Avrupa Birliği, üye olan ülkelerin ekonomik, sosyal, yapısal bir çok alanda Standard bir yapı oluşturmak için başlattıkları faaliyetler bütünü olarak algılamaktayım. Gelişmiş bir çok Avrupa ülkesinin üye olduğu bu kuruluş tarım, sanayi, eğitim, sağlık, ulaşım, haberleşme, ikamet, çalışma, imalat, satış vs. gibi akla gelen her çeşit iş alanında belirledikleri kriterlerle, hizmetlerde hedefledikleri kaliteli sunumla yaşam standardının yükseltilmesini amaçlamış bizlere oldukça yarar sağlayacak bir oluşumdur.
İnsanları oldukça verimli, üretken, donanımlı, hak ve ödevlerini bilen, gelişmelerden haberdar, sürekli iyileştirme ve artan kalitenin refaha kavuşturduğu bir ülkede yaşayan mutlu bireyler statüsüne kavuşturması ise herkesin umudu bir durumdur. Yediklerimizin, içtiklerimizin, kullandığımız her malzemenin, aldığımız her hizmetin içerini bilmek, görmek üzerimizdeki endişeleri yok edecek, yararlandığımız her nesne bilgimiz dahilinde olacaktır.
Yalnız şu da bir gerçek ki, bizlerin AB’den öğreneceği çok şey olmasına rağmen, AB’nin de bizden öğreneceği bir çok şeyler vardır. Örneğin gittikçe yalnızlaşan zengin AB ülkelerinin bencil insanları köklü geleneklerimizden edindiğimiz paylaşma kültürünü, sadakatli evlilikleri, büyük küçük saygı ve sevgisini, yerel geleneklerimizden doğan cömert ikramlarımızı, konukseverliğimizi, sözünde duran mert kimliğimizi, tutarlı ifadelerimizi öğreneceklerdir.
Karşılaştığımız sosyal sıkıntılarda oluşturduğumuz kenetlenmeleri, Kurtuluş Savaşımızda düştüğümüz fakirliğe rağmen Tekalif-i Milliye emirlerine uyarak cephedeki askerimize “Önce Vatan” ilkesiyle çorap, çamaşır, yiyecek, içecek, alet edevat gönderdiğimizi, Nene Hatun’dan, Sütçü İmam’dan, Şahin Bey’den, Şerife Bacı’dan, Hasan Tahsin’den, Çanakkale Şehitlerimizden örnek teşkil eden milli karakteristik yapımızdan bu ve benzeri fedakarlıklarımızı öğreneceklerdir.. Biz böyle umut ediyoruz. Elbetteki bunun tersi olması ihtimaline karşı da endişelerimiz mevcuttur. Hadi bir de bu geleneklerimiz komşuluk ilişkilerinin olmadığı, aile saadetinden uzak akrabalık bağları kopuk, bencilleşmiş Avrupa geleneklerinin etkisinde kalır da, yeni nesillerimiz tarafından bunlar uygar milletler diye itibar görerek heba olursa..
Yıllardır siyasi sözlerinde kayganlıklarına şahit olduğumuz bu milletlerin çıkarları uğruna güvenliğimizi tehdit edecek yaptırımlar uygulatmada diretirlerse.. Ulusal çıkarlarımızı tehdit edecek hamleler yaparak ticari faaliyetlerimizi kısıtlar, kota koyarlarsa.. Orta Asya’dan beri sürdürdüğümüz köklü geleneklerimizi banal sayıp, kendi kültürlerini aşılamaya kalkarlarsa.. Bunu şunun için söylüyorum.. Televizyon ve radyo kanallarını açıyoruz Bir veya iki türkü, şarkı, sanat müziği vs. kültür ürünlerimizden yayınlansa, yirmi katı pop, caz, blues, opera, arya, konçerto, senfoni vs. çalıyor. Diğer folklorik ürünlerimiz de bu oranlara alet olursa Allah korusun iki nesil sonra tüm geleneklerimiz yok olur.
Elbetteki Büyük Önder Mustafa Kemal’in çizdiği çağdaş uygarlık yolunda tüm azmimizle ilerleyip, muasır medeniyetlerin önüne geçmek hedefimizdir. Ama önce vatan ilkesiyle onurlu bir duruş sergileyip, sağlam bir pazarlıkla, insanlarımızın çıkarları korunarak gittikçe küreselleşen dünyada yerimizi de almalıyız. Bugün en itibarlı bilim, sanat, spor, ekonomi, siyaset, edebiyat ödüllerinin verildiği organizasyonlarda ülkemiz insanlarının başarı oranı diğerleri karşısında çok geride olduğu görülmektedir. Bu yüzden AB Standardlarında ki eğitim, sağlık, teknoloji, şehirleşme, beslenme vs. gibi bir çok insani kriter bizlerin hemen kabullenmesi gereken donanımlar bütünüdür.
Elbetteki bizlere bazı eksileri olacaktır ama globalleşen dünyamızda AB ülkemize eksilerinden çok artı katacaktır. Zamanla Türkiye Vatandaşları da bilim olimpiyatlarında, Oscar törenlerinde, Nobel ödüllerinde, spor karşılaşmalarında madalyalar alırken, köylüsü Fransa kıyılarında, okyanus adalarında tatil yaparken, dünya siyasetini yönlendiren itibarlı makamlarda siyasetçilerinin bulunduğu, idealist öğretmenleri, kaliteli doktorları, üretken mühendisleri, tasarımcıları ve her alanda donanımlı insanlarının olduğu bir vaziyette görmemiz uzak değildir kanaatindeyim.
Saygılarımla..