Amerikan filmlerini veya gelişmiş bazı Avrupa ülkeleri filmlerini izlerken dikkatimi eğitimle ilgili bazı şeyler çekiyor. Öğretmenler eğitimlerini sohbet ortamında veriyor, çok şey anlatmıyorlar ama hayatta hep kullanılacak davranış bilimleri, sosyal bilimler ve uluslar arası ilişkiler anlatıyorlar.
İlk çağ, orta çağ, yeni çağ, yakın çağ gibi bölümlere ayrılarak anlatılan uzun tarih bilgileri, genelde canlının anatomik yapısını bilmeden ta hücrenin organellerine inen bol detaylı fen bilimleri, hayata atıldığımızda hiç kullanmadığımız matematik denklemleri, hiç kompozisyon olarak denemediğimiz dil bilimleri ve onu izleyen felsefe, psikoloji, vs. vs… Elbette çok güzel, çok kullanılır, insanı ilmen donatacak kaliteli bilgiler ama birde insanın istihap haddini düşünürsek bunların çoğu uçucu bilgiler değil mi?.. Canlıların yaşam alanlarını, üreme şekillerini, anatomik özelliklerini kısa ve anlaşılır bir şekle indirgeyip, tarihle ilgili kişisel detayları esgeçip milletlerin kaderini belirleyen büyük olayları, matematikte her zaman kullanacağımız bilgileri, dille ilgili hep uygulamalı eğitimler alıp cahil mezunlar konumundan uzaklaşsak, aklımıza takılanları alanında uzman kişiler vasıtasıyla gidersek, tüm bilgilerimiz uçucu değil de kalıcı olsa… Bugün ülkemizin en kaliteli üniversitelerini bitirmiş 100 mezundan kaçı okulda öğrendiği denklemleri çözebilir. Kaç kişi Türkçe’mizi büyük ve küçük ünlü uyumuna uygun olarak konuşur veya yazar, kaç kişi gezi yerleri hariç dünyadaki jeolojik oluşumları yeri ve zamanıyla söyleyebilir merak ediyorum.
Söz konusu gelişmiş ülke filmlerinde görüyorum. Öğretmen öğrencilerine ayrı ayrı ödev veriyor. Sen kelebekleri inceleyeceksin, sen iş makinalarını, sen Kolombiya nerde vs. vs.. Ödevini alan öğrenci örneğin bir kelebekle ilgiliyse ailesinden aldığı destekle kelebeklerin doğal yaşam alanlarına gidiyor ve 1-2 hafta kamp kuruyor ve gözlemci bir rapor hazırlıyor. İş makinalarıyla ilgili fabrikalarda yetkililerle görüşüp seyrederek öğreniyor, raporluyor hem dilini geliştiriyor, hem görgü ve deneyimini.
Bilmiyorum bu gibi bizleri başarıya götürecek eğitimlere ne zaman başlarız ama bu kadar yükün altında bile sınıfını geçebilen, yüksek notlar alan Türk öğrencileri dünyanın en zekalı ve en cefalı öğrencileri değil mi?. İletişim çağında yaşadığımız için yazıyorum…