Yıllarca aşk ile alakalı şiirler nakşetmeye gayret gösterdim ve anladım ki aşk kulu aşmalı sahibine gitmeli, aşkın kul kısmını uzun zaman işledim yol Elif’e çıktı ve bütün haşmeti ile kalem bire yöneldi şiirler maksadına ermiş oldu.
İnsanlar severler bu ila sevgili değildir bazen annedir bazen baba bazen bir arkadaş ya da bir sanatçı ancak işin en önemli yanını yanlış yapıyoruz çoğu zaman, o önemli yan aşktır işte kul kula sevgi duyabilir çok fazla da sevebilir hatta bu uğurda canına kıyanlar bile var maalesef halbuki bunların hiç biri aşk değil evet değil, şimdi bana kendini âşık bilen bazılarınız kızabilir ancak işin aslı başka.
Bir şiirimde bunu net olarak açıklamıştım “kalp makamı eliftir sahibi zaten elif, gönül makamı geniş onda güller muhtelif” aynen böyle kalp makamı tektir o makamda tek olana aittir oraya başka bir aşk girerse makam tek olduğu için diğer aşk oradan çıkar, bu nedenle bizler ancak ve ancak sadece sevebiliriz aşk yok!
Bu konuda birçok şair belki de edebiyatçı benimle aynı düşünmeyebilir hem İslami hem mantık açısından bakıldığında bana göre doğru bu.
Bakınız Resulullah S.A.V bu konuda Hz Ali’ye ne diyor.
Ya Ali Allah'ı seviyor musun?
Evet Ya Resulullah
Peki beni seviyor musun?
Evet Ya Resulullah
Peki eşini seviyor musun?
Evet Ya Resulullah
Peki çocuklarını?
Evet Ya Resulullah
Peki, bunların hepsini bir kalpte nasıl yapıyorsun?
Hz Ali beklemediği bu soru karşısında şaşırmış ve cevap verememişti. Bunu düşünmem gerek diyerek oradan ayrılmıştı. Hz. Ali düşünceli bir şekilde dolaşırken eşi Hz. Fatıma düşünceli olduğunu fark ederek sorar.
Nedir bu halin ya Ali? Der, eğer bu düşünceli halin dünyevi kaygılardan dolayı ise sana yakışmaz bırak gitsin. Yok! Bu halin Rahman-i kaygılardan dolayı ise anlat birlikte çözüm bulmaya çalışalım" der.
Hz. Ali, efendimizle geçen konuşmayı bir-bir Hz. Fatıma’ya anlatır. Hz. Fatıma durumu öğrenince tebessüm eder ve Hz Aliye derki;
"Ya Ali babama git ve de ki;
"Kişi Allah'ı aklıyla ve ruhuyla sever,
Peygamberimizi kalbiyle sever,
Eşini nefsiyle sever,
Çocuklarını şefkatiyle sever."
Hz. Ali aldığı bu cevap karşısında memnun olur ve Efendimizin yanına gelir. Hz. Fatıma'dan öğrendiklerini Efendimize anlatır. Efendimiz cevabını alınca tebessüm eder. Ve der ki;
"Ya Ali bu bana getirdiğin gül, nübüvvet ağacından koparılmıştır."
Madem konumuz Efendimiz S.A.V üzerinden detaylandırıldı buyurun size çıkacak tasavvuf albümümde yer alan “Naat (Güzelsin)” isimli şiir
NAAT (GÜZELSİN)
Seni anlatmak için kaç harf yeter kaleme
Sen İlahın ilminden sır verdiği güzelsin
Sevgisi sende nakış seni yazdı âleme
Sen Allah’ın Furkan da yer verdiği güzelsin
Yalnız yirmi üç değil sonsuza dek nebisin
Biz sana sevdalıyız sen Allaha tabisin
Gönüllerin sultanı aşkların sahibisin
Sen yalnız bizde değil yaratan da özelsin
Sen İlahın ilminden sır verdiği güzelsin
Sen Allah’ın Furkan da yer verdiği güzelsin
Kırk yaşında bu şeref sana indiği anda
Allah’ın nuru vurdu ışıldadı cihanda
Senin adın duyuldu yankılandı her yanda
Sen dünyanın ağlayan gözünü silen elsin
Sen İlahın ilminden sır verdiği güzelsin
Sen Allah’ın Furkan da yer verdiği güzelsin
Rebiülevvel ayı pazartesi günüydü
O gün tüm âlemlerin mübarek düğünüydü
Mekke dünya merkezi insanlığın yönüydü
Sen rahmet geldin bize şefaatinde gelsin
Sen İlahın ilminden sır verdiği güzelsin
Sen Allah’ın Furkan da yer verdiği güzelsin
Mucizelerle geldin taşlar topraklar güldü
Doğan Resulullahtı nur bakışlı bir güldü
O gün bütün cehalet o gün sapkınlık öldü
Yalnız sevilmek değil sen her şeye bedelsin
Sen İlahın ilminden sır verdiği güzelsin
Sen Allah’ın Furkan da yer verdiği güzelsin
Geleceğin Tevrat da İncil de müjdelendi
Kimisi tarif için kâhinlere dilendi
Hainler hayal kurdu caniliğe bilendi
İsterse Deccal gelsin canı zerreye dilsin
Sen İlahın ilminden sır verdiği güzelsin
Sen Allah’ın Furkan da yer verdiği güzelsin
Muhammed’ül emindin sana güvenen çoktu
Senin söylediğinin aksini diyen yoktu
Cömertliğin adıydın gönlün daima toktu
Şüphesiz son nebisin her gelen böyle bilsin
Sen İlahın ilminden sır verdiği güzelsin
Sen Allah’ın Furkan da yer verdiği güzelsin
NAAT (GÜZELSİN) ŞİİRİNİN İLAHİSİ
Sen Allah’ın Habibisin
Sen Âlemin Nebisisin
Kâinatın efendisi
Kimsesizin kimsesisin
Sen güllerin en güzeli
Hem ebetsin hem ezeli
Âlemlerin incisi sen
Sensin kulların özeli
Ziyandayız böyle bize
Sen şefaat eyle bize
Razı ol bizden Resul’üm
Affettir bizi azize