Siyaset arenasında iktidar partisinin adayını belirleyinceye kadar geçen süreçte zirve yapan ateşi, aday isminin netleşip, ilan edilmesiyle birlikte sönmeye başladı.
Yılbaşına kadar adaylar ziyaretlerle çalışmalarını sürdürecekler. Bu süreç içerisinde fazla hararetli günler beklenmiyor. Sadece adayların kendilerini tanıtıp, destek talebinde bulunurlarken, gelen talepleri de not edip, ilerleyen günlerde, daha doğrusu seçim meydanlarına çıktıklarında proje olarak halka sunacaklar.
Geçtiğimiz hafta sonunda iktidar partisi aday olarak Kazım Arslan'ın ismini ilan etti. Yaşanılan süreç dikkate alındığında Arslan'ın üzerine yüklenilen sorumluluk çok ağır. Arslan'ın bu saatten sonra bırakın seçimi kaybetmeyi, belirlenen oy oranının altında oy alma ihtimali bile ortadan kalkmıştır. Çünkü, yaşanılan aday adaylığı sürecinin son virajına gelindiğinde konu öylesine farklı noktalara çekildi ki; en küçük başarı ve başarısızlık karşısında Arslan doğrudan hedef tahtasına konulacaktır.
Bütün adaylar için geçerli bir konu var. O da adaylardan daha çok çevresindeki insanlar ve partilileri çalışmak zorundadır. Hani ''Şeyhi müritleri uçurur'' derler ya, tıpkı onun gibi. Eğer, adayların etrafındaki taraftarları iyi çalışırlar, olur olmaz noktalarda öne çıkmak yerine, sukut etmesini de bilmesi durumunda sonuç lehlerine olacaktır. Özellikle sosyal medyada paylaşılan bazı şeyler var ki; bunlar seçim arifesinde alevlendiğinde bir gecede her şey tersine dönüverir.
Bugünden yarına bakıldığında tüm adayların şansları eşit. AK Parti'den Kazım Arslan, MHP'den Uğur Bektaş, CHP'den Selahattin Koştan, Saadet Partisi'nden Mustafa Canbolat ve Bağımsız Bekir Korkmaz, önümüzdeki 3 aylık süreç içerisinde yapacakları çalışmalarla rakiplerini belirleyeceklerdir. Bu isimler içerisinden birileri daha fazla öne çıkacak, diğerleri ise seçim meydanlarına renk katarken, ortaya koyacakları söylemleri ile Yozgat'ın geleceğinde söz sahibi olacaklardır.
Geçmiş seçimleri dikkate alıp, bir değerlendirme yaptığımız zaman ise, AK Parti ile MHP'nin arasında bir çekişme olacağını söyleyebiliriz. ''Hangisi önce?'' diye bir soru sorulduğunda ise şanslarının eşit olduğunu söylemek daha doğru bir tahmin olur. Her iki aday, yapacakları çalışmalarla  ''Kararsız'' olarak adlandırılan seçmenleri yanlarına çekmeye gayret edeceklerdir. Bu kararsız seçmenin tercihi de seçim sonucunu belirleyecektir.
Bunun öncesinde ise, iktidar partisinde adaylık sürecinde yaşanılanlar nedeniyle ortaya çıkan  ''Küskünlük'' demeyim ama kırgınlıkların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Eğer Arslan ve ekibi yaşanılan kırgınlıkları ortadan kaldırıp, yanlarına çekemezlerse o zaman ''Kararsız'' olarak adlandırılan seçmenlere ulaşması ve yanlarına çekebilmesi de zorlaşacaktır. Her ne kadar iktidar partisi Yozgat'ta yapılan anketlere dayanarak seçimi kaybetme gibi bir ihtimallerinin olmadığını düşünse de aynı kanaatte olmadığımı bir kez daha belirterek, noktaya koymak istedim...