Kıymetli hemşerilerim, yazılarımızın her geçen gün daha fazla okunduğunu sizlerden gelen soruların yoğunluğu ile görüyor ve bu durumdan oldukça mutluluk duyuyorum. Çalışma yaşamına ilişkin ana mevzuat olan 4857 sayılı İş Kanununa ilişkin konuları neredeyse tamamlamıştık.
Kalan birkaç konuyu da sizden gelmiş olan sorular içerisinde açıklayarak ana mevzuatımızı bitirmiş olacağız. Bu hafta sizlere kamuoyunda oldukça sık gündeme gelen ve işçinin emeklilik koşullarını tam olarak tamamlamasa dahi işyerinden kıdem tazminatı almasına hak kazandığı düzenleme ile ilgili gelen bir soruyu sizlerle paylaşmak istedim.
Soru: Liseyi 1996 yılında bitirdikten sonra, aynı yıl içerisinde bir süre amcamın mobilya satış mağazasında sigortalı olarak çalıştım. 1999 yılında askere gittim ve askerlik dönüşünde 2001 yılının Kasım ayında Yozgat … Fabrikasında işe başladım. Kesintisiz olarak bugüne kadar çalıştım. Ancak işyerimde tarafıma ağır baskılar uygulanmakta, artık burada çalışmak istemiyorum. İşten kendi isteğimle ayrılacak olursam kıdem tazminatına hak kazanır mıyım? Bunun için nasıl bir yol izlemem gerekiyor?
Cevap: Değerli okurumuz, işyerinde bir takım baskılara maruz kaldığını bize bildirmekle birlikte, bu baskıların neler olduğunu, kendisi ile ilgili ne yaptırımlar uygulandığını bildirmediğinden, bu sebepler dolayısıyla iş sözleşmesini kendisinin feshinde kıdem tazminatı ödenip ödenmeyeceği konusunda bir yorumda bulunamayız. Okurumuz adına değerlendirme yapabileceğimiz tek konu, kendisinin işyerindeki çalışma süresi karşılığı olarak Kanunda yer alan bir durumdan yararlanıp kendi isteği ile ayrılması durumunda, kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağıdır.
Önceki haftaki yazımızda da değindiğimiz üzere, 4857 sayılı İş Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte mülga olan 1475 sayılı eski İş Kanunu’nun yürürlüğü devam eden tek maddesi, kıdem tazminatına hak kazanma ve ödeme koşullarını açıklayan 14. maddedir. Madde ile işçilerin iş sözleşmelerinin hangi hallerde sona ermesi durumunda kıdem tazminatına hak kazanacağı detaylı olarak açıklanmış bulunmaktadır. 14. maddenin 5. bendinde, iş sözleşmesinin emeklilik ya da toptan ödeme almak kaydı ile sona ermesine ilişkin açıklama yer almaktadır. Okuyucumuzun yönelttiği sorunun cevabını da bu maddenin açıklaması ile birlikte bulacağız.
İlgili bentte “506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle” işçilerin iş sözleşmelerini kendilerinin sona erdirmeleri durumunda kıdem tazminatına hak kazanacakları yazılmış bulunmaktadır. Peki eski adıyla 506, yeni adıyla 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun bu maddede atıf yapılan hükümleri ne demektedir? Dilerseniz önce bu durumu açıklayalım.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 60. maddesindeki yaşlılık aylığına ilişkin koşulları, 28. maddede düzenlemiştir. 5510 sayılı Kanunun 28. maddesine göre genel kural, iş sözleşmesine dayanarak çalışan işçilerden Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olmaları ve en az 7200 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartıyla sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanmasıdır.
Yine 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesinin yürürlüğü 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi ile devam etmektedir. 506 sayılı Kanunun 81. madde C. bendinde yer alan; “23/05/2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanır” hükmü doğrultusunda, bu şartı sağlayan işçilere yaşlılık aylığı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanmaktadır. 1475 sayılı İş Kanunu 14. maddesi 5. bendinde yer alan hüküm doğrultusunda, geçici 81. maddede yer alan prim gün sayısı ve sigortalılık süresini dolduranlara kendi isteği ile işten ayrılmak istemeleri halinde kıdem tazminatı ödenmesi hükme bağlanmıştır. Bu durum şu anlama gelmektedir. Eğer işçi en az 15 yıldan beri sigortalı ve adına en az 3600 gün Sosyal Güvenlik Kurumuna prim yatırılmış ise, henüz Kanunun aradığı yaş haddine gelmemekle birlikte, kendi isteği ile işten ayrılmak isterse kendisine talebi halinde kıdem tazminatı ödenmesi gerekmektedir. Bu durum işçilere Kanunun tanımış olduğu geçici bir hak olup, çıkış mantığı işçinin henüz yaşlılık aylığı almaya hak kazanamamakla birlikte, çalışma gücü ve isteğinden yoksun olması nedeniyle çalışma hayatından kendi isteği ile çekilmesi ve yaş haddini çalışmadan geçirerek bekleyecek olmasıdır. Zira Yargıtay çeşitli kararlarında işçilerin bu haktan yararlanarak işten kendi isteği ile erken yaşta ayrılmış olması akabinde ertesi gün yeni bir işte çalışmaya başlayan işçinin kıdem tazminatı almaya hakkı olmadığına hükmetmiştir.
Okurumuzun sorusuna dönecek olursak, sigortalı olarak 1996 yılında çalışmaya başladığı, 2001 yılından beri ise aralıksız çalıştığını görüyoruz. Bu durumda okurumuzun 2014 – 1996 arası 18 yıllık sigortalılığı ve 2001 yılından beri kesintisiz sigortalılığı dikkate alınırsa en az yaklaşık 4.000 günün üzerinde de sigorta primi olmalıdır.
Bu durumda okurumuz 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. Bendi ile kendisine tanınan hak çerçevesinde, 506 sayılı Kanunun geçici 81. maddesi C. bendindeki sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısını doldurduğunu gösterir belgeyi almak amacıyla Yozgat Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunacak, alacağı bu belgeyi de bir dilekçe ekinde işverene vererek, başka herhangi bir neden öne sürmeye gerek olmaksızın iş sözleşmesini feshederek işvereninden kıdem tazminatını talep edebilecektir.
Ancak burada Yargıtay’ın görüşünün de dikkate alınması, yani hemen akabinde yeni bir işe başlamaması ya da en azından uygun bir süre içerisinde yeni bir işte çalışmaması, hakkaniyet açısından da uygun olacaktır.
Yoksa kanımca kişinin hiç çalışmadan bu süreyi geçireceğini söylemek de Anayasadaki çalışma hürriyetine aykırı olabilir.
Değerli okuyucular, inşallah bu haftaki yorumumuz da sizler için faydalı olmuştur. Bir sonraki yazımız için sorularınızı bekliyorum. İyi haftalar …