Bu sebeple ağaç yetiştirmenin iyi bir evlat yetiştirmek gibi çok hayırlı bir iş olduğunda asla şüphe yoktur. Ağaç dikip yetiştirmek ne kadar hayırlı bir iş ise, ağaç kesmek, ormanları yok etmek de o denli bir günahtır.”
Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor; “kim yaş bir ağaç keserse Allah-u Teala o kimseyi kıyamet günü baş aşağı Cehenneme atacaktır.”
“Kıyamet koparken sizden biriniz elinde bir hurma fidanı bulunursa bunu kıyamet kopmadan dikmeye gücü yeterse hemen diksin, bırakmasın...”
“Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir şey eker de ondan bir kuş, bir insan veya bir hayvan yerse bu, kendisi için bir sadaka olur...”
“Bir kişi ağaç dikerse, diktiği ağacın meyvesi kadar defterine sevap yazılır...”
Cenabı Hak insanoğlunu yaratınca ona, içinde huzur ve güvenle yaşayabileceği yemyeşil bir dünya bırakmıştır. Ortasından şırıl şırıl ırmaklar akan, kuşların ve hayvanların neşelendirdiği bu güzel ormanları bizler umarsızca yok ederek dünyamızı çöl haline getirmişiz!...
Savaşlarda ilk yaptığımız iş, ormanları yakmak olmuş!.. Kaybolan üç beş hayvanını bulmak için acımasızca ormanları yakıp kül eden dere beyler türemiş!... Hiç bitmeyecek zannettiğimiz ormanlar ne yazık ki tükenmiş ve çırıl çıplak bir doğa ile baş başa bırakıvermiş...
Isınmak için kestiğimiz ağaçların yanı sıra, tarla açmak, ev yapmak, arsa oluşturmak amacı ile kestiğimiz fidanlar bugün bize, ciddi tehlikenin varlığını haber veriyor. Bu da hepimizin bildiği gibi toprak erozyonudur. Erozyonlar her yıl Kıbrıs Adası büyüklüğündeki toprağımızı kaybediyoruz.
Dünya ilk defa geçen yıllarda ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya gelindi ve suları israf etmeme düşüncesi doğdu. Gün gelecek suya hasret bir toplum haline düşeceğiz. Böylesine ciddi tehlikeler, hepimizi kara kara düşündürmelidir.
Hepimizin yapabileceği çözümler, çareler vardır. Her yıl düzenli olarak ağaç dikmek zorundayız. Bunu bir seferberlik olarak başlatıp devam ettirmek zorundayız. Binlerce fidan dikerek geleceğimize ışık tutmak elimizdedir.
Çevre ve Orman Bakanlığı”nın başlattığı çalışmalar var. İl ve İlçelerde düzenli olarak fidan dikmek suretiyle belirli alanlar ağaçlandırılıyor. Bu kutlu ve mübarek çabaya bizlerin de katkıda bulunması gerekiyor.
Her yıl baharla birlikte birer aylık çalışmayla pek ala çevremizi yeşertip ormanla donatabiliriz. Buna mecburuz, bu hepimiz için bir vatanseverlik görevidir.
Yozgat Çevre Orman Müdürlüğünün bu konudaki gayret ve çabalarını takdirle karşıladığımızı ifade ediyor, üstün gayretlerinden ve çabalarından dolayı kendilerini kutluyoruz. Binlerce hektar alana ağaç dikerek örnek bir çaba sarfediyorlar kutlarız bu değerli kurum ve çalışanlarını..
Karadeniz Bölgemizi bilirsiniz, Denizi, doğası ve yemyeşil alanları ile Cennet gibi bir mekandır... Bu güzellikleri ülkemizin her yanında görmek bizim elimizdedir. Meyve ağaçları, çam fidanları ile bölgeye uygun seçilecek fidanlarla Anadolu yeniden Cennete dönüşebilir.
Ağaç dikme seferberliği ilan etmek yetmez; bunu bir vatanseverlik görevi olarak ele almak ve sahip çıkmak gerekiyor. Askere giden, evlenen, okula başlayan, hayır işe adım atan herkes ağaç dikerek başlamalı ve bunu yapmak her Türk Vatandaşı için aslı görev sayılmalı…
Cennet kadar güzel Anadolu’yu bakın ne hale getirmişiz. Yakıp yıkmış tarumar etmişiz. Doğanın dengesini bozmuş, kuşlara hayvanlara barınak olmaktan çıkarmışız. Bu yetmemiş halen zarar vermeye hor kullanmaya ve kirletmeye devam ediyoruz. Bakın çevrenize bizden başka vatanına, toprağına zarar veren bir başak millet var mı? Kendimiz kazanmadık, Atalarımızdan mirasla aldık değil mi? Yazık onlar mezarlarında rahat uyuyorlar mı aceba?
Kendi adıma şöyleyim ki; ülkem için iki şeye önem veriyorum. Birincisi, okumayı tutku haline getirmeli ve okuma alışkanlığı kazandırılmalı, ikincisi de ağaç dikmeyi sevda kabul edip çevremizi ağaçlandırmalıyız...
Bizim dinimiz ifade ettiği ve okumayı öğütlediği halde biz inatla okumaktan kaçıyoruz. Ağaç dikin tavsiyesine rağmen, ısrarla ağaçları katlediyoruz. Bilmem ki, bu çılgınlık nereye kadar devam edecek?
Çözüm: Okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak ve ağaç dikme seferberliğine katılmaktan geçiyor... Seferberlik ne kelime; bunlar bizim yaşam felsefemiz olmalıdır.