Değerli okuyucular, hepinizin Kurban Bayramını  en içten dileklerimle kutluyor, kestiğiniz kurbanların sevaplarının yerine ulaşmasını yüce Allahtan niyaz ediyorum. İçimizin sevinçle dolduğu bu bayram günleri, aile ve akrabalar ile birlikte geçirilen en önemli anlardandır. İşçiler adına çalışmakla geçen günler arasında dini vecibeler ve ailevi yükümlülükler dışında aynı zamanda bir dinlenme vakti, işverenler adına, işçilerine bayram gününde evine ekmek götürmelerini sağlayacak kazancı sağlayabilmenin mutluluğu ve duası ile bir huzur ortamıdır. Milletimiz bayram günlerini bu barış ve huzur ortamında hep el ele geçirmiştir. İnşallah ki de aynı şekilde geçirmeye devam edecektir.
Çalışma yaşamına ait mevzuatımız, bayram günlerini diğer çalışma günlerinden ayırarak özel izinler ve çalışma biçimleri öngörmüş bulunmaktadır. Bunlardan birincisi olan ulusal bayram ve genel tatil çalışmasını Ramazan Bayramına ait yazımızda etraflıca tartışmıştık. Bugün ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve özellikle dini bayramlar öncesinde ve sonrasında sıkça başvurulan, genelde memur olarak çalışanlara verilmesine paralel olarak işçilere de verilen izinlerin, daha sonra nasıl telafi edileceğinin koşullarının düzenlendiği “telafi çalışması”nı köşemize taşıyoruz.
Kamuoyunda özellikle dini bayramlar öncesinde, hele bir de bayramlar hafta ortasına denk geliyor ise, örneğin bu seneki Kurban Bayramı gibi Salı günü ise, dört gün süren bayram ile birlikte bu haftanın tamamının tatil edilmesi beklentisi oluşmaktadır. Nitekim bu Kurban Bayramı için kamu kurumlarında çalışanlar Pazartesi günü yarım gün idari izinli sayılarak, Cumartesi ve Pazar günleri de çalışmadıklarından tüm bir haftayı tatil yaparak geçirmişlerdir. İşçi ve işverenler için ise hem bayram öncesi ve sonrası tatil etme zorunluluğu olmadığı gibi, hem de geçen bayram yazımızda değindiğimiz gibi ihtiyaç halinde bayram günlerinde de çalışma yapılabilmesinin koşulları İş Kanununda düzenlenmiş bulunmaktadır. Ancak işçilerin de bu günleri çalışmadan geçirmesi mümkün olabilir mi?
İlk olarak söylememiz gereken, tekrara kaçmadan dini bayram günlerinin Kanunen kaç gün tatil olduğudur. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanuna göre, arife günü saat 13.00’den başlamak üzere Ramazan Bayramı 3,5 gün; Kurban Bayramı 4,5 gün tatil edilmiştir. Bu seneki Kurban Bayramı üzerinden gidecek olursak, 14.10.2013 Pazartesi günü saat 13.00’den itibaren 4,5 gün, yani Cuma günü dahil olmak üzere bayram tatili işçinin kanuni hakkıdır. Ancak diyelim ki işyeri haftanın Pazartesi – Cumartesi günleri arası açık olan bir işyeri ve işçiler memurlar gibi haftanın tamamının tatil olmasını, ancak ücretlerinde de bir hak kaybı olmamasını istiyorlar. Bu durumda işverenlerce ne gibi bir uygulama yapılmalıdır?
Bu duruma uygun düşen çalışma ilişkisine 4857 sayılı İş Kanununda “Telafi çalışması” denilmiştir. Kanunun 64. Maddesinde “Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz” hükmü ile telafi çalışmasının hangi hallerde yapılabileceği ortaya konulmuştur.
Telafi çalışmasının ilk koşulu, normal çalışma dönemi olarak çalışılması gereken bir süre olmasına rağmen, işçinin talebi veya işverenin isteği ile çalışma süresinin altında çalışılması ya da hiç çalışma yapılmamasıdır. Eğer her iki taraftan da böyle bir talep gelmez ise çalışma aynı şekilde devam edecektir. Normal çalışma süresinin ne kadar eksik olacağı veya hiç çalışma olmayacaksa bunun ne kadar süreceği işveren tarafından ya resen ya da işçi ile birlikte kararlaştırılacaktır. Örneğin bu sene için Pazartesi öğleye kadar veya çalışılıyor ise bayramı izleyen Cumartesi günü tamamen tatil edilirse bu süreler daha sonra telafi çalışması konusu olabilir.
İkinci olarak kanunda sayılan sebepler ile eksik çalışma arasında illiyet bağı olmalıdır. Yani eksik çalışmaya sebep neyse bu sebep ile eksik çalışma arasında doğal ve zaman açısından da uygun bir bağlantı olmalıdır. Örneğin bu Kurban Bayramı için izleyen Cumartesi günü çalıştırılan işçiye, önümüzdeki hafta Pazartesi veya Salı günü izin verilip yerine daha sonra telafi çalışması yapması istenirse, bu durum kötüye kullanılmış olur. İşçi bu durumda koşulların oluşmadığı gerekçesi ile telafi çalışması yapmaktan kaçınabilir.
Sayılan koşullara uygun olarak işyerinde çalışmanın tatil edildiğini varsayarsak, bu çalışılmayan süreler için işçinin ücreti ne olacaktır? İşveren hiç ücret ödemeyecek ya da telafi çalışması yaptırırsa ilave ücret ödeyecek midir? Kanun bu soruların cevabını da vermektedir.  İşçinin çalışmadan geçireceği bu süreler işveren tarafından verildiği ya da onaylandığı için ücretinde bir azalma olmayacak, ücreti aynen ödenmeye devam edilecektir. İşçinin eksik çalıştığı bu dönem, iki ay içerisinde, normal çalışma süresi dışında olmak ve günde üç saati geçmeyecek şekilde çalıştırılarak telafi ettirilecektir. Bu çalışma normal çalışma saatleri dışında olmasına rağmen, kanunen fazla çalışma kabul edilmemiştir. Ayrıca işçinin tatil günlerinde telafi çalışması yapması da kanunen yasaklanmıştır.
İşçiye nasıl telafi çalışması yaptırılacağını bir örnekle açıklayarak yazımızı noktalayalım. Örneğimiz yine bu Kurban Bayramı olsun. İşyerinde çalışmanın Pazartesi – Cumartesi 08.30 – 17.30 arası, 1,5 saat ara dinlenmesi ile devam ettiğini varsayalım. Pazartesi işçilerin 08.30 da gelip 13.00 de işi bırakmaları gerekiyorken, işveren tarafından Pazartesi günkü bu çalışma ile Cumartesi günü tamamen tatil edilmiştir. Bu durumda işveren, çalışmanın bittiği 19 Ekim 2013 tarihinden sonra iki ay içerisinde çalışılmayan her saat için yerine aynen bir saat olmak üzere, örneğimize göre Pazartesi 4,5 saat, Cumartesi 7,5 saat olmak üzere (4,5+7,5) toplam 12 saati telafi ettirme hakkına sahiptir. Bu saatleri günde en fazla 3 saat olmak üzere, izleyen hafta içerisinde üst üste her gün, Pazartesi 3 saat, Salı 3 saat, Çarşamba 3 saat ve Perşembe 3 saat çalıştırarak telafi ettirebileceği gibi, haftanın bir günü 3 saat telafi çalışması yaptırarak 4 haftada da telafi ettirmesi ya da iki haftada bir gün 3 saat olmak üzere 8 haftada telafi çalışması yaptırtması da mümkündür. Önemli olan iki aylık süre içerisinde çalışmanın tamamlanmasıdır.
İşçi çalışmadan ücretini peşinen aldığı için, bu ilave çalışmalar için herhangi bir ek ücrete hak kazanamayacaktır. Dolayısıyla işveren tarafından da ilave bir ücret ödenmesi söz konusu olmayacaktır. Eğer ki işveren tarafından bu çalışmanın üzerinden iki ay geçmesine rağmen telafi çalıştırması yaptırılmamış ise bu tarihten sonra yapılacak bir çalışma artık telafi çalışması sayılmayacak ve normal çalışma saatleri üzerinde ise fazla çalışmanın genel kurallarına tabi olacaktır.
Kıymetli hemşerilerim, görevimiz çalışma yaşamının kurallarını siz değerli okuyucularımıza hatırlatmaya çalışmak. Umarım ki bayram öncesi ya da sonrasında anlattığımız bu kurallar işyerindeki çalışma barışının daim olmasına bir nebze katkıda bulunur. Bayramınızı yeniden en içten dileklerimle tebrik ediyor, selam ve saygılarımı sunuyorum …