Bayram heyecanının büyük bir hüzne dönüşeceğini nereden bilebilirdi? Küçük yüreği böylesine bir acıyı tatmamıştı ki daha önce… Aya vurursan 48 aylık, yıla vurursan 4 yıllık bir ömürdü yaşadığı…
Ne ilk kez bisiklete binmişti, ne ilk kez yeni pantolonu olmuştu, ne de ilk kez bulunduğu şehrin dışına çıkabilmişti… Umut etmişti “bu bayram güzel geçecek” diye. Olmadı! Minicik avuçlarıyla babasının mezarına toprak attı.
 Avucundaki toprağı hissetmemiş olacak ki gözyaşlarını sildi o halde, yüzü gözü çamur oldu. O yaşta bir çocuğun mezarlıkta ne işi vardı, babasının cenazesi bile olsa orda olmamalıydı. Her ne olursa olsun bir oyun çocuğuydu o, misketleri, mahallesindeki arkadaşları olmalıydı aklında.
 Cenaze kalabalığı dağılıp, annesiyle birlikte eve döndüğünde gözyaşları akmaya devam ediyordu. İşin tuhaf yanı anne ağlamak bir yana seviniyordu adeta. Kurbanını kestirdi misafirliğe gitti, normal yaşantısına devam etti.
Küçük çocuk o günden sonra bisiklete, yeni kıyafetlere sahip olacaktı.
Annesi tüm hayallerini gerçekleştirecekti, kendi aklınca. Neden mi?
Çocuğunun varlığını bile hatırlamayan, kendi keyfinden başka bir şey düşünmeyen ve köy yerine eşini bir başına bırakıp giden bir babaydı, günler önce mezara gömülen. Ölüm nedeni ise küçük çocuğun anlayamayacağı kadar alışılmadık bir durumdandı. Alkol koması…
Kötü bir geçmiş vardı annenin hafızasında, aldatılmışlık, ezilmişlik… Şimdi o geçmişi kendisine kalan mirasla günden güne silmeye çalışacaktı.
Farkında değildi ama vicdanı da silinmeye başlamıştı o mezarlıkta, farkı kalmamıştı ölen eşinden. Parası vardı artık, bayram havası vardı hayatında.  Bir oğlu vardı… Babasız, annesi hayattayken annesiz…
Neredeydi o “baban gelecek bundan sonraki bayramları birlikte geçireceğiz” diyen anne! Baba hayattayken kötü yanlarını gizlerdi de çocuğundan, ölünce ne değişmişti? Cansız bir bedenden korkacak değildi artık öyle ya; aşılayabilirdi nefretini çocuğuna.
Ne baba anlayabilmişti hayattayken çocuğunu ne de anne, küçük bir çocuk iyiyi kötüyü bilemezdi, ne olursa olsun bir anne bir baba isterdi yanında.
Tüm dünya’ya karşı kötü bile olsa kendisine karşı iyi olan bir aile isterdi. Bayramın gerçek anlamını anlayabilirdi sadece bilemezdi o sevinçten bayram etme hallerini.