Bundan çok değil, en fazla 20 ya da 30 yıl önce... Hatırlarsınız ki, Türk toplumunda geniş aileler vardı. Bu geniş ailelerin içerisinde yaşamak hem çok keyifli, hem de huzur ve umut vericiydi.
Lakin hızla değişen toplum yaşantımızda, aile hayatı, hızla değişerek geniş aileden, çekirdek aileye dönüştü.
Geniş aile yapısında, insanlar çok erken yaşta evlenir ve çocuk sahibi olurlardı. Bu çocuklar o kalabalığın içinde teyzelerin, halaların, annelerin, dayıların, amcaların yanında büyürdü. Oysa şuan ki çekirdek ailede modelinde ise gençler çok daha ileriki bir yaşta, belli bir eğitim seviyesini tamamlayıp ya da bir meslek seçtikten sonra, yani yetişkin bireyler olduktan sonra anlaşarak aile hayatını kurmaktadır.
Bu çekirdek aile de şuan ki Türk toplumunda evlenen çiftlerde değişen ekonomik yapı ile birlikte bu kurulan yuvanın geçimi ancak her iki çiftin çalışmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu çekirdek ailede şuanki Türk toplumunda yeni evlenen çiftlerde değişen ekonomik yapı ile birlikte bu kurulan yuvanın geçimi ancak her iki çiftin çalışmasını zorunlu kılmaktadır.
Kısaca artık aile yapısı geniş aileden çekirdek aileye geçilmekle kalmamış ailenin geçiminin de zorlaşması ile her iki çiftinde çalışan bireylerden oluşması zorunludur. Böyle olunca da; çekirdek ailedeki yeni doğan çocuğun büyütülmesi ve yetiştirilmesi de şekil değiştirmektedir. Çocuk ya aile bireylerinin aile büyükleri eğer aynı yerdi (Aynı şehirde) ise mümkün olmakta fakat, çiftin her iki aile büyüklerinden uzakta bir yerde ikamet ediyorsa çocuğun büyütülmesi, yetiştirilmesi de zorunlu olarak bir yabancıya yani bir çocuk bakıcısına bırakılması zorunlu kılmaktadır.
Çocuğunu yabancı bir insana emanet eden, çalışan genç anne baba ise endişeli ama buna zorunludur.
Şu an ki aile hayatımızın böylesine hızla değişmiş ve biz toplum olarak daha bu yeni hayata yabancı ve uzakta kalarak yeni çekirdek aile modeli ile yaşamaya da zorunlu kalmaktayız. Ama henüz buna tam anlamıyla hazır olmadan yeni kurulan yuva da bu iki çiftinde çalışması ve çocuğun büyütülmesi eğer aile büyüklerinin gözetim ve denetimi altında ise anne ve babanın yüreği rahattır.
Aklı evde kalmamaktadır. Çocuklarını en emin insanlar olan kendi ailelerine teslim etmekle doğru seçim yapılmış gibi görünür. Fakat burada genç çiftin hayat bakışı ile aile büyüklerinin hayata bakış açılarının çok farklı olmasıyla da farkında olmadan yeni evlenen bu çiftlerle, aile büyükleri arasında amansız bir savaşta başlamış olur. Çünkü çalışmak zorunda olan anne adayı, tam anlamıyla çocuğuna sahip çıkamaz ve çocuğu tamamen aile büyüklerinin himayesinde onların istediği gibi yetiştirirken de anne ve baba kendilerine ait çocuğa birer yabancı olurlar. Burada, bizim toplumumuzda anne ile kayın valide arasında gelin-kaynana çatışması da başlar. Anne çocuğuna sahip çıkamamakta ve aile büyükleri istediği gibi yetiştirmektedir. Ama bunun farkında olabilen genç ailesi ile arasına sınır koymalıdır. Koyduğu bu sınır çerçevesinde genç ile ailede çatışmalarda azalmaktadır.
Eğer genç anne baba çocuğunu bir yabancıya teslim etmekle kalmaz, hep endişe ve suçluluk duygularıyla kabarmaktadır, yüreği huzursuz ve endişeli bir anne olur çıkar. Yabancıyla gözü hep arkasında kalır. Çünkü o çocuk yabancının istediği doğrultuda çok farklı yetişmektedir.
Bu kez de genç anne baba çocuğa yabancı olurlar. Böyle olunca da anne baba çocuğa egemen olamaz.