareket edebiliyorsa bundan herkes mutlu olmalı.
    Sanırım Ülkücülük de bunu gerektirir…
Ben gençleri bu mübarek hareketinden dolayı kutluyorum. Fikri, görüşü ne olursa olsun herkesin bu tür girişimlerde bir araya gelmesi Türk milletinin güzelliğini ortaya koyar.
Aynı gün Simit Sarayı, bir önceki gün İşadamı Zafer Özışık ve ismini sayamadığımız kişi ve kurumlar Aşure Gününü unutmadı.
Unutmamak gerekli, yarın için, daha ötesi, kısacası ebedi dünya için bu dünyada bir birimizi unutmamalı.
Bu gün Aşure, yarın Kandil, daha ertesi gün farklı bir gün.