Ölmeye gör der, ölmeye gör…
    Bu dünya hayatı için unutulmak nedir ki, peynir ekmek. O kadar basit anlayacağınız.
    Ölüm, unutulmayı da beraberinde getiriyor.
    Yaşar denilen hatıralar, unutulmaz denilen sözler gün geliyor ruh semaya ulaşmadan hafızalarda yok oluyor.
    Sararan yapraklar, batan güneş, solan gül, kuruyan pınar, savrulan kül, evrendeki pek çok şey bir gün ölümü tadacağımızın işareti.
    Böyle bir dünyada yaşayıp da ardında hayır duası ve anılarla anılmak elbette ki her insanın arzusudur.
    Tabiî ki önemli olan bu arzu ile yaşamak.
    Gazetemizin Haber Müdürü Merhum Ayhan Köylüoğlu da benim için bu dünya üzerinde hayırla yad edilebilecek değerli insanlardan bir tanesiydi.
İnsan sevgisi, onu memleket, Yozgat aşığı yapmış.
    Öyle ki kaleme aldığı yazılar, deklanşöründen çıkan eşsiz fotoğraf kareleri ve kafiyelerin dahi gereksiz kaldığı doyumsuz dörtlükleri ile farklı bir kişilikte…
    Allah rahmet eylesin, onu çok özlüyoruz.
    O'na karşı duyduğumuz özlem maalesef anılarını yaşatmaya yetmiyor.
    Ölmeye gör demiş ya birileri, ölmeye gör…
    Ayhan Köylüoğlu'ndan bahsedip de Yozgat sevdasını bilmeyen yakın bir dostu var mıdır acaba?
    Kaleme aldığı her yazıda, harcadığı her mesaide Yozgat için yapılabileceklerin hesabını güderdi.
    O büyük bir gazeteci olmanın yanı sıra iyi bir Yozgatlıydı.
    Bu topraklar üzerinde büyümüş, yıllarca şehir dışında kalmış ama yine de unutmamış.
    Ve nihayetinde kaderin bir şekilde memleketine dön ermeni verdiği gün tereddüt etmeden ana kucağı misali Yozgat'a sarılmış bir gazeteciydi Ayhan Abi…
    Yaşına rağmen masa başı gazeteciliği kabul etmeyip, olayları sahada, yerinde görmekten tereddüt duymazdı.
    Yozgat'ın unutamayacağı, unutmaması gereken bir değerdi Köylüoğlu.
    İcabında fedakarlık etmekte tereddüt duymaz, kaybedeceğini bilse de doğru bildiği yoldan şaşmazdı.
    Dışardan nasıl görünürdü bilemem ama Yozgat'a sevdalı bir yüreği vardır.
    Riyası yok, yalanı yok, sahte söze toktu, dosdoğru yazardı çünkü Yozgat için yazardı.
    Günahı, sevabı, iyisi, kötüsü bir ömür yaşadı ve hepimizin gideceği ebedi istirahatgahına gitti.
    Geride hayırla yad edilecek şuan saymamı, anlatmamı istemeyeceğini çok iyi bildiğim pek çok işi vardı.
    Bana göre Yozgat için bir değer, zor yetişecek bir kişilikti Ayhan Köylüoğlu.
    Böyle bir değerin, Yozgat sevdası yüreğine nakış nakış işlemiş bir gazetecinin isminin Yozgat'ın bir yerlerinde yaşaması,
    En azından bir sokak ismiyle,
    Adına düzenlenecek küçük organizasyonla,
    Ya da küçük bir hayır duasıyla anılmalı, unutulmamalıydı.
    Dün Belediye Meclis Salonu'nda yeni sokak ve caddelere isimleri verildi.
    Tarihe mal olmuş ve Yozgat'la özdeşleşmiş pek çok değerin isimlerinin sokaklara verilmesi hakikaten alkışlanacak, örnek bir karardı.
    Ama gönlümden geçen o isimler arasında Yozgat'ın yetiştirdiği bir değeri, sevdası yüreğinde menfaatsiz ve de riyasız Yozgat olmuş bir gazeteciyi, Ayhan Köylüoğlu'nun ismini de bir cadde, sokak da görmek isterdim.
    Zor olmasa gerek,
    Belediye Başkanı Sayın Yusuf Başer'in yakın dostuydu Köylüoğlu…
    Sayın Başer'in çoğu zaman rahmetlinin annesi Şahinde Teyze'yi ziyaret edebilecek kadar vefalı olduğunu biliyorum.
    Bunu burada telaffuz etmek istemezdim ama yanlış anlaşılmaya da mahal vermemeli.
    Ayhan Köylüoğlu isminin yaşatılması adına Sayın Başkan'dan tüm gazeteciler adına ricada bulunmak istiyorum.
    Yaşatalım bu ismi, yaşayan gazetecilere sahip olmak adına.
    O riyasız yaşadı, riyasız öldü…
    Onu tanımayanlar nasıl bilir bilmiyorum ama ben çok iyi tanıyorum.
    Sayın Başer'in de çok iyi tanıdığını biliyorum. Çoğu zaman Yozgat adına birlikte istişarede bulunduklarına, mesai harcadıklarına bizzat şahit oldum.
    Rahmetli Ayhan Köylüoğlu'nun isminin yaşatılmasını benden daha fazla isteyeceğine de eminim.
    Meclis toplantısını kaleme alırken neden yok dedim kendi kendime Köylüoğlu ismi.
    Yokluğunun özlemi de diyebilirsiniz benimkine. Fark etmez ne derseniz deyin. Ben şunu çok iyi biliyorum ki O bir Yozgat sevdalısıydı.
    Şuan beni görüyor veya duyuyorsa 'Evlat boş ver, bizim isimle işimiz olmaz' derdi eminim.
    Aslında benim derdim de isim değil, sadece unutulmamak…
    Unutmamak…
    Ne adın kalır ne sanın
    Ölmeye gör şu dünyada
    Unutulur her bir anın
    Ölmeye gör şu dünyada