Siyasi partilerde her ne kadar Ankara genel merkez pozisyonunda (yönetici) olsa da onları var eden, güçlü kılan teşkilatlarıdır.
    Teşkilatlar mikro organizmasını oluşturur siyasi partilerin.
    Mikro organizmaların bir tanesinde dahi arıza çıksa baş ağrır, Ankara rahatsız olur.
    Tek başına iktidarın sahibi olarak Ak Parti’nin gücü de hiç şüphesiz teşkilatlarından geliyor.
    Tayyip Erdoğan rüzgarını sürükleyici bir güç olarak görürsek, bu gücü canlı tutan mekanizmanın da teşkilatlar olduğunu unutmadan konuşmak gerekir.
    Bu açıdan baktığımız zaman Ak Parti’nin Yozgat’taki il başkanını çok ama çok önemsemesi, hatta kılı kırk yarması gerekiyor.
    Avukat Yusuf Başer’in istifasının ardından boşalan koltuğa kimin geleceği konusunda yapılan kulislerin, kapalı kapılar ardındaki yoğun toplantıların, teşkilat yoklamalarının bir sebebi olmalı.
    Yozgat gibi Ak Parti’ye en fazla oyu veren 10 il arasında olan bir bölgede teşkilat yürütmek kolay olmamalı.
    Bu koltuğu oturacak kişinin her şeyden önce karakteristik özelliği bakımından örnek gösterilecek bir yapıya sahip olması şart.
    İyi olmanın bir vasıf olmadığı yerde ise mesleki hayattaki başarı, siyasetteki duruş, insani ilişkiler, hayata bakış açısı ve sabıka kaydındaki haneye bakılmalı.
    Ak Parti’de il başkanlığı için öne çıkan iki isme bakınca gelecek adına biraz daha net konuşabiliyor insan. 
    En azından Ak Parti’nin mevut potansiyeli koruma ve üzerine bir şeyler ekleme adına yeni bir siyasi vizyona sahip olabileceği gerçeğini daha yüksek sesle telaffuz edebiliyorsunuz.
    Ak Parti’de başından beri (her ne kadar 8 aday gözükse de) öne çıkan iki isim vardı.
    Bunlardan birisi Avukat Fahri Açıkgöz diğeri Ali Açıkgöz.
    Her ikisi de Ak Parti siyasetinde tanınmış simalar.
    Ali Açıkgöz, geçmişinde Yozgat siyasetine yönetici olarak hizmet etmiş bir isim.
    Yani siyasete yabancı değil.
    Bu gün Ak Parti saflarında yöneticilik yapması tesadüf değil anlayacağınız.
    Eski bir siyasetçi karşısında kim var; Avukat Fahri Açıkgöz.
    Mesleğinde tartışmasız, Ak Parti’nin Ak siyasetine oturan bir isim.
    Siyasette temiz bir karne.
    Kim bilir belki de Fahri Açıkgöz’ü, diğer aday Ali Açıkgöz’e karşı başından beri bir adım önde tutan da bu oldu.
    Tutarlı yapısını siyasete de yansıtan Açıkgöz, siyasi ciddiyeti bu güne kadar başarıyla korudu.
    Ali Açıkgöz’ün geçmişte farklı siyasi partide görev yapması sanırım biraz dezavantaj oldu.
    Siyasette kirlenmeden durmak gaye.
    Bu konuda Açıkgöz’e olumsuz bir yorum yapmak ne mümkün. Ama siyaset öyle bir şey ki, siz bulaşmasınız da eski bir siyasi kimliğe sahip olmanız bazen dezavantaj olabiliyor.
    Ali Açıkgöz’ün karşısında Fahri Açıkgöz değil de farklı bir isim olsaydı bu gün daha farklı konuşabilir,
    Ali Açıkgöz isminin siyaseten edindiği tecrübelerden dem vurabilirdik!
    Her şey bir tarafa şu bir gerçek ki, her şeye rağmen;
    Her şey derken, eskiye gitmek isteyenlere, eskiyi yeniye getirmek isteyenlere, dışardan isteklerde bulunanlara, içerden benim adamım mantığı ile hareket edenlere rağmen Ak Parti’de demokrasi kazandı.
    Avukat Fahri Açıkgöz henüz mazbatasını almadığı için peşin hükümlü konuştuğumu düşünüyor olabilirsiniz.
    İtiraf etmem gerekirse ilk defa meslek hayatımda peşin hükümlü konuşuyorum.
    Eldeki veriler Fahri Açıkgöz isminin il başkanlığı mazbatasını alacağını gösteriyor.
    Yarın ne olur, bunun burası siyaset hiç ama hiç belli olmaz.
    Bir bakmışınız Tarık Yılmaz Ak Parti il başkanı.
    Olur mu olur, demek istemem çünkü siyaset ve ben sırıtan bir ikili olur, uyuşmazdık.
    Sözü fazla dolandırmadan net konuşalım.
    Her şeye ama her şeye rağmen Ak Parti’de parti içi demokrasi kazandı/kazanacak.
    Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.
    Ve şunu söylemek istiyorum Fahri Açıkgöz ismiyle Yozgat’ta Ak Parti çok şey kazanacak. Tabi ekibiyle…