Evet o ağabeyimizdi.İnsan ilişkilerinde, maskesiz bir dost, candan bir ağabeydi.
    Şimdi yok, terk etti yalancı  Dünya’yı gitti ebedi Dünyasına…Varmıyor dilim, yazmıyor kalemim bir dostun ardından diye…
    Bir insan bu kadar mı yürekten olurdu  “canlarım” derken, konuşurken  ve hatta yanınızdan ayrılırken keşke  biraz daha sohbet etseydik de  biraz daha otursaydı düşüncesini taşımak, söylediğinizde de “bir yere yetişmem lazım” diyerekten bir başka dosta zamanında ulaşmak çabasında olması hiç unutulur mu ?
*   *   * 
        Kaçkarların rüzgarıyla haşır neşir olmuş bir vatan sevdalısı , ezilen, dışlanan, insanlara uzanan sıcak bir el, güçsüzü güçlüye karşı, her ortamda koruyan bir yürek, eğilmemiş, bükülmemiş, eyvallahsız bir insan. Soyadı gibi etrafını aydınlatan dolu bir aydın. Enginlere sığmayan Engin ağabeyimiz…
    Her olaya duyarlı,
    Yüreği insan sevgisiyle dolu, Kalbi kelebekler kadar
    Yufka,
    Yunus emre yolunda,
    “ Yaradılmışı severim, yaradan dan ötürü” söylemini uygulayan, cumhuriyet, demokrasi, Mustafa Kemal Atatürk aşığı ağabeyimiz Engin Aydın.
*   *   *
    Eh be Engin Ağabey, Allahaısmarladık demeden gitmeni, senin centilmenliğin ile hiç yan yana koyamıyorum. Belki bundan sende muzdarip oldun…
*   *   *
    Naciye Aydın Hanım yengemi başucunda sohbet! ederken gördüm. Bir Enginim deyişi vardı ki, duysun Karacaoğlan yedi obaya destan ederdi…
    Son noktada bir avuç toprak aldı eline, sol kolunu tutuyordum “At yenge dedim.” Titredi eli… “Mekanın cennet olsun, Enginim” dedi.
*   *   *
    “Aslan oğlum” dediği Günhan’ı gördüm. “Salim amca, babam seni çok severdi” dedi. Üçüzlerini sordum “iyi” diye cevapladı… Babasını hiç sormadım, soramadım.
*   *   *
    Hani Cahit Sıtkı Tarancı’nın bir şiirinin (35 yaş) içerisinde geçen bir cümle vardı “Neylersin…” Eh gerisini getirmek, Engin ağabeyimizle vedalaşmak olur. Nokta