Mayıs ayının sonunda uğurladığımız Muammer Karadeli’den sonra, Kenan Yılmaz’ı da geçtiğimiz hafta ebediyete yolcu ettik.
Yozgat basın ve spor camiasında görev alan, iz bırakan isimleri uğurlamak kolay olmadı elbette ki.
Rahmetli babamın arkadaşı olması nedeniyle Kenan abi ile farklı bir diyaloğumuz vardı.
En son telefonla görüşmüştük. Toparlanacaktı, Yozgat’a geldiğinde bir araya gelecektik.
Ömrü vefa etmedi...
Allah rahmet eylesin.
* * *
Kanser denen illet hastalık son yıllarda çok sayıda insanımızın canına kastetti. Öyle bir hale geldik veya getirildik ki, aldığımız hastalık haberleri bile normal gelmeye başladı.
Bu malum hastalık kalp krizlerinin bile önüne geçti.
Her ne kadar uzmanlar kabul etmese de, yaklaşık 30 yıl evvel yaşanan Çernobil reaktör kazasının olumsuz etkilerinin bu gün hissedildiğine inanıyorum.
Tabi ki içtiğimiz su, yediklerimiz de değişen dünyadan nasip aldıkları için adını bile anmak istemediğimiz bu hastalığa zemin hazırlıyorlar.
Bir de stres var. Neredeyse her hastalığı tetikleyen stres...
Stresle doğduk, stresle yaşıyoruz. Bulunduğumuz mevki, yaşadığımız topraklar stresli.
Bizim suçumuz değil ki bu...
Bizden önceki kuşaklar sağ-sol, alevi-sünni kavgalarının ortasında yaşamışlar. Bizim kuşaksa ihtilal günlerinde doğan veya çocukluğunu o stres dolu günlerde geçirenlerle dolu.
Sonra Türk-Kürt ayrımı sokmuşlar içimize ve bir de terör stresi almış bizi.
Bu topraklarda yaşanan stres hiç bitmemiş, hatta hiç azalmamış...
Biri bitecek biri başlayacak. Ama korkum o ki stres hiç bitmeyecek.
Tabi ki bir de bireysel yaşanan sıkıntılar var. Her ne kadar ülke genelini saran stresi meydana getiren olaylardan bahsediyor olsam da, bu olumsuz şartlar hepimizin kapısının eşiğinden girip hayatımızı da olumsuz etkiliyor.
Ne kadar vurdumduymaz olsak da, bu topraklarda yaşadığımız sürece etkileneceğiz.
Hani derler ya, toprak vücuttaki elektriği, stresi alır diye.
Üzerinde sürekli oyunlar oynandığından mı, yoksa kolay kazanılmadığından mıdır bilmem ama bizim toprağımız sürekli stres yükler bize.
Tabi ki bunda dış güçlerin etkisi çok büyük.
Konuyu bu açıdan ele aldığınızda, çoğunlukla elimizde olmayan nedenlerden dolayı sürekli bir stres halindeyiz.
Yazık bize...
Artık savaşlar meydanda değil, masa başında kazanılıyor. Bu bir gerçek.
Hükümetler masa başında devriliyor, ülkelerin yönetim anlayışları masa başında değiştiriliyor.
Dün Arap Baharı dediler adına, yarın başka bir şey diyecekler.
Dünya küçük bir gurubun istediği şekilde yönlendiriliyor ve yönetiliyor.
Mısır’da yaşananlar bunun en güzel kanıtı.
Mısır belki de on yıllar boyunca aradığı huzura kavuşamayacak. Dün Irak’ta olduğu gibi veya diğer Ortadoğu ülkelerine yapılmak istendiği gibi..
Yıllar önce Amerika’nın Irak’a getirdiği özgürlük ve demokrasi anlayışının kaç insanın canına mal olduğunu net olarak kimse bilmiyor.
Bugün öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, herkesçe kabul edilen özgürlük ve demokrasi gibi kavramların anlamları bile çıkarlar doğrultusunda değişti, değiştirildi.
“Sana göre özgürlük, bana göre demokrasi” anlayışına doğru gidiyoruz.
Evrensel kavramlar yok artık. Evrensel çıkarlar var.
Göreceli olmayacak kavramlar bile göreceli hale getirildi.
2+2‘nin sonucunun 5 veya 3 olabileceği masaya yatırılıyor.
Hesap nasıl yapılırsa yapılsın, günümüzde sonuç hep stres doğuruyor.
Artık böyle, 2+2 eşittir stres...