Ayıları kimler sever? Pek çok kişi ayıları severmiş. Ormanın esas kralı ayılardır diyenler bile var. Ayılar iyidir, hoştur, süperdir diye söyleyenler olabilirmiş. Paldır küldür, haldır huldur yürümelerini de beğenenler çıkabilirmiş.vs, vs,
Vay canına! Meğerse ne çok hayran kitleleri varmış …
Pek çok kişi çocukluğunda okuduğu kitapları ve kitaplardaki kahramanları unutmazmış. Zamanla bu kahramanları farkında olmadan benimserlermiş. İşte kahramanı ayı olan minik hikayesinin özeti.Sirkte çalışan bir ayı ilk fırsatta sirkinden kaçmayı başarıyor. En yakın kasabaya dalıyor. Kasabalılar koşan ayıyı görünce korkuyorlar. Ellerine aldıkları taşlarla, sopalarla bağıra çağıra ayıyı kovalıyorlar. Ayı; peşindeki insanları görünce ürküyor. Korkusundan canını dişine takıp kaçmaya çalışırken kendini bir anda kasabanın meydanında buluveriyor. Orada heykeli görünce önce duraksıyor. Sonrasında yavaşça mevcut banka oturuyor. Pençeleriyle yüzünü kapatıp pek bir dokunaklı uzunca bir süre ağlıyor, ağlıyor, ağlıyor…
Bu manzara karşısında az önce ayıyı kovalayan halk bu sefer şaşkınlıkla ayıyı seyretmeye başlıyorlar. Tabii ellerindekileri de bırakarak…
Ağlayan ayı kendisini izleyenlerde bu sefer sevgi, merhamet ve acıma hisleri uyandırıyor.
Kısa bir süre sonra sirktekiler ayıyı götürmeye geldiklerinde ise ayı bu duruma hiç itiraz etmeden kafasını öne eğerek kaçtığı yere doğru kös kös gidiyor.
Zamanla kasabada ağlayan ayının hikayesi konuşulmaya başlanıyor... Hikaye ile birlikte neden ağladığı da kulaktan kulağa yayılıyor.
Ayı daha yavru iken sirklerde çalışmaya başladığında onu ilk çalıştıran kişinin elinde borazan varmış. Ayı bütün hünerlerini müzikle öğrenmiş. Heykelin elindeki borazanı görünce eski sahibine benzetip ağlamış olabileceği dilden dile dolaşıp durmuş.
Şimdi de başka bir ayı hikayesi.
Ormancı ormanda yaralı ayı görünce evine getirip ayının tedavisini yapıyor. Ayı iyileştiğinde ise ormana dönmek istemiyor. Ormancıya yalvarıyor. “Sen benim hayatımı kurtardın, bende sana olan borcumu ödemek için ömrüm boyunca sana hizmet edeceğim” diyor.
Ormancı ne kadar hayır dese de sonunda ayının yalvarması karşısında kalmasını kabul ediyor. Günlük işlerde ayı ormancıya bir yandan çalışarak yardım ederken bir yandan da sözünü yerine getirmiş oluyor.
Bu şekilde aylar birbirini kovalıyor. Derken bir gün ormancı eve geliyor. Çok yorulduğu için oturduğu yerde uyuyakalıyor. Ayı dışarıdan içeri geldiğinde uyuyan ormancıyı ve de alnının ortasındaki konan sineği fark ediyor. Hemen bahçeye çıkıyor, kocaman bir kütük alıp
Sessizce içeriye giriyor. Ormancının alnındaki sineğe doğru hızla kütüğü indiriyor. Kafasına bu şekilde sert darbe alan ormancı oracıkta hayatını kaybediyor.
Buradaki farklı ayı hikayeciklerden sonra ne denilebilir ki? Ayı yine ayılığını yapmış mıdır? Yoksa ayıdan dost, eşekten post olmaz mı? Veya herkesin ayısı kendine midir? İşte orası hiç bilinmez…