Yüce dinimiz İslâm; aklı, canı, nesli, malı  ve dini korumayı, bunları güzelce değerlendirmeyi farz kılmış, bu değerlere herhangi bir şekilde zarar veren, dünya ve ahiret mutluluğunu engelleyen kişisel, ailevî ve toplumsal huzursuzluklara yol açan başta alkol, uyuşturucu ve kumar olmak üzere bütün zararlı alışkanlıkları yasaklamıştır.
    Zararlı  alışkanlıklar; bazen taklit, özenti ve kötü  çevre, bazen de merak ve kişilik zafiyeti sebebiyle oluşmaktadır. Bundan dolayı gençlerin eğitim, yetişme ve çevreden etkilenme dönemlerinde anne babaların çok dikkatli olmaları gerekir.
Önemle belirtelim ki uyuşturucu ve sigara gibi maddelerin en belirgin özelliklerinden birisi, az miktarda kullanılsalar bile zamanla bağımlılık yapmalarıdır. Alkol ve uyuşturucu batağına saplanmış kişilerin hemen hemen hepsinin zararlı alışkanlıklara bu şekilde başladıkları bilinmektedir.
    Ne yazık ki, günümüzde alkol ve uyuşturucu kullanımı her geçen gün biraz daha artmaktadır. Kumar hastalığının ilk basamağı niteliğinde olan şans oyunları gittikçe yaygınlaşmaktadır. Hepimiz biliyoruz ki, içki ve uyuşturucu kullanmak insanın akli dengesini, beden sağlığını bozar, sinir sistemini alt-üst eder. İçki ve uyuşturucu bağımlıları, Allah'ın en büyük lütfu olan akıl ve iradelerini kullanamaz, kendilerine sahip olamaz, kâr ve zararlarını ayırt edemezler. Bu duruma düşen kimseler artık günahkâr olmanın ötesinde, ruhen ve bedenen sağlıklarını yitirmiş olurlar.
    Dinimize göre menfaate dayalı  her türlü şans oyunu kumardır. Kumar ise insanın zamanını, sağlığını, aile huzurunu, toplumdaki itibarını ve malını mülkünü heder eder. Yüce Allah, Mâide suresinin 90 ve 91. ayetlerinde:
    "Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları  ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz, değil mi?" buyurmaktadır.
    Peygamberimiz (s.a.s.) ise: "Sarhoşluk veren şeylerden sakının. Çünkü sarhoşluk veren şeyler bütün kötülüklerin anasıdır", "Sarhoşluk veren şeyler, deva değil bilakis derttir" buyurmuştur.
    Gençlerimizi içki, kumar ve uyuşturucu illetinden korumada en önemli görev aile ve eğitim kurumlarına düşmektedir. Ana babalar, çocuklarının nerelere girip çıktıklarına, kimlerle arkadaşlık yaptıklarına dikkat etmeli, onlarla sağlıklı iletişim kurmalıdırlar. Genç nesil iman, ahlâk ve güzel ameller noktasından takviye edilmeli, onlara büyük ideal ve hedefler gösterilmelidir.
    Şu gerçek iyi bilinmeli ki, toplum, ancak ruhen ve bedenen sağlam ve dinamik gençlerle ayakta durabilir. Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için, onlara güzel örnek olmalıyız. Şuurlu, inançlı ve ahlaklı kişiler olarak yetiştirmenin en önemli görevlerimizden birisi olduğunu unutmamalıyız.